Mide kanseri, başlangıç döneminde sessiz ilerleyebilen hastalıklardan biridir. Hazımsızlık, şişkinlik ve iştahsızlık gibi sıradan görünen şikâyetler bazen önemli bir hastalığın ilk işareti olabilir. Peki hangi belirtiler dikkate alınmalı ve ne zaman doktora başvurulmalı?
Midemiz, yaşamımız boyunca her gün binlerce kez görev yapan, ancak çoğu zaman sağlığımızın değerini ancak sorun yaşadığımızda fark ettiğimiz organlarımızdan biridir. Yemeklerin sindirim sürecinin önemli bir bölümünü gerçekleştiren midemiz, aynı zamanda birçok hastalığın da hedefi olabilir.
Mide kanseri, dünyada olduğu gibi ülkemizde de önemli sağlık sorunlarından biridir. Hastalığın en önemli özelliklerinden biri ise erken dönemlerde belirgin ve kendine özgü şikâyetlere yol açmayabilmesidir. Bu nedenle bazı hastalar hekime başvurduğunda hastalık ilerlemiş olabilir.
Oysa mide kanserinde erken tanı, tedavi başarısını önemli ölçüde etkileyen faktörlerden biridir.

Her hazımsızlık kanser değildir
Mide kanserinden söz edildiğinde toplumda doğal olarak bir endişe oluşuyor. Ancak burada önemli bir dengeyi korumak gerekir. Her mide ağrısı, her şişkinlik veya her hazımsızlık mide kanseri değildir. Gastrit, reflü, ülser, safra kesesi hastalıkları, beslenme alışkanlıkları ve stres gibi pek çok durum benzer şikâyetlere neden olabilir. Ancak önemli olan, yeni başlayan, uzun süren, tekrarlayan veya giderek değişen şikâyetleri göz ardı etmemektir. Özellikle daha önce olmayan mide yakınmalarının kalıcı hale gelmesi durumunda “Nasıl olsa geçer” diyerek aylarca beklemek doğru değildir.

Hangi belirtiler uyarıcı olabilir?
Mide kanserinin erken dönem belirtileri çoğu zaman başka mide hastalıklarıyla karışabilir. Bu nedenle özellikle şu şikâyetlerin uzun sürmesi veya giderek artması durumunda hekim değerlendirmesi gerekir:
Hazımsızlık ve şişkinlik: Özellikle daha önce olmayan ve sürekli hale gelen hazımsızlık dikkate alınmalıdır.
Erken doyma: Normalde tüketilen miktardan çok daha az yemekle uzun süre tok hissetmek araştırılması gereken bir durum olabilir.
İştahsızlık: Nedeni açıklanamayan ve kalıcı hale gelen iştahsızlık önemlidir.
Kilo kaybı: Diyet veya egzersiz gibi bilinçli bir değişiklik olmadığı halde kilo vermek, özellikle belirgin ve devam eden bir kilo kaybı söz konusuysa, mutlaka değerlendirilmelidir.
Karın veya mide bölgesinde ağrı: Tekrarlayan, giderek artan veya karakteri değişen ağrılar ihmal edilmemelidir.
Bulantı ve kusma: Özellikle tekrarlayan kusma ve yemeklerden sonra belirginleşen şikâyetler araştırılmalıdır.
Yutma güçlüğü: Yutmanın zorlaşması, özellikle giderek artıyorsa, üst sindirim sistemi açısından önemli bir alarm bulgusudur.
Kansızlık: Nedeni açıklanamayan demir eksikliği veya kansızlık, özellikle erişkinlerde sindirim sistemi açısından araştırılması gereken bir bulgu olabilir.
Siyah dışkılama veya kanama: Sindirilmiş kan nedeniyle dışkının siyah, katranımsı bir görünüm alması sindirim sistemi kanamasının işareti olabilir ve gecikmeden tıbbi değerlendirme gerektirir.
Bu belirtilerden herhangi birinin bulunması kişinin mutlaka mide kanseri olduğu anlamına gelmez. Ancak özellikle birden fazla alarm bulgusunun bir arada bulunması durumunda vakit kaybetmeden hekime başvurulmalıdır.

Endoskopi hayat kurtarıcı olabilir
Mide hastalıklarının değerlendirilmesinde üst gastrointestinal sistem endoskopisi önemli bir tanı yöntemidir. Endoskopi sayesinde yemek borusu, mide ve onikiparmak bağırsağı doğrudan görüntülenebilir. Şüpheli görülen bölgelerden biyopsi alınarak kesin tanıya ulaşılabilir. Endoskopi yalnızca kanser şüphesinde değil; gastrit, ülser, polip ve birçok farklı sindirim sistemi hastalığının değerlendirilmesinde de kullanılmaktadır. Özellikle alarm belirtileri bulunan kişilerde endoskopi gerekip gerekmediğine hekim tarafından karar verilmelidir.

Helicobacter pylori’yi unutmayalım
Mide sağlığı denildiğinde Helicobacter pylori enfeksiyonundan da söz etmek gerekir. Bu bakteri toplumda oldukça yaygındır ve bakterinin bulunması her kişide kanser gelişeceği anlamına gelmez. Bununla birlikte Helicobacter pylori, mide kanseri açısından önemli risk faktörlerinden biridir. Uygun hastalarda bu enfeksiyonun tanınması ve tedavi edilmesi, mide sağlığının korunması açısından önem taşır.
Bunun yanında sigara kullanımı, aşırı tuzlu ve tütsülenmiş gıdaların yoğun tüketimi, bazı mide hastalıkları, ailede mide kanseri öyküsü ve bazı genetik özellikler de risk değerlendirmesinde dikkate alınmalıdır.

Vücudumuzun verdiği mesajları dinleyelim
Günlük hayatın yoğunluğu içerisinde mide şikâyetlerini önemsememek oldukça kolaydır. “Gastritim var”, “Strestendir”, “Biraz üşüttüm” diyerek şikâyetleri uzun süre erteleyebiliriz. Ancak özellikle yeni başlayan ve geçmeyen şikâyetler vücudumuzun bize verdiği bir mesaj olabilir.

Burada amaç insanları korkutmak değil, farkındalığı artırmaktır.
Mide kanserinden korunmada sağlıklı beslenme, sigaradan uzak durma, risk faktörlerinin bilinmesi ve gerekli durumlarda Helicobacter pylori’nin değerlendirilmesi önemlidir. Ancak belki de en önemli adımlardan biri, alarm belirtilerini zamanında fark ederek hekime başvurmaktır. Çünkü kanser söz konusu olduğunda zaman gerçekten çok değerlidir. Mide kanserinde erken tanı; hastalığın daha erken evrede yakalanmasını, uygun hastalarda daha etkili tedavi seçeneklerinin kullanılmasını ve hastanın yaşam şansının artırılmasını sağlayabilir. Bu nedenle mide şikâyetlerimizi ne gereksiz yere büyütelim ne de tamamen görmezden gelelim.

Uzun süren, tekrarlayan veya karakteri değişen şikâyetlerde doğru yaklaşım, kendi kendimize ilaç kullanmak yerine bir hekime danışmaktır.

Unutmayalım:
Erken fark edilen bir belirti, erken konulan bir tanı ve zamanında başlanan bir tedavi, hayatın akışını değiştirebilir.
Sağlığımızı korumanın ilk adımı ise çoğu zaman çok basittir: Vücudumuzun verdiği uyarıları dinlemek ve gerektiğinde zamanında yardım istemek.