Para hırsıyla yanıp tutuşanların aslında emperyalizmin kasalarında tutulan paraları, kapitalizmin ceberut askerleri tarafından hortumlanmıştır. Geçmiş olsun

Kârına ortak olmadığım hiç bir sistemin zararına da ortak olmam.

Zararına zorla ortak yapılmaya çalışırsam da elimden başka bir şey gelmeyeceği için sadece beddua edebilirim.

Alın teri ve emeğin olmadığı hiç bir kazancın ne bu dünyada ne de öteki dünyada sahibine bir faydası olacağına inanmıyorum. Bu benim inancımdır. Kim neye nasıl inanırsa inansın ama günün sonunda karşıma çıkıp zırlamasın.

30 yıl gülüp oynayıp eğlenen, geleceğini düşünmeden, kazancını har vurup harman savuran 70 yaşındaki cırcırböceğinin, yine zor şartlarda kazancından tasarruf ederek ev sahibi olmuş aynı yaştaki bir karıncaya zamanında gülerken, onunla dalga geçerken şimdi ise "Maaşım kiraya yetmiyor, yanıyorum, ölüyorum, batıyorum, bitiyorum!" diye ağlamasına benzeyen, "Yüzde bin kazandım, paraya para demiyorum, bu devirde akıllı olacaksın, kafanı çalıştıracaksın" diyerek, hava atıp, karıncanın kafasını ütüleyen; katlarda, yatlarda, villalarda sefa sürerken kaymak gibi ithal seramik ve fayanslarla döşenmiş balkondan ayağı kayıp rüzgara kapılan ve deryalara savrulan cırcırböceklerinin kurtarıcısı olamam.

"Bir havuz düşünün, herkes o havuza para koyuyor. Havuz, yüksek bir tepeye kurulmuş olduğu için çok fazla rüzgâr alıyor. Havuzun etrafı ise oraya para koyanlar tarafından çepe çevre sarılmış, sarmalanmış öylece bekliyorlar. Oraya konulan herkesin ortak parasını kendi midesine, torbasına, kasasına, cebine, çantasına hülasa hesabına indirmek hevesiyle soluk soluğa kalmış aç kurtlar gibi fırsat kolluyorlar. Kısaca kapanın elinde kalacak o anı iştahla bekliyorlar.

Rüzgâr estikçe paralar, havuzun bir köşesinden diğerine uçuyor, yığılıyor, dalgalanıp duruyor. Para yığıldıkça önüne para yığılanlar, Serengeti arslanları gibi saldırıp kapabildikleri paraları kucaklarına, boyunlarına bağladıkları torbalarına, kimisi de ceplerine, çantalarına dolduruyorlar. Bazıları havuzun daha fazla rüzgâr alabilmesi, fırtınalara muhatap olabilmesi için parayı kendi kucaklarına sürekleyecek düzenekler, vantilatörler, rüzgârgülleri taktırmışlar. Garibanlar ise olmayan nefeslerini içlerine çekerek paranın kendilerine doğru sürüklenmesini umutla beklemekteler. Sonunda bizim orada "Şeytan Düğünü" dediğimiz ama yaygın adıyla bilinen bir "Hortum" çıkıyor ve havuzu boşaltıp mevcut paralar, emperyalizm denilen evrensel para kasalarına doğru kapitalizmin silahlı askerleri korumasıyla birlikte gökyüzüne burgular çizerek yükseliyor ve uçup gözlerden kayboluyor...

Bizim garibanlar da benim yaşımdaki çocukların o zamanlar gökyüzünde gördükleri uçaklara, gurbette olan babalarına el sallayarak söyledikleri gibi "Babama selam söyle, babama selam söyle" diyerek bakıp kalıyor hortumun arkasından ve sadece el sallamaya güçleri yetiyor.

O zamanlarda da benim cebimde bir kör kuruşum yoktu şimdi de ne cebimde ne de havuzda bir kör kuruşum yok.

Ha, bu sistemi kuran ve güvenliğini sağlamayanların, insanları bu sisteme teşvik edenlerin, bunu fırsat bilip sistemi hırsızlığa, yolsuzluğa, namussuzluğa kullananların da elbette veballeri, günahları var.

Hırsızın, yolsuzun, sahtekârın, uyanığın, uyuyanın rüşvetçinin, fuhuşçunun, dinlisi, dinsizi, o partilisi, bu partilisi, başı kapalısı, k.çı açığı olmaz. Hırsız ahlâksızdır, sahtekârdır, namussuzdur, haramzadedir. Hırsızlık yapanı savunmak da namussuzluktur. "Benim hırsızım" deyip onu korumak ona laf etmemek de onursuzluktur.

Kimin bu konularda adı geçmişse ve o kişi kimin partisinin üyesi ise derhal oradan uzaklaştırılmalı, soruşturmanın sonunda aklanıncaya kadar da geri alınmamalıdır. Hırsızı savunan da hırsız gibidir.

Yazdıklarım fon sisteminin içinde olup da zarar görenlere belki dokunabilir ama ben o kaygıyla değil gerçeklerle yüz yüze olarak yazdım yazımı...

Herkese hayırlı zenginlikler diliyorum.