İhracat yüzde 4,5 artmış,

Büyüme 3,6 artış göstermiş,

Otomotivde yüzde 11 büyüme gerçekleşmiş,

Kişi başına milli gelir 18.040 dolara yükselmiş,

Yatırım giderleri % 50 artmış.

Vergi gelirlerinde % 51'lik bir artış olmuş.

Dışarıdan gelen yatırım oranı % 12,2 artmış.

Yoksulluk sınırı ise 4 kişilik bir aile için 98.188 TL imiş. ( NOT: Veriler İnternetten alınmıştır.)

Emeklinin maaşına yapılan zam ise alt ve orta gruplar için sadece 4-5 bin lira civarındadır...

2023 yılında benim gibi bir emeklinin maaşı en düşük memur maaşından çok daha fazlaydı.

Yine 2005 yılı Mayıs ayında emekli olduğumda şahsıma, bir asgari ücretin 2,7 katı maaş bağlanmışken şu anki maaşım, asgari ücret karşısında en az bir kat gerilemiştir. Yani asgari ücrete kıyasla, şu anki maaşımın üzerine bir asgari ücret tutarı kadar ilave yapılması gerekmektedir. Ancak bu takdirde 2005 yılındaki maaş seviyeme ulaşabileceğim. Bunu ülkemizin en üst seviyesinde görev yapan ve en üst seviyede mali yetkilere sahip olan yöneticilere ispat edebilirim.

Şimdi; matematik ilmi, istatistik ilmi, ekonomi ve iktisat ilmi, sosyoloji, psikoloji ilimleri, benim yani emeklinin durumu ile ilgili olarak bunları söylüyor... Ama siyaset ilmi bunun tersini söyleyerek, "Emeklimizi enflasyona ezdirmedik." gibi kendilerine göre bir hesapla ortaya çıkınca, “Acaba iktidarlarının bundan sonraki seçimdeki kritik durumundan haberleri mi yok yahut da karar verme mevkiinde olan siyasi iradeye, bu bilgiler yanlış mı aktarılıyor” diye düşünmeden edemiyorum. Acaba asıl yetkililer, muhtemel seçim sonuçlarıyla ilgili olarak her şeyin “Güllük gülistanlık olduğunu” mu aktarıyorlar yukarılara?” diye de düşünmekteyim.

24 yıldır şahsen; bütün siyasi münazaralarda, münasebetlerde, sohbet ve tartışmalarda neredeyse bütün seçimlerin açık ara mevcut iktidar tarafından kazanılacağını rahatlıkla söyleyen biriyim. Tam isabetle tahminler yaptım bugüne kadar. Ne yalan söyleyeyim, her zaman rahatlıkla yaptığım seçim tahminlerini ve ön görülerimi bu sefer yapamıyor ve seçimin zaten yerelde kaybedilmiş olduğunu bu defa merkezde de kaybedilme ihtimalinin görülmeye başlandığını hissediyorum.

Bunun ilk ve en önemli sebebinin ise; emeklilerin, “Kendilerine iktidar tarafından “ÜVEY EVLAT” muamelesi yapıldığını düşünmeleri, düşünceden de öte bu gerçek durumu yaşamaları ve oy verme karar ve iradelerinin artık eskisi gibi tezahür etmeyeceği” ihtimalinden kaynaklı olmasıdır.

Devleti, 'BABA,’ memuru, işçiyi, emekliyi de 'EVLAT' kabul edersek, aynı ekonomik şartlarda o BABA, evladının birisine 'SEYYANEN' artış yapıp 'HAS EVLAT' muamelesiyle davranırken diğerine 'ÜVEY EVLAT' muamelesi yaparsa “O ailede; huzur, mutluluk ve refah sağlanamaz” diye düşünüyorum.

Devletimizin imkânlarını herkes gibi ben de biliyorum. Aldığımla iktifa etmesini de bilen bir yapı ve düşünceye sahibim. Hiçbir zaman ‘devletimi yönetenlerin işine karışmak’ gibi bir hadsizliği de düşünmem. Ancak gerçeklerin de mutlaka söylenmesi taraftarıyım. Devletimin imkânları madem bu kadarsa aynı şartlar içinde yaşayanlara farklı muamele edilmesi hususu, günümüzün teknolojik gelişmeleri, iletişim araçlarının çokluğu ve etkinliği, okumuş yazmış insan sayısının üst seviyelerde oluşu, her konuda gelişmiş iletişim ağı sayesinde daha fazla bilgi sahibi olan halkımızın gözünden asla kaçmamaktadır. Bunu halk içinde bulunduğum her zaman ve her yerde hissediyorum, hissetmekten de öte yaşıyor, görüyorum. Hem de konuşulanların mekânının bu coğrafya yani KONYA olması çok daha manidar geliyor bana.

Şu an itibariyle sadece o SEYYANEN zam, en düşük emeklinin bir aylık maaşının üzerine çıkmıştır.

Ayrıca EMEKLİLERİN gönlünü almak için EMEKLİLER YILI ilan edip "Emeklilere sahillerde şezlongu bedava yaptık” gibi cümleler kurulması ben de dâhil bütün emeklilerimizin gururunu incitmektedir.

7/24 halkın içinde olan ve devletini herkes gibi çok seven bir vatandaş olarak, iktidara maalesef, acı ama gerçek bir haberim, bir öngörüm var...

İktidarınız, emekliler eliyle tehlikeye giriyor, haberiniz olsun.