Sosyal medya hayatımızın her alanına girmiş durumda. Günümüzde yalnızca iletişim kurmak için kullanılan bir araç değil, aynı zamanda toplumsal olaylara verilen tepkilerin, ortak bilinç oluşmasını sağlayan ve bilgi paylaşımı için önemli bir yapı haline geldi.

Afet, kriz ya da toplumsal olaylarda sosyal medya bir dayanışma gücü oluyor. Yakın zamanda “asrın felaketi “olarak bilinen Kahramanmaraş merkezli 11 ilimizi etkileyen deprem sonrasında, yapılacak yardımların organize edilmesi, iletişim sağlanması, gelişen durumlar ve ani olaylar hakkında bilgi alışverişi ve dayanışmayı göstermesi en basit örneklerden birisidir. Aynı şekilde sosyal medya, bağış kampanyalarından gönüllü organizasyonlara kadar birçok harekete önayak oluyor.

Bir fikir hakkında farklı görüşe sahip insanların, sosyal medya içerisinde yazdıkları ve paylaştıkları gönderiler, kutuplaşmanın temeli haline gelmiş durumda. Aynı zamanda sosyal medya siyaset, ekonomi, renk, fikir, cisim ve daha nicesini toplumsal olarak kutuplaştırmaya, tartışmaların başlamasına ön ayak oluyor.

2025 Dijital Türkiye raporuna göre, Türkiye’de bir kişi ortalama günde 7 saat internet kullanıyor; bunun 4 saati cep telefonunda, geri kalanı bilgisayar veya tablette geçiriliyor.

Gençlerin komplo teorilerine daha yatkın olduğu tespit edilmiş. Bu yüzden okullarda medya okuryazarlığı derslerine yer verilmesi gerektiği savunuluyor. Ben de bu kanıdayım ama bu konuya daha sonra değineceğiz.

Sosyal medyanın olumsuz etkileri göz ardı edilemez. Özellikle, zaman yönetimi üzerinde büyük etkisi var. Gün içinde fark etmeden saatlerce ekran başında kalmak hem üretkenliği düşürüyor hem de sosyal ilişkileri zayıflatıyor.
Beğeni sayıları, takipçi yarışı ve sürekli “mükemmel hayat” paylaşımları, özellikle gençlerde özgüven eksikliği ve depresyona yol açabilir. Siber zorbalık ve mahremiyet ihlalleri de sosyal medyanın ciddi zararları arasındadır.

Sosyal medya, bir yandan toplumu dönüştüren bir güçken, diğer yandan dikkatli kullanılmadığında tehlikeli hale gelebilecek bir araç. Bu nedenle, bireyler olarak daha dikkatli ve sorgulayıcı olmak, toplumsal barış ve bilgi sağlığı açısından büyük önem taşıyor.