Birleşmiş Milletler’in (BM) hazırladığı rapora göre, ülkelerin zenginliği üç temel sermaye birikimine dayanır: Fiziki Sermaye, Beşeri Sermaye ve Doğal Zenginlikler.

Fiziki sermaye; ulaşım, altyapı, fabrika ve benzeri unsurları içine alır. Doğal zenginlikler kategorisinde ise yeraltı ve yerüstü kaynakları yer alır. En önemlisi ise beşeri sermayedir. Milleti teşkil eden insan kaynağının maddi, manevi, sosyal, sanatsal, kültürel, düşünsel, tarihsel, bilimsel ve teknolojik olarak katma değer sağlayacak nitelikte olması; eğitim, sağlık, bilgi, beceri ve kalitesi beşeri sermayeyi ortaya koyar.

Bugün hem fiziki sermayeyi hem de doğal zenginlikleri değerlendirmek için beşeri sermayeye ihtiyacınız vardır. Eğer nitelikli ve entelektüel birikiminiz yoksa, bazı ülkelerde olduğu gibi beşeri sermayeye sahip ülkelere el açarsınız; onlar da dilerse size açlıktan ölmeyecek kadar yardım eder. Bunun için tıpkı Almanya ve Japonya’da olduğu gibi nitelikli insanları keşfedip beşeri sermaye açısından zenginleşmemiz gerekir.

Her ne kadar Beşeri Sermaye Endeksi’nde (BSE) hâlâ istenilen yerde değilsek bile son yıllarda ümit verici adımlar atılmaktadır. Gerek devlet kurumları gerekse özel sektör ve sivil toplum kuruluşları yoğun bir gayret içindedir. Sözgelimi Teknofestleri, Diplomasi Kamplarını ve MUN gibi uygulamaları buna örnek olarak verebiliriz.

Söz konusu toplantılara katılan gençlerdeki heyecanı, çalışma azmini ve adanmışlık ruhunu hayranlıkla izlememek elde değil. Hamdolsun Konya’mız da beşeri sermaye yetiştirmek için birçok projede yer alıyor veya bu tür çalışmalara ev sahipliği yapıyor. Bazen bunlardan haberimiz oluyor, bazen olmuyor. Geçtiğimiz hafta biz de böyle bir organizasyonun kapanış törenine davetliydik.

Taşkent’teki Atabey Gençlik Kampı’nda yapılan; Necmettin Erbakan Üniversitesi (NEÜ), Uluslararası İmam Hatip Mezunları ve Mensupları Derneği (UİHM) ve Konya Büyükşehir Belediyesi’nin ortaklaşa düzenlediği, bu yıl ikincisi gerçekleştirilen “Diplomasi Kampı”ndaki coşkuya biz de ortak olduk.

Konya’daki ve Türkiye’nin önde gelen imam hatip liseleri ile meslek liselerinden gelen; her biri pırıl pırıl, YKS'de ilk binde ya da 5000'de yer alan ve kampa iştirak eden seçilmiş 27 öğrenciyi görünce gözlerimiz doldu. Ayrıca katılımcılar arasında uluslararası Anadolu imam hatip lisesi öğrencilerinin de olmasının, organizasyona ayrı bir zenginlik kattığını gördük.

NEÜ’den programın moderatörü Prof. Dr. Zekeriya Mızrak kampın amacını şöyle özetliyor:

"Amaç; ülkemizin elindeki ulusal ve uluslararası lise düzeyindeki belirli bir seviyenin üstündeki öğrencileri bir araya getirmek, aralarında bir bağ kurmak, geleceğin yöneticileri ve karar vericileri olarak bugünden bir perspektif ve gelecek vizyonu sağlamak, ülkelerinin ve dünyanın meselelerine ve ortak çözüm yollarına kafa yormak, daha güvenli ve yaşanabilir bir dünyanın oluşturulması için neler yapılabileceği sorularına birlikte cevap aramaktır."

Diplomasi, İslam Düşüncesi, Bilim, Tarih, Kültür ve Spor gibi temaların işlendiği sunumlarda; Necmettin Erbakan Üniversitesi ve İstanbul Medeniyet Üniversitesi’nden öğretim üyeleri öğrencilere alanlarıyla ilgili damıtılmış bilgiler aktardılar.

Öğrencilerin programdan çok memnun kalmaları ve azami düzeyde yararlanmaları, en önemli çıktı olarak karşımızda duruyor. İşte onlardan birinin izlenimi:

Samsun Atakum Anadolu İmam Hatip Lisesi mezunu Haktan Eren Benli:

"Farklı coğrafyalardan, farklı kültürlerden ve farklı renklerden gelmiş olsak da aynı inanç, aynı ideal ve aynı ümmet bilinci etrafında buluştuğumuz çok kıymetli bir Diplomasi Kampı geçirdik. İktisat, felsefe ve ilahiyat gibi farklı disiplinlerde alanının uzman isimlerinden istifade etme fırsatı bulduk. Bu dersler yalnızca bilgi edindiğimiz oturumlar değil, aynı zamanda bakış açımızı geliştiren, ufkumuzu genişleten ve biz gençlere yeni hedefler kazandıran verimli buluşmalar oldu. Bu güzel organizasyonda emeği geçen, katkı sunan ve bizlere bu imkânı sağlayan herkese gönülden teşekkür ediyoruz."

Hem zihinlerin, hem ruhların hem de bedenlerin doyurulduğu ve yoğrulduğu program, geleceğimiz açısından ümit vadetmektedir. Programın hazırlanmasında ve yürütülmesinde emeği geçen öğretim üyelerine, öğretmenlere, katılımcı öğrencilerimize ve görevlilere teşekkür ediyor, şükranlarımızı sunuyoruz.

Programla ilgili önerilerimize gelince: Elbette öğrencilerimizin kalbinin kazanılması önemlidir. Ancak uygulamaların kurumsallaşması, katılımcılar arasındaki ağın güçlendirilmesi, takiplerinin yapılması ve kariyer planlamasında öncülük edilmesi için gerekli altyapının oluşturulması da büyük bir önem taşımaktadır.

Unutmayalım, kimin nitelikli insanı fazla ise savaşı o kazanır.

Selam ve dua ile...