Yeni eğitim ve öğretim yılı 14 Eylül Pazartesi günü itibarıyla başlıyor. Ruh cephesinin sanatkârları öğretmenlerimiz, umudumuz öğrencilerimiz ve ailelerimiz için hayırlı olsun.
Eğitim kalitemizi ölçen PISA testlerindeki sıralamamızın yükseldiğinin açıklanması, yeni öğretim yılına başlarken çıtayı daha da yükseltmek adına iyi bir motivasyon kaynağı olmuştur.
Ancak eğitim sistemindeki fiziksel problemleri çözmede gösterdiğimiz başarıyı, insan yetiştirme çıktısında gösteremiyoruz. Bilgiyi yüklediğimiz; test ve tost odaklı yetiştirdiğimiz; kendi kıyafetini başkasının seçtiği, ayakkabısını başkasının bağladığı, özgüveni düşük, sosyal sermayesi olmayan bağımlı bireyler yetiştirmeye devam ediyoruz. Hayal kuramayan, bedel ödemeyen, en küçük bir zorlukta pes eden bireylerle çetin yolları aşmaya çalışıyoruz. Sonuç hayal kırıklığı: Milyonlarca ev genci ve iş için başına talih kuşunun konmasını bekleyen üniversite mezunları...
Millî ve yerli maarif modeli ile hastalıklarımıza çare bulmaya çalışıyoruz; ama bu durum, merhum Erbakan Hoca’nın ifadesiyle “pansuman tedbir” olmaktan öteye geçemiyor. Çünkü bizim bir eğitim felsefemiz, insan ve toplum tasavvurumuz yok. Hoş, hem Batı’ya karşı olduğumuzdan bahsediyor hem de Batı eğitiminin iyi bir taklitçisi olmaktan kurtulamıyoruz. İki asırdır Batı karşısındaki mağlubiyetimizin çaresini yine onların veri ve değer setinde arıyoruz. Kurduğumuz Darülfünun ve idadi ya da sultanilerde de bunun izlerini görüyoruz.
Hâlbuki bizim maarif sistemimizde akleden, düşünen, ibret alan, anlayan, emanet taşıyan, sorumluluk bilincine sahip; Mevlânâ’nın pergel metaforunda olduğu gibi bir ayağı kök değerlerimizde, diğer ayağı ile dünyayı dolaşan bireyler yetiştirmemiz önceliğimiz olmalıdır.
Eğitim sistemimiz zihni bilgi ile dolduran değil; akla bilgi, kalbe merhamet, vicdana adalet, iradeye sorumluluk ve hayata anlam kazandırma hedeflerini esas almalıdır. PISA rakamları sadece planlanan sonuçlar için bir fikir verir; ancak insanın takip edeceği yön için bir anlam ifade etmez.
Gençlerimiz arasında Batı sevgisinin artmasından yakınıyoruz ama onların gözünden olayları göremiyoruz. "Körle yatan şaşı kalkar", "Kem âlet ile kemâlat olmaz."
Önce kendi okumamızı yapmalıyız, değer ve veri setimizi geliştirmeliyiz. İnsan ve toplum tasavvurunu ortaya koymalıyız. Genel ya da zorunlu eğitim yeniden gözden geçirilmelidir.
Kültür ve değer temelli bir eğitim sistemi önceliğimiz olmalıdır. Bunun için Maarif Üniversitesi kurularak bütün planlamalar; eğitim felsefesi, insan ve toplum tasavvuru konularında hem kök değerlerimizi dikkate alan hem de dünyayı gözeten bir müfredat oluşturulmalıdır.
Tabii ki burada mektebi ayakta tutan öğretmenler öncü rol oynayacaktır. Öğretmen; materyalizmin çok sert esen rüzgârlarına, kapitalizmin dev dalgalarına, sekülerizmin ve dünyevileşmenin Tsunamisine ve de sosyal medyanın kavurucu sam yeline karşı diriliş mektepleri çatısı altında öğrencilerine ilim, irfan, hikmet, sanat pınarlarından “kana kana” su içmelerini sağlamak gibi şerefli bir görevi yürütür. Muallimlerimizle söz edilen misyon ile yetiştirilmelidir.
Bu vesileyle tüm öğretmenlerimiz, idarecilerimiz, öğrencilerimiz ve velilerimiz için yeni öğretim yılının hayırlara vesile olmasını diler, başarılar temenni ederiz.
Selam ve dua ile...
Not: Geçtiğimiz pazar günü kızımızın nikâh merasimine iştirak ederek bizleri mutlu eden Konya Aydınlar Ocağı ve HİSDER mensuplarına, öğretmen ve idareci arkadaşlarımıza, uzaktan yakından teşrif ederek bizleri onurlandıran dostlarımıza, değerli akrabalarımıza, komşularımıza, öğrencilerimize ve basınımızın güzide temsilcileri Gazetekonyam’dan Mehmet Esat Çağla ile Konyayenigün Gazetesi’nden Hacer Ceylan Zaman ve Merve Hanım’a teşekkür ederiz. Programa mazeretleri nedeniyle katılamayacaklarını bildiren misafirlerimize de Altuntaş–Us aileleri olarak şükranlarımızı sunarız.