Güneş yine pırıl pırıl doğmuşken, siz aynı alarm sesine uyanıyorsunuz. Aynı kahvaltı, aynı yollar… Ayaklarınız ilerliyor ama sanki ruhunuz biraz geride kalmış gibi. Sabahları içinizde anlam veremediğiniz bir ağırlık… Öğlene doğru minik bir karın ağrısı, sonra baş ağrısı, zamanla bedende döküntüler… Oysa dışarıdan bakıldığında hayatınızda her şey yolunda görünüyor.

Peki ya bunun nedeni, aslında mobbinge maruz kalıyor olmanız olabilir mi?

Mobbing, bir çalışanın iş yerinde sistematik bir biçimde psikolojik baskıya, dışlanmaya, değersizleştirilmeye, etkisizleştirilmeye ve itibarsızlaştırılmaya maruz kalmasıdır. Bu süreç çoğu zaman açık ve görünür şekilde ilerlemez.

Bazen bir bakışla, bazen bir toplantıda yok sayılmakla, bazen de belirsiz, ucu açık ama hiç bitmeyen eleştirilerle kendini gösterir. Bu tür davranışlar öyle ustaca manipüle edilerek uygulanır ki, kişi zamanla olup bitenin nedenini kendi eksikliğinde aramaya başlar. “Ben mi yanlış yapıyorum?”, “Abartıyor muyum?”, “Belki de yeterli değilim…” gibi düşünceler zihni sarar.

Zamanla, kişi sadece işini değil, kendilik algısını da kaybetmeye başlar.

“İlk zamanlar iyiydi, ama artık iş yerindeki kendimden nefret ediyorum.”

“Yaptığım hiçbir şeyin anlamı kalmadı.”

“Ben bir işe yaramıyorum…”

Bu duygular mobbingin yarattığı psikolojik hasarın işaretleridir. Mobbing, travmatik stres tepkilerine yol açabilir. Sürekli eleştirilmek, yok sayılmak, küçümsenmek, kişinin özsaygısını aşındırır. Uzun vadede depresyon, anksiyete bozuklukları ve travma sonrası stres bozukluğu gibi ciddi psikolojik sorunlara neden olabilir. Ve en acısı, kişi işten ayrılsa bile bu etkiler yıllarca sürebilir.

İŞ YERİ: SADECE MAAŞ ALINAN BİR YER DEĞİLDİR

İş yerleri yalnızca görevlerin yerine getirildiği alanlar değildir. Burası kimliğimizin, üretkenliğimizin, sınırlarımızın ve aidiyetimizin de şekillendiği yerlerdir. İnsan, her sabah kendini değersiz hissedeceği bir yere değil, varlığının anlam bulduğu bir ortama gitmeyi hak eder.

Bu nedenle kurumlar, kendilerine gelen şikâyetleri “bakarız” diyerek geçiştirmek yerine; etkin bir geri bildirim ve izleme sistemi, psikolojik güvenlik eğitimleri ve etik iç iletişim ilkeleri çerçevesinde değerlendirmelidir.

Çünkü mobbing yalnızca bireysel değil, aynı zamanda yapısal ve kurumsal bir sorundur. Ve bu sorun, önlenmesi gereken bir halk sağlığı problemidir.

Hiçbir çalışan, başkalarının olmamış benliğini statü yoluyla tatmin edeceği bir araç değildir.

Ve yine kimse, sahip olduğu unvan ya da pozisyonla temel bir hak olan saygının sınırlarını zorlayamaz. Bu durum, yazılı bir kural olmasa da ahlaki olgunluğun bir göstergesidir.

İş hayatında deneyim kazanmış bireylerin, kişilik gelişiminde de yetişkinlik düzeyine ulaşması beklenir ve bu haksız bir beklenti değildir.

Hiç kimse, ruh sağlığından ödün vererek çalışma zorunluluğuna itilmemelidir.

Öfkesini yönetemeyip bunu saygısızca dışa vuran ve mobbing uygulayan kişilere “Dur!” demek bir ihtiyaç değil, haktır.

Bu hafta, kendi hakkımızı kendimize verdiğimiz bir hafta olsun.