İnsan varoluşundan beri yolcudur. Doğduğu günden itibaren yollardadır insan... Bazen yeni bir yurt bulmak, kimi zaman hakikatin peşinde koşmak, bazen de yeni beldeleri keşfetmek için yola çıkmıştır.
Sanmayalım ki her yolculuk aynıdır. Tarihe baktığımızda birçok büyük değişimin bir yolculukla başladığını görürüz. Hicret yolculuğu bunun en çarpıcı örneğidir. İnsan bazen bir şehre ulaşmak için değil; yeni bir insana dönüşmek, kemale ermek amacıyla da yola çıkar. Yol, insana sadece şehirleri göstermez; aynı zamanda farklı bir bakış açısı kazandırır. Ayrıca yolun; gidileni de gideni de değiştirdiği söylenebilir.
Bazı şehirler vardır; adını duyduğunuzda zihninizde sadece bir yerleşim yeri değil, köklü bir kültür ve medeniyet canlanır. Tıpkı Niğde gibi... Nitekim cumartesi günü Konya Aydınlar Ocağı Yönetimi olarak çıktığımız Niğde seyahati öncesinde, Sultan Alaaddin Camii’nin ana giriş kapısındaki mukarnaslar arasında bir kadın silüetinin zihnimizde canlanması buna güzel bir örnektir.
ZAMANIN İZLERİNİ SÜRMEK
Konya Aydınlar Ocağı Yönetimi olarak zaman zaman bu tür kültür gezileri düzenliyoruz. Katman katman tarihi barındıran kadim şehirlerimizin sokaklarını adımlarken zamanın izlerini sürmek, şehrin görünen yüzünün arkasındaki gizli sırları keşfetmek bizleri heyecanlandırıyor.
Sokak aralarına daldığımızda kaybolmuş insan hikâyelerini arıyoruz. Kâh Sungurbey Camii’nin mihrabında, kâh Niğde Kalesi’nden dökülen taşlarda, kâh Abdülhamid yadigârı saat kulesinde, Rumlardan kalan konakların çatlaklarında, günümüzde kütüphane olarak hizmet veren kilisedeki resimlerde, Kent Müzesi’nde sergilenen fotoğraflarda, Niğde Belediyesi Tabal Gastronomi Evi’ndeki Michelin plaketinde geçmişin günümüze bıraktığı izlerin peşine düşüyoruz.
Bir kentin tarihi ve kültürel mekânlarını görmek sadece geçmişimizi anlamamıza hizmet etmez; aynı zamanda bugünle de bağ kurmamıza vesile olur.
ŞEHRİN DÜNÜ, BUGÜNÜ VE GELECEĞİ
Niğde’ye daha önce de birkaç kez yolumuz düşmüştü. Bu seyahatimizle ilgili edindiğimiz bazı izlenimleri paylaşmak isterim:
Kabuğunu kırmaya çalışan Niğde, günden güne gelişiyor. Üniversite şehri olmasının getirdiği canlılık memnuniyetle karşılanırken, bu durumun şehrin sosyal dokusunu zaman zaman olumsuz etkilediği de ifade ediliyor.
Şehirle özdeşleşmiş olan patates üretimi, topraktaki sıkıntılardan dolayı ciddi düzeyde düşmüş durumdadır. Buna karşın elma üretiminde Niğde, Türkiye’de hâlen önemli bir söz sahibidir. Ankara-Adana Otoyolu’nun şehrin hemen yanından değil de uzağından geçmesi ise kent ekonomisine beklenen katkının sağlanmasına engel olmuştur. Turizm açısından eskiye nazaran bir gelişme görülse de turistlerin genellikle günübirlik uğramaları nedeniyle şehir ekonomisine yeterince destek olamadıkları anlaşılmaktadır.
Ancak özellikle takdir ettiğimiz hususlar da var: Kale çevresinde kentsel dönüşüm ile tarihi dokunun korunması yönünde yürütülen çalışmalar, taş evlerin bulunduğu alanlardaki restorasyon ve sağlıklaştırma faaliyetleri, bedestenin Kent Müzesi’ne dönüştürülmesi ve tarihi bir kilisenin kütüphane olarak öğrencilerin hizmetine sunulması son derece kıymetlidir.
Bunun yanı sıra ziyaret ettiğimiz Niğde Belediyesi Tabal Gastronomi Evi; gerek konsepti, gerek hizmet anlayışı ve yöresel lezzetlerin sunumu, gerekse AR-GE çalışmaları ve uygun fiyatlarıyla büyük takdir topluyor. Bu çabalar sonuçsuz kalmamış ve Tabal Gastronomi Evi, Michelin rehberine girerek plaket almaya hak kazanmış. Şehrin tarihi, kültürel ve sosyal ihtiyaçlarını gidermek için çalışan, Niğde’yi bir marka şehir hâline getirmeyi hedefleyen Belediye Başkanı Sayın Emrah Özdemir Bey’i tebrik ediyor, çalışmalarında başarılar diliyoruz.
KÜÇÜK NOTLAR, BÜYÜK HAFIZALAR
Niğde ile ilgili anlatılacak daha pek çok şey var. Bilenleriniz mutlaka vardır ama biz yine de tarihe bir not düşelim: II. Dünya Savaşı yıllarında İstanbul Topkapı Sarayı’ndaki Kutsal Emanetler korunma amacıyla Niğde’ye getirilmiş ve burada muhafaza edilmiştir.
Son bir not olarak; Çanakkale Savaşı'nda Seyit Onbaşı’nın sırtına o devasa mermiyi yerleştiren kişinin Niğdeli Ali Çavuş olduğunu da hatırlatmak isterim.
Tarihiyle, kültürüyle ve misafirperverliğiyle Niğde sizleri bekliyor.
Selam ve dua ile...
Not:
Niğde gezisini tertip eden Konya Aydınlar Ocağı Başkan Yardımcımız Mustafa Sinan Ümit’e, Başkanımız Dr. Mustafa Güçlü’ye, Yönetim Kurulu Üyemiz Tayyar Yıldırım’a, Niğde’de bizi ağırlayan ve refakat eden İbrahim Safa Esen’e ve Bor’da bizleri Bol’lu Pizza’da ağırlayan Cafer Haluk Elgin’e teşekkür ediyor, şükranlarımızı sunuyoruz.