Bilindiği gibi Türkiye’de bulunan onlarca anıt ağaçlardan Konya’mızda da hissesini almış.Güneysınır’daki Bardas Mahallesi ile Taşkent’in Balcılar Mahallesinde bulunan anıt ağaçları buna örnek olarak gösterebiliriz.

Geçen gün ziyaret ettiğimiz Hatay’ın Payas ilçesindeki II. Selim Camii’nin avlusunda bulunan anıt zeytin ağacının hikâyesi ise oldukça ilginç. Cami imamının verdiği bilgiye göre, 1366 yıldır meyve veren bu ağacın zeytinleri Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından özenle toplanıyor; yaklaşık 300 kiloluk ürün, protokolün katıldığı bir törenle Cumhurbaşkanlığına gönderiliyor.

Dikkatimizi çeken nokta, ağacın yüzyıllardır meyve vermeye devam etmesiydi. Bu durum, bizlere ışık tutan, yol gösteren ve yaşayan birer anıt niteliğindeki "öncü insanlarımızı" aklımıza getirdi.

Yeri gelmişken, merhum Prof. Dr. Ahmet Haluk Dursun’un anlattığı bir anekdotu da zikredelim: “Hoca, Yunanistan’da ecdattan kalan bir anıt ağacın fotoğrafını çekerken Yunan polisi tarafından tutuklanıp sorguya çekilir. Bunun üzerine Ahmet Haluk Dursun Hoca şu kararı verir: 'Anıt ağaçlar kesilmediği sürece ayakta kalır. Ama öncü insanlar, anıt insanlar birer birer dünyalarını değiştiriyor; sırlarını ve hazinelerini de beraberlerinde götürüyorlar. Bundan sonra tek tek öncü insanları araştıracağım.'”

Elbette atalarımızdan kalan anıt ağaçlara ve mimari eserlere sahip çıkacağız.Ama ya özne ve örnek olmuş büyüklerimizden haberimiz var mı?Bu soruya “evet” cevabı vermekte zorlanıyoruz. Hayali’nin, "Cihan-ârâ cihan içindedir, arayı bilmezler / Ol mâhiler ki derya içredir, deryayı bilmezler" beyti, sanki tam da bugünkü halimizi anlatıyor

Bizler, yanı başımızdaki değerlerimizin kıymetini ancak öldüklerinde mi anlayacağız?

Peki, bu kanaat önderleri ve öncü insanlar, “Biz cihana parmak ısırtan hünerlerimizi sergiledik ve gelip geçtik. Ama siz, arkamızdan gelenler, o hazinenin değerini bilip geriden gelenlere bu azametten haber verdiniz mi?” diye sorsalar, ne cevap vereceğiz?

Dost ile dost olma yolunda ilerleyen bizlerin, öncülerin ve önderlerin hatıralarına sahip çıkarak, keşkülümüzü onlara uzatıp müşküllerimize çare bulma inancıyla hareket etmemiz en doğru yol olsa gerek. İlim, edep, terbiye ve hüner ehli olan büyüklerimizi keşfetmeli, mücevherlerin üzerindeki unutulmuşluk tozunu silmeliyiz.

Bir taraftan bu öncü insanlara sahip çıkarken, diğer taraftan hayırlı hizmetler yapan kurum ve kuruluşlara destek olmalıyız. Merhum Erbakan Hoca’nın ifadesiyle, “Hayra motor, şerre fren” olmaya devam etmeliyiz.

Bu bağlamda, Dörtyol’da faaliyet gösteren Körfez Eğitim ve Yardımlaşma Derneği’nin çalışmalarına bir parantez açmak istiyoruz. Dernek, birçok kuruluşun yaptığı gibi yurt içinde ve yurt dışında yardım ve kurban faaliyetlerini gerçekleştirmekte, eğitim alanında yaz kursları gibi etkinlikler düzenlemektedir. "Birçok dernek zaten bu çalışmaları yürütüyor," diyebilirsiniz. Körfez Derneği’ni farklı kılan ise sokaktaki insana yönelik özgün çalışmalarıdır.

“Hayatın Anlamı Ne? (HANNE)” projesi kapsamında, toplumumuzdaki dine uzak gençlere ulaşmak için Dörtyol’un en işlek caddesinde bir stant açıyorlar. Gençlere “Hayatın anlamı ne?” sorusunu yöneltip sohbet ediyor, ikramda bulunuyorlar. Ardından, “Son mesajı okudun mu?” sorusuna cevap arayanlara kitap gibi hediyeler takdim ediyorlar. Ayrıca esnafı ziyaret ederek Ahilik kültürünü tanıtıyor; bu yolla da Dörtyol’daki esnafın dörtte üçüne ulaşıyorlar.

Körfez Eğitim ve Yardımlaşma Derneği, bu çalışmalarıyla büyük bir boşluğu dolduruyor. Aslında her Müslüman, usulüne uygun bir tebliğ ile görevlidir. Mottomuz, “Bir adam, cennete bir adım” olmalı.

Bu vesileyle, Körfez Derneği Başkanı Osman Öz hocamızı ve ekip arkadaşlarını tebrik ediyoruz. Yine Dörtyol’da yaptığı hizmetlerle takdir toplayan Haydar Arslan Hocamıza ve bize ev sahipliği yapan Körfez Derneği gönüllüsü değerli öğrencim Ensar Efe Öksüz ile ailesine teşekkürlerimizi iletiyoruz.

Son olarak; hem anıt ağaçlara hem de hayatlarıyla çağa damgasını vurmuş, "özne" olmuş büyüklerimize değer verirsek; gençleri etiketlemek yerine etkileme yöntemini benimsersek, geleceğimize daha güvenle bakabiliriz.

Selam ve dua ile…