Zaman geçiyor… Ama bazı zamanlar, sanki aynı hızda geçmiyor. Rutinlerin içinde koştururken, bazı duygular bir köşede sessizce bekliyor. Tam da bu sırada imdada yetişiyor bayramlar. Sürekli koşuşturduğumuz, rutine boğulduğumuz zamanlarda bir “es” gibi ferahlık verebiliyor.

Psikolojide “geçiş nesnesi” denilen bir kavram vardır. Bir çocuğun bağ kurduğu ve ondan uzaklaştığında aidiyet hissini sürdürmesini sağlayan bir nesne… Bayramlar da bana hep öyle gelir; geçmişle aramızda kurulan bir köprü, bir bağ gibi. Duygularımızla kalmak, yüzleşmek ve belki iyileşmek için bir fırsat…

Bazılarımız için bayram, sanki çocuklara aittir. En çok onların hakkı ya da belki de sadece onlar bayramın hakkını tam verir. Toplanan şekerler, alınan harçlıklar, kalabalık sofralarda kikirdemeler …

Peki neden yetişkinlikte o coşkuyu hissedemeyiz? Belki de kırgınlıklar vardır… Eksikler… Yeri dolmayacak kayıplar…

Gurbet vardır; bazen çok yakınken bile hissedilen uzaklık…

Çocukken anlamlandıramadığımız şeyler, yetişkinlikte ağır gelir.

Kapı çalmaz; ağırlık olur.

Beklenen gelmez; ağırlık olur.

Bir-iki servis eksik açılır masaya; o da bir ağırlık olur.

Ve sessiz bir çığlık yankılanır durur içimizde.

Bayramlar sadece birkaç günlük tatil değildir; kolektif bilincimizin de görünür olduğu zamanlardır.

Kökenimizi, ait olduğumuz yeri, evimizi, toprağımızı hatırlatan günler…

Ve geçmişte tutulamamış yaslar da tam burada, bu günlerde yüzeye çıkabilir.

Bazen bir mezarlık ziyareti, bazen eski bir fotoğrafa dalmak…

Bastırılmış bir acının uyanmasına neden olabilir.

İşte tam o zaman fark ederiz bayramın bir yanının da “duygu aynası” olduğunu.

Bakmak kolay değildir belki ama iyileşmenin yolu da tam buradan geçer.

Bayramlar sadece kalabalık sofralar değildir.

Bazen de “keşke”lerin, “artık mümkün değil”lerin fark edildiği zamanlardır.

Bazen bir mesaj atılmaz, bir kapı çalınmaz.

Gitmek istediğimiz yollar öyle virajlıdır ki kalmak daha güvenli gelir.

İşte bayramlar belki affetmek değil ama; o virajları bu kadar keskin yapan şeylere, ne zaman ve nasıl oluştuklarına bakmak için bir fırsat olabilir.

İyileştirmekten önce, anlamakla başlayabiliriz.

Eğer bu bayram yalnızsanız, bu zamanı kendinize dönmek için bir fırsat olarak görebilirsiniz.

Kalbinize sarılmak, kendinizle kalmak…

Bazen kalabalıklar da iyileşilir, bazen yalnızlık da…

Bu bayramın; kendinize alan açabildiğiniz, duygularınızı incitmeden kabul edebildiğiniz bir durak olmasını diliyorum.

Bağ kurmak istediklerinizle kurabildiğiniz, geride bıraktığınız insanları neden bıraktığınıza dair farkındalığınızın cam gibi berrak olduğu bir bayram olsun…

Olsun, değil mi?