Geçen hafta yayınlanan yazımızın birinci bölümünde Konya Aydınlar Ocağı yönetim kurulu olarak gerçekleştirdiğimiz kültür gezisinin Çorum ayağını kaleme almış ve seyahatimizin Tokat-Sivas –Kayseri ayağını bu yazımıza bırakmıştık.

Zile deyince akla ilk ne gelir?

Zile pekmezi mi,Sezar’ın Pontus kralına karşı kazandığı Zela savaşı sonunda söylediği meşhur Ven-Vidi-Vici (geldim-gördüm-yendim) sözü mü?

Yoksa geçmişi günümüzde kalesi ile türbeleri, camileri ve manastır harabeleri, saat kulesi yaşatan bir yer mi?

Belki de hepsi. Geçmiş ile modern hayatın birlikte yaşandığı yer. Zile dokunması yüzyıllar süren bir kilim gibi taşında toprağında, geleneklerinde ve göreneklerini bağrında barındırıyor.

Özellikle kaledeki şehir müzesi Zile’nin geçmişine ayna tutuyor. Etnografik malzemeler dikkat çekici.

Zile’nin bağları da meşhur. Selçuklulardan kalma Ulu Cami (Nasuh Paşa) ibadet edenlere huzur veriyor.

Zile evleri belki de Safranbolu ve Beypazarı ile rekabet edecek konumda.3600 tarihi evin sadece % 10 u restore edilmiş. Hitit-Roma-Selçuklu-Osmanlı dönemlerine dair izlerin bulunduğu ilçede doğal yapı büyük ölçüde korunmuş. Bunu sokakları adımlarken görüyorsunuz. Kendinizi başka bir evrende hissediyorsunuz.

Bir Zile Türküsünde:

“Zile'liyiz  dediler

Bi  kazan bat'ı yediler

Daha yok mu dediler

Ağam gez, paşam gez

Bir de şu Zile'yi gez.”

*Bat: Tokat’a ait bir yöresel yemek.

Biz bat’ı yemeden Zile’yi de tam gezemeden Pazar’a doğru yolculuğumuzu sürdürdük.

Mahperi Hatun Kervansarayı

Pazar ilçesine 1 km uzaklıkta yer alan bir eser.

Konya-Sinop kervan yolunun üstünde Alaaddin keykubat’ın eşi Mahperi hatun tarafından inşa edilen hanın yazlık ve kışlık iki bölümü var. Han restore edilmiş. Bugün yazlık bölümü restoran olarak hizmet vermektedir.

Çalışanların hanın geçmişi ile daha fazla bilgi sahibi olmaları gözlemlerimize göre iyi olacaktır.

Mahperi hatun romanlara konu olmuştur.  Selçuklu, Osmanlı ve Türkiye hayranı olan ADB' li ünlü yazar Katherine Branning, kitabı "Ay Sultan" ile Anadolu Tarihi'nin tozlu sayfalarına kendi bakış açısına göre ışık tutmaya çalışmıştır.

Pazar’dan ayrılırken, güneş ufuktan kaybolmuş, el –etek çekilmeye başlamıştı. İstikamet Tokat. Deveciler Hanı butik oteli.

Deveciler Hanı restorasyondan sonra butik otel olarak hizmet veriyor. Tarihi İpek Yolu üzerindeki handa 55 kadar oda var. İki katlı. Odalar tek ve çift kişilik. Odalara isimler İpek Yolu rotasında yer alan ülkelerden verilmiştir. Otelin önündeki Sulu sokakta yer alan kervan heykelleri size “maziye bir bakıver” diye fısıldıyor.

Tokatlılar bir slogan geliştirmişler.”900 adımda 900 yıllık tarih”. Tokat’ta tarih yeniden ihya ediliyor. Hedef 11.yüzyıldan 19.yüzyıla kadar olan eserleri ziyaretçilerin 900 adımda ziyaret edebilmeleri.

Sulu Sokak’ta Takyeciler Camii, Yağıbasan Medresesi, Şehir Müzesi, Tokat müzesi ,biraz ilerde Sık Dişini Helası ( İlk umumi Tuvalet),Ulu Camii sizlere el sallıyor.

Hemen üstte tepede yer alan Kale bir şahin gibi çevreyi gözetliyor. Kale restore ediliyor. Tıpkı, Gök Medrese ve Gülbahar Hatun Camii gibi.

Sokağın ortasından akan suyun sesini dinleyerek, aslına uygun olarak taşlarla döşenmiş yolu takip ederek Ali Paşa Camisine ulaşıyorsunuz.

Geçmişteki bakırcı esnafının bakırı döğerken aruz vezninin ritmi ile iş yapmalarını hatırlayınca hayretle karışık ecdada bir saygı duyarsınız. Bir beyit de dilinizden dökülür:

“Ne ola Tokat kalesinde bir taş da ben olaydım,

Bey sokağında gezen bir baş da ben olaydım.”

Meraklılarına Tokat’ı kısaca tanıtalım.

Orta Karedeniz bölümünde yer alır. Merkez nüfusu köyleri ile beraber 200.000 civarında. İlçeleri ile birlikte il nüfusu 607.000 (2024) dir. Koskoca Tokat bizim Selçuklu kadar nüfusa sahiptir.

Karadeniz ile İç Anadolu arasında bir geçiş iklimi görülür. Tokat’a hayat veren Yeşilırmak ve kollarıdır.

Daha çok, tarım ve hayvancılık ve tarıma bağlı sanayi ekonominin temelini oluşturur.

Bir soru Tokat’ın Türkler tarafından kurulduğunu biliyor muydunuz?

Evet! Niksar ,Zile, Erbaa, Sulusaray ve Artova gibi ilçelerinin tarihlerinin Türklerin fethinden önceye dayandığını biliyoruz.

Ancak, Tokat, Danişmendliler tarafından Anadolu’da inşa edilen ilk Türk şehridir. Tokat kalesi daha önceki uygarlıklardan kalmadır.

Ecdat at nalı şeklinde yaşanabilir bir şehir inşa etmiş şehre de 14 km uzaklıkta su getirtmiştir.

Tokatlılar ilklerin şehri olmak ile övünür.

Sözgelimi Anadolu’daki ilk medrese. Niksar ve Tokat’ta açılmıştır. Yağıbasan Medresesi.

İlk Cami Garipler Camii Tokat’ta bulunur.

İlk umumi hela Sık Dişini helası(tuvalet) yine buradadır.

Tokat geçmişe doğru büyüyen bir şehir. Danişmentli-Selçuklu ve Osmanlı döneminde önemli bir ticaret merkezi ve kültür yuvası. Niksar Danişmentlilerin başkenti.

Tokat Osmanlıya 6 şeyhülislam yetiştirmiş. Meşhur ibn-i Kemal ile son sadrazam Mustafa Sabri Efendi de  bunların arasında yer alır.

Özellikle 1500 – 1850’ Li yıllar arası belki de Danişment ilinin altın çağıdır. Çünkü Tokat karagümrüğü noktasıdır. Bunun içinde voyvodalıkla yönetilirdi kadar canlı bir el sanatları ve ticaret merkeziydi ki, İstanbul’daki sultan hanımlarına işlenmiş sofra sinileri ve yazmalar buradan gönderilirdi.

O dönemlerde Sivas’ın nüfusu birkaç bin iken, Tokat’ın 14 bin olduğu kayıtlarda yer alır. Kafkaslara kumaş ve eyer takımları ihraç edilir. Bazı meslek mensupları kendileri için cami yaptırmışlardır. Sözgelimi Takyeciler, Tabakhane camileri gibi.

Bir kez düşünün 800 deve yükü bakır cevheri Tokat’a geliyor ve işleniyor.

Belki de günümüz Tokat’ın en güzel yönü tarihi günümüze taşımasıdır. Taşhan’ı faal, Deveciler Hanı faal,Tokat Müzesi,Tokat Şehir Müzesi, Tokat Mevlevihanesi,Yazmacılar Hanı, Yağıbasan Medresesi, Saat Kulesi, Yüksek Kahve Demokrasi Müzesi de hizmet veriyor.

Ziyaret ettiğimiz yerler içinde Tokat Şehir Müzesine ayrı bir parantez açmak isteriz.

Müze, şehrin tarihi merkezinde, 1.200 metrekare alan üzerine kurulmuş modern ve yeni bir binada faaliyet göstermektedir. Ön ve arka kısımda yer alan 8.000 metrekare açık bir kullanım alanı da bulunmaktadır. Yaklaşık 3.000 metrekarelik sergileme alanına sahiptir.

Tokat’a özgü yazmacılık, dericilik, demircilik, bakırcılık, tenekecilik, saraçlık, dokumacılık, yemenicilik, çömlekçilik, ahşap oymacılığı, dökümcülük gibi meslek grupları, el sanatları, giyim-kuşam kültürü, pamuklu ve ipekli dokumalar, ticaret yolları, kara gümrüğü, arşiv belgeleri, kent kronolojisi, seramikler, bakır kalhanesi müzedeki sergilenen eserlerin toplandığı başlıca temalar olarak seçilmiştir.

Verilen bilgiye göre açılışından günümüze kadar 1,2 milyon kişi müzeyi ziyaret etmiştir. Müzenin kuruluşunda büyük emeği olan yerel tarihçi ve müdür Hasan Erdem ve çalışanları tebrik ederiz.

Aslında bir teşekkür de Tokat Saat Kulesi’nin altında saatçilik yapan ve 30 yıldır kuledeki saatin ayarını zevkle yapan Ahmet ustaya etmek gerekir. Abdülhamit Han yadigârı saat kulesiyle Ahmet Usta’dan sonra kim ilgilenecek? Meçhul.

Bir kahve düşünün 115 yıllık geçmişi olsun. Türk Ocağı, İttihat Terakki binası olarak kullanılsın. Kurtuluş savaşının başladığı yıllarda istihbarat merkezi görevini ifa etsin. Tek partili ve çok partili dönemlerde liderlerinin halka hitap ettiği bir balkonu bulunsun.

İşte bu kahve günümüzde Yüksek Kahve Demokrasi Müzesi olarak hizmet vermektedir. Salı günleri de Tokat kültür adamlarının düzenli olarak katılımcılara açık sohbet yaptıkları bir mekândır.

Konya Aydınlar Ocağı olarak, sohbet formatı ve sohbet günlerimizin aynı gün olması gibi benzerlikler bizi memnun etti. İşbirliği imkânları gündeme geldi.

Tokat Mevlevihane Müzesi. Mevlana’nın sağlığında açılan ilk Mevlevihane. İyi bir çevre düzenlenmesi yapılmış, Bey Sokağına cephe, iki katlı bir konak. Üst katta balmumundan yapılmış sema gösterisi yapan semazenler etkileyici. Yeşillikler içinde bir huzur adası.

Tokat’tan Danişmendlilerin ilk kurulduğu yer Niksar’a doğru yolculuğumuz devam ediyor.

Bir Niksar Türküsü’nde geçen kalenin bedenlerini görmek istiyoruz.

“Kalenin bedenleri (yar, yar, yar yandım)

Koyverin gidenleri (Ninanay ninanayı ninanay nay)”

Tabiat, kültür ve tarihi zenginliğin kaynaştığı, Eski Çağlarda antik dönemin, Danişment ve Selçuklu döneminde “Danişmend İli” nin önemli merkezlerinden olan Niksar, Kelkit vadisinin genişlediği Niksar ovasının kurulmuştur. Niksar ovası kuzeyde Canik ve güneyde Sakarat dağları ile kuşatılmıştır.

Tarım ve tarıma dayalı sanayi ekonominin temelini oluşturur.

Danişment Melik Ahmet Gazi Türbesi. Danişmendlilerin kurucusu Melik Ahmet Gazi’nin türbesi kalede yer almaktadır. Türbedarı vardır. Çevre illerden ziyarete gelenleri gördük. Sedir ve çam ağaçları arasında bir cennet köşesinde ziyaretçilerini beklemektedir.

Niksar Ulu Cami. Kebir Mahallesinde bulunan tarihi Niksar Ulu Cami ile. Bu bölgeden hüküm sürenlerden biri de Danişmendlilerdir. Bu beylik bu yörede birçok esere imza atmıştır. Bunlardan biri de 1145 yıllında Cepnizade Hasan Bey tarafından inşa edilen Niksar Ulu Camisidir. Cami kesme taştan olup dikdörtgen yapılıdır.

Cuma namazı öncesi cemaatle tanıştık. Hocaefendi kılıçla hutbeyi irad etti. Minberde Danişmentli bayrağı ve Kelime-i Tevhid sancağı vardı.

İki günlük Tokat seyahatini tamamlayarak Çamlıbel üstünden dönüş yolculuğuna başladık. Bir Sivas türküsünde: “Çamlı beller bölük bölük bölünür. Ben dosttan ayrıldım bağrım delinir. İfadeleri ile ayrılığın acısı dile getirilmiş. Bizde Tokat ‘tan ayrılırken her ne kadar bağrımız delinmese de, Tokat’ta daha fazla kalamamanın hüznünü yaşadık.

Sivas’ı bir başka sefere diyerek geride bıraktık. Güzergâhımızda olan Şarkışla Elmalı köyünde Merhum Muhsin Yazıcıoğlu’nun doğduğu evi ziyaret ettik. Muhsin Başkan’ın hayatının geçtiği evde bir çevre düzenlemesi yapılmış. Ev, “Anı Evi” olarak tasarlanmış. Sivas Valiliği’ni tebrik etmek gerekir. Aileden birini de görevlendirmiş. Bu görevi merhum başkanın kız kardeşinin oğlu-yeğeni Süleyman Bey üstlenmiş. Muhsin Başkan’ın babasının kabrini ziyaret ederek Fatiha’mızı okuyarak, tekrar yola revan olduk.

Son durağımız Bünyan’daki Karatay Hanı oldu. Karatay Hanı Kervansarayı Kayseri'ye 40 km mesafedeki Bünyan İlçesi, Karatay (Karadayı) Mahallesinde yer almaktadır. 1240 yılında ünlü Selçuklu Veziri Celalettin Karatay tarafından yaptırılmıştır. Günümüzde restoran olarak kullanılmaktadır. Sultan hanı ile benzerlik gösteren Karatay Kervansarayı'nın içinde bir mescit, bir hamam ve türbe yer almaktadır

Yazımıza son verirken, dostlara tavsiyemiz. Tokat’ı görmeleri. Neden mi? Tarih hala canlı. Sakin bir şehir. Gidebileceğiniz yerler genelde yürüme mesafesinde. Şehrin maddi ve manevi dokusu çok az bozulmuş. Kaldırımlarda rahatça yürüyüp, alış- verişinizi yapabilirsiniz.

Bir de gidersek ne yiyelim diye düşünenlere önerimiz: Tokat Kebabı.

Neyi meşhur? Tokat’ın ekmeği, kızılcık, kuşburnu marmeladı, Zile pekmezi, Tokat yaprağı, yazmaları ve diğerleri…

Son cümle, Tokatlılar Mevlana hazretlerinin şehirlerini “İklimi ve insanı mutedil” sözleriyle takdir ettiğini ifade ederler.

Bir bizi gülümseten üst geçitlerde yer alan iki slogan ile son noktayı koyalım.

“Yere Çöp Atan Tohatlı Değildir!” “Yere Çöp Atan Sasuhtur!”

Selam ve dua ile…