Son zamanlarda sosyal medya sayfalarında o kadar çok spor sayfaları, grupları oluşturuldu ki sanırsınız 86 milyonun hepsi teknik direktör ya da kulüp başkanı.

Bu sayfa ve gruplarda o kadar çok bili kirliliği var ki her kafadan bir ses çıkıyor. Hakaret ve küfürler havalarda uçuşuyor ve bu alanlar sanki bir ekonomik sektör haline geldi sanki. İnsanlar öyle cümleler kuruyor, öyle laflar ediyorlar ki bunların karşısında olanlar da bunlara hakaret ve küfre varan yazılar yazıyor, yorumlar yapıyorlar. Sonra da bu sayfaları takip eden hukuk büroları hukuki sonuç doğurabilecek yorum ve yazıların sahiplerine ulaşıp “Yazdıklarının dava konusu olduğunu ve uzlaştırma birimleriyle anlaşması halinde ucuz kurtulacaklarını aksi takdirde yüklü paralar ödeyebileceklerini” hatırlatıp bu yolla para kazanma imkânı elde ediyorlar.

Ben bu alanların giderek ülke huzuruna ve güvenine de tehlike oluşturmaya başladığını düşünüyorum. Farklı kulüp taraftarlarının birbirlerine söyledikleri, yazdıkları yenilir yutulur gibi değil. Bu davranışların ileride gruplar halinde hesap sormaya kadar gidebileceğini hatta kulüpleri yöneticilerine karşı şiddete bile dönüşebileceğini öngörüyorum.

Kimse kendi işini yapmakla meşgul değil. Herkes başkalarının işine karışmakta, başkalarını terbiye etme gayreti içinde.

Diğer takımlarda 15'e yakın yönetici teknik direktör v. s. bunların içinde 'dünya çapında' olanlar bile var, hepsi başarısızlıklarından dolayı gitmişler, gelmişler, gitmişler, gelmişler, buna karşılık Okan Buruk kapı gibi yerinde durmaya ve başarılı olmaya devam ediyor. Buna rağmen çıkmış, ömrü boyunca sinek gözü kadar ne kendisine ne topluma faydası olmamış zevatlar, GS gibi bir kulübe teknik direktör aklı veriyor, Okan'ı kovuyorlar. Sanki sorumluluk sırtlarında... Sanki Okan gitse başkası gelse hesap onlardan sorulacak.

Ya da FB teknik direktörü İsmail Kartal için benzer şeyleri yapmaktalar. Adamın kafasına su şişesi ve yabancı madde fırlatıp istifasına dahi neden oldular. Diyelim 30 milyon taraftar var buna karşılık 30 milyon da görüş oluşuyor. Siz mi kuracaksınız takımı İsmail Kartal mı yoksa Okan Buruk mu? BU konuda karar verici olsunlar diye yöneticiler seçiliyor.

"Sırtında yumurta kefesi yok, Kalkmışlar Yörük sırtından kurban kesiyorlar."

Elbette karar vericiler de hata yaparlar. Elbette hatalarından dolayı yönettikleri kuruma zarar da verebilirler. Yalnız, demokrasilerde her kafadan ayrı ayrı çıkan farklı sesleri, "imbiklerinden süzsünler ve uygulasınlar" diye bir yönetim seçilir. Yoksa "Ben sezon başında söylemiştim uygulamadılar, dikkate almadılar" diyen binlerce zevat var. Hangi birisini ve hangi gerekçe ile uygulayacak Okan Buruk ya da İsmail Kartal? Sen kimsin ki senin dediğini uygulayacak yönetim? Seçimden seçime adaylar boy gösterir sen delegeysen oy verirsin hepsi bu. Ondan sonrası bizlerin tavsiyeleri belki geçerlidir ama tehditleri, hakaretleri, küfürleri işlemez. Onlar bildiklerini okurlar. Onlar bizim adımıza karar verirler. Sonraki seçimde kalırlar ya da giderler.

4 senedir şampiyon olan 5. sene şampiyonluğuna koşan bir takımın hocasını eleştirirken insan döner kendi hayatındaki durumuna bir bakar. Ayıp oluyor biraz. Biraz değil epeyce ayıp oluyor. Şu an senelerdir şampiyon olamamış bir takım pozisyonunda olsaydınız ne söyleyecektiniz Allah bilir. Başarıda vur, başarısızlıkta vur, buna "Burnu KAF Dağı'nda olmak" derler. Siz ey kibir abideleri biraz öz eleştiri yapın bence. Bütün Spor gruplarından çıktım bu nedenlerden dolayı. Kulüplere vurarak bizim sırtımızdan para kazanan 'abidik gubüdük' yerlerde işim olmaz.

Siz mi kuracaksınız takımı? Sizinkiler martaval biliyorum da martavalın bile bir kalitesi olmalı.


Başkasına akıl vereceğinize siz önce kendi çorabınızı düzgün giyin. Çorabınızın bile hakkından gelemiyorsunuz da kulüpleri mi düzene sokacaksınız?