“Bir ağrı kesici alayım, geçer…”
Günlük hayatımızda bu cümleyi ne kadar sık kuruyoruz, değil mi?
Başımız ağrıyor, dişimiz sızlıyor, belimiz tutuluyor veya dizimizde bir ağrı hissediyoruz. Çoğu zaman ağrının nedenini düşünmeden, evde bulunan bir ağrı kesiciye uzanıyoruz. Bazen komşumuzun önerdiği ilacı kullanıyor, bazen de daha önce iyi geldiğini düşündüğümüz bir ağrı kesiciyi yeniden alıyoruz.Üstelik ağrı geçince kendimizi iyi hissediyor ve ilacın vücudumuz üzerindeki etkilerini düşünmüyoruz. Oysa ağrı kesiciler, doğru kullanıldığında hayatımızı kolaylaştıran önemli ilaçlardır. Ancak özellikle bazı ağrı kesicilerin gereksiz, yüksek dozda veya uzun süre kullanılması, mide ve bağırsak sağlığımız açısından ciddi sorunlara yol açabilir.
Bugün biraz da bu konuyu konuşalım.
Midemiz kendisini nasıl koruyor?
Midemizin içinde, yiyecekleri sindirmek için güçlü bir asit bulunur. Peki bu asit, mide duvarımızı neden eritip zarar vermiyor?
Çünkü midemiz, kendisini koruyan oldukça gelişmiş bir savunma sistemine sahiptir. Mide mukozası olarak adlandırdığımız iç yüzey; mukus tabakası, bikarbonat üretimi, yeterli kanlanma ve hücrelerin kendini yenileme kapasitesi sayesinde mide asidine karşı korunur. Bu sistemi, evimizin dış cephesini koruyan özel bir kaplamaya benzetebiliriz. Dışarıdan gelen etkilere karşı bizi koruyan bu kaplama zayıfladığında, alttaki yapı daha kolay zarar görür. İşte bazı ağrı kesiciler de midemizin doğal savunma mekanizmalarını zayıflatabilir.
Hangi ağrı kesiciler mideyi etkiler?
Özellikle nonsteroid antiinflamatuvar ilaçlar (NSAİİ) olarak adlandırılan ilaçlar, mide mukozası açısından dikkat edilmesi gereken bir gruptur. İbuprofen, naproksen, diklofenak, ketoprofen ve ketoprofen içeren bazı preparatlar ile aspirin bu grupta yer alır. Bu ilaçlar ağrıyı ve iltihabı azaltırken, vücudumuzdaki prostaglandin adı verilen bazı koruyucu maddelerin üretimini de azaltabilir. Prostaglandinler, mide mukozasının korunmasında önemli görevler üstlenir. Mide mukusunun ve bikarbonatın üretimine, mukozanın kanlanmasına katkı sağlarlar. Bu koruyucu mekanizmalar zayıfladığında mide, kendi asidine karşı daha savunmasız hale gelebilir.
Sonuçta mide mukozasında tahriş, erozyon, ülser ve bazı durumlarda ciddi mide-bağırsak kanamaları gelişebilir.
“Benim mideme dokunmuyor” demeyin!
Toplumda oldukça yaygın bir düşünce var:
“Ben yıllardır ağrı kesici kullanıyorum. Midemde hiçbir sorun olmadı.”
Ancak mide-bağırsak sisteminde oluşan hasar her zaman ağrı, yanma veya ekşime şeklinde kendini göstermeyebilir. Bazı kişilerde herhangi bir belirti olmadan ülser gelişebilir. Hatta ilk bulgu, mide veya bağırsak kanaması olabilir. Bu nedenle ağrı kesici kullanan kişinin kendisini iyi hissetmesi, ilacın mide açısından tamamen güvenli olduğu anlamına gelmez. Özellikle düzenli olarak ağrı kesici kullanan kişilerin bu konuda daha dikkatli olması gerekir. Aç karnına ağrı kesici almak neden sakıncalı olabilir?
“İlacı tok karnına alırsam mideme zarar vermez” düşüncesini hepimiz duymuşuzdur. Gerçekten de bazı ağrı kesicileri yemekle birlikte almak, mide üzerindeki doğrudan rahatsızlık hissini azaltabilir. Ancak bu uygulama, ilacın mide mukozasına yönelik bütün risklerini ortadan kaldırmaz. Yani tok karnına alınan bir ağrı kesici de ülser veya kanama riskini tamamen ortadan kaldırmaz. Burada asıl önemli olan; ilacın gerçekten gerekli olup olmadığı, doğru dozda kullanılıp kullanılmadığı ve ne kadar süreyle alınacağıdır.
Kimler daha fazla risk altında?
Her ağrı kesici kullanıcısının dikkatli olması gerekir. Ancak bazı kişilerde mide-bağırsak sistemiyle ilgili komplikasyonların gelişme riski daha yüksektir.
Özellikle;
* Daha önce mide veya onikiparmak bağırsağı ülseri geçirenler,
* Mide-bağırsak kanaması öyküsü bulunanlar,
* İleri yaştaki kişiler,
* Yüksek dozda veya uzun süre NSAİİ kullananlar,
* Birden fazla NSAİİ kullananlar,
* Aspirin veya kan sulandırıcı ilaç alanlar,
* Kortizon tedavisi görenler,
* Helicobacter pylori enfeksiyonu bulunanlar,
ağrı kesici kullanımı konusunda hekim önerisine özellikle dikkat etmelidir. Burada önemli bir noktayı da hatırlatalım: İki farklı ağrı kesiciyi birlikte almak, ağrının daha hızlı geçeceği anlamına gelmez. Özellikle aynı gruptaki ilaçların birlikte kullanılması, mide-bağırsak sistemi üzerindeki yan etki riskini artırabilir.
Mide koruyucu kullanmak her şeyi çözer mi?
Bazı hastalarımız şöyle düşünüyor:
“Ben ağrı kesici kullanırken yanında mide koruyucu da alıyorum. O zaman sorun olmaz.” Oysa mide koruyucu ilaçlar, her türlü ağrı kesici kullanımını risksiz hale getirmez.
Hekim tarafından uygun görülen hastalarda proton pompa inhibitörleri gibi ilaçlar, NSAİİ kullanımına bağlı ülser ve kanama riskini azaltmak amacıyla kullanılabilir. Ancak bu ilaçların gereksiz veya yüksek dozda ağrı kesici kullanımını güvenli hale getirdiği düşünülmemelidir. Üstelik her mide şikâyeti için mide koruyucu kullanmak da doğru bir yaklaşım değildir. İlacın gerekliliği, dozu ve kullanım süresi hekim tarafından değerlendirilmelidir.
Mide kanamasının belirtilerini biliyor muyuz?
Ağrı kesici kullanan kişilerin dikkat etmesi gereken en önemli konulardan biri de mide-bağırsak kanaması belirtileridir.
Siyah, katran görünümünde dışkılama; kanlı kusma; kahve telvesine benzeyen kusmuk; şiddetli veya geçmeyen karın ağrısı; belirgin halsizlik, baş dönmesi ve bayılma gibi belirtiler ciddi bir sorunun işareti olabilir. Bu bulgular ortaya çıktığında “Biraz bekleyeyim, geçer” dememek gerekir.
Özellikle kanlı kusma veya siyah dışkılama gibi belirtilerde acil tıbbi değerlendirme önemlidir.
Her ağrıda hemen ilaca sarılmalı mıyız?
Elbette ağrı kesicilerin tıpta önemli bir yeri vardır. Ağrı çekmek zorunda değiliz. Ancak her ağrıyı sürekli ilaçla bastırmak da doğru değildir. Tekrarlayan baş ağrısı, sık bel ağrısı, devamlı eklem ağrısı veya tekrarlayan karın ağrısı yaşayan bir kişinin öncelikle ağrının nedenini araştırması gerekir.
Çünkü ağrı, bazen vücudumuzun bize gönderdiği önemli bir uyarıdır. Bu uyarıyı sürekli bastırmak yerine, nedenini anlamaya çalışmak sağlığımız açısından daha değerlidir. Ayrıca parasetamol gibi farklı etki mekanizmasına sahip ağrı kesicilerin de her hasta için otomatik olarak risksiz kabul edilmemesi gerekir. Bu ilaçların da doz aşımı başta olmak üzere kendilerine özgü önemli yan etkileri vardır.
Sağlığımız için küçük ama önemli bir adım!
Değerli okurlar,
Ağrı kesiciler doğru kullanıldığında yaşam kalitemizi artırır. Ancak her ilaç gibi onların da bilinçli kullanılması gerekir. Bir sonraki ağrımızda ilaca uzanmadan önce kendimize şu soruları soralım:
“Bu ağrının nedeni ne olabilir?”
“Bu ilaca gerçekten ihtiyacım var mı?”
“Ne kadar süre kullanmalıyım?”
Özellikle düzenli ilaç kullanan, daha önce ülser veya kanama geçiren ya da kan sulandırıcı tedavi alan kişilerin ağrı kesici kullanmadan önce hekimlerine danışmaları önemlidir.
Unutmayalım; midemiz yalnızca yediklerimizi sindiren bir organ değildir. Onu korumak, genel sağlığımızı korumanın da önemli bir parçasıdır.
Ağrıyı dindirmek önemlidir; ancak bunu yaparken midemizin doğal savunma kalkanını da korumayı unutmamalıyız. Çünkü sağlığımız, çoğu zaman günlük hayatta verdiğimiz küçük ama bilinçli kararlarda gizlidir.