Gelelim diğer meselelere:
-Faize karşıyım dediniz, ülkeyi faiz sıralamasında faizi yüksek ülkeler seviyesinde dereceye soktunuz, ülke yaklaşık 24 yıllık iktidarınızda 600 milyar dolar faiz ödedi. Milli gelirin yüzde yirmisi faize gider oldu.
-Partinizin kuruluş felsefesinde adalet ve kalkınmadan bahsettiniz. Hasımlarınıza karşı adaletin bütün gücünü kullandınız, hısımlarınızın kusurunu, eksiğini yok saydınız. Yola çıkarken parmağınızdaki bir yüzük ile çıktınız, şimdi yedi sülalenizi geçindirecek dünyalığa sahip oldunuz.
-Konuşan, düşünen, fikrini özgürce söyleyen bir ülke kurgularken, konuşmak ve düşünmek için her türlü psikojik baskı ortamını oluşturdunuz.
-En büyük güç olan iletişim araçlarını ele geçirerek, her gün her şeyden anlayan taraftarlarınızla milleti maniple etmeye çalıştınız.
- Kuranı kerimde (Nisa, 58 ) emaneti ehline veriniz ayetine muhalif edercesine eş, dost, hısım, akrabaya cülus töreninde bahşiş dağıtır gibi makam dağıttınız. Koskoca koltukları küçük adamlara teslim ettiniz. Onların yaptıklarının bedelini millete ödetiyorsunuz.
-Dönemizde paramız pul oldu. En büyük paramız 200 TL ile milleti çorba içemez hale getirdiniz.
Yola çıkarken Şeyh Edebali’nin sözü çok kullandınız. Ama gelinen noktada zenginliği halkınıza değil, üç beş yandaşa ülkenin kaynaklarını aktardınız.
Ülkenin yarısını devletten destek alarak geçimini sağlar hale getirdiniz.
Başörtü yasağını kaldırdınız ama (olumlu olan kısımları destekliyorum) kızlarımız tesettürü kaybetti.
Zinayı kaldırdınız, Türkiye’de fuhşun önündeki yasal engeli kaldırdınız
Döneminizde zahiren herkes zengin oldu, hormonlu büyüdü ama krediye-faize bulaşmayan insan sayısı sayılır hale geldi.
Ebu Süfyan’ın oğlu Emevi Devleti kurucusu Muaviye’nin başlattığı lüks, israf saltanatını âdete yeniden yaşar hale geldiniz. İtibardan tasarruf olmaz(!) mantığı ile milletin paralarını çarçur ettiniz. Bunlara Ebu Zer Gıffari gibi karşı gelenleri ya devletin imkânlarını kullanarak yanınıza aldınız ya da yok saydınız.
Bir zamanlar size muhalif olan partinizde görev yapan zatın tabiri ile ” Harun gibi çıktığınız yolda Karun”laştınız.
Yola çıkarken samimi duygular ile size inanan, sizinle yol arkadaşlığı yapan herkesi devre dışı bıraktınız. Yolda bulduklarınız ile değiştiniz.
Dün Hoca Efendi, asrın âlimi(!) dediğiniz CIA-MOSSAD destekli adamı baş tacı yaptınız. Onun küresel hedeflerini sezemediniz. Bankasına, okuluna ülkenin kaynaklarını aktardınız. 15 Temmuz darbe girişimi sonucunda üst kademe FETÖ’cuları koruyup kollarken, masum Anadolu çocuklarını okullarında okudu, bankasına para yatırdı diye patlıcan doğrar gibi doğradınız.
Hukuk devletinde haklı olan değil gücü olan kendini temize çıkardı(!), hapis yatmaktan, devletten atılmaktan, devletin bütün imkânlarını kullanmaya devam etti.
Milletin gözünün içine baka baka devlet içindeki Kripto Fetöcüleri korudunuz. Korumaya devam ediyorsunuz..
Her seçim öncesi millete hayal sattınız. Mesala 2010 yılından beri Metro yapma vaadinizi döndürdünüz hafif raylı sisteme.
2013 yılında Mardin’de yaptığınız konuşmada “Kimse bizim karşımıza Kürtlükle çıkmasın. Türklükle de çıkmasın. Biz her türlü milliyetçiliği ayaklarının altına almış bir iktidarız." Dediniz.Türklüğün bir ırktan öte bir karakter, davranış biçimi olduğunu bilmediniz. Türk yüzyılı yerine Türkiye Yüzyılı ninnisiyle milletin gözünü boyadınız.
Dün birbirinize yakışmayacak sözler söylediğiniz kimseler ile bugün kanka oldunuz..
Sizden olmayan sizin gibi düşünmeyenleri Ya benimle berabersin olursun ya da kodes dercesine pasif ize ettiniz.
1987 yılından Refah Partisi il başkanlığından beri sizi takip ediyorum. Ne oldu da böyle çizginiz değişti..
Müslümanların iktidarına engel olmamak adına 2014 yılında Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde siyaset yaptığım parti ile hasım iken size oy vermiştim.2018 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ise hem o günkü partimin seçim ittifakı hem de Türk Modeli, Rahmetli Türkeş’in, Erbakan hocanın, merhum Muhsin başkanın hayali olan başkanlık sistemini kuracaksınız diye size oy vermiştim.
Yanılmışım. Müslümanların iktidarında (!) Müslümanlara ait bütün değerlerin içi boşaltıldı. Tahrip edildi.
Bunları sistemli bir şekilde yapıldıysa hesabına Allah’a vereceksiniz. Yok, bilgisizlik, becerisizlikten ise rahmetli başbuğun "Beceriksizlik ile ihanet arasında kıldan ince bir çizgi vardır. Beceremediği hâlde makam ve mevki işgal etmek en büyük ihanettir.” Sözünü hatırlatıyorum.
Biliniz ki Millete e verilen hesap ile Allaha verilecek hesap arasında bir çelişki var ise, vay onların haline..
Zilzal süresinin 7.ve ayetlerinde Cenabı Allah” Kim zerre miktarı hayır yapmışsa onu (karşılığını) görür. Kim de zerre miktarı şer işlemişse onu (karşılığını) görür.”
Hiçbir şey Allah katında unutulmaz. Bizim gayemiz hayra vesile olmak, kötülüklere mani olmak. Ben bunu ancak yazarak yapabiliyorum. Konuşsam tesiri olmuyor, sussam gönül razı olmuyor.
Son sözümde, Günde namazda 40 defa okuduğu Fatiha süresinin sırrına ermemiş, Liderden, kanaat önderinden, Genel Başkanından kurtuluş umudu bekleyen, ılık suda kurbağa haşlanır gibi haşlanmış, tepki verme gücü elinden alınan aziz Türk milletime , Rahmetli Necip Fazıl Kısakürek’in " "Bize kalan aziz borç, asırlık zamanlardan; Tarihi temizlemek, sahte kahramanlardan" zamanı geldi de geçiyor.
MHP’de siyaset yapan arkadaşlarımız geçmiş dönemlerde “Devletin başına Devlet geçecek” diye slogan atarlardı. Kulağa hoş geliyordu. Şehidiyle, gazisiyle koskoca köklü bir geçmişi olan camianın ülkeyi yönetmeye talip olması çok güzeldi.
Gelin görün ki hareketin başında bulunan kişinin böyle bir derdi yokmuş. Rahmetli Türkeş’in mezarının başında bebek katili hakkında söylediği “Kurucu Önder” tabiri, rahmetlinin mezarının başında söylenmesi, bir şifre, bir mesajdı. İnşallah samimi olduğunu bildiğimiz ülküdaşlarımız bu şifreyi çözmüşlerdir.
Yoksa Devletin başına, hak, hukuk ve adaleti tesis edecek, Ozan Arif’in tarifi ile
“Adaleti Ömer’den(R.A),
Mertliği Ali'den(R.A),
İlmi Osman'dan(R.A),
Sadakati Bekir(R.A),
Feyzi Kur'an'dan” alan kim geçerse geçsin fark etmez.
Şunu iyi bilmeli ki herkes kendi hesabını yine kendi başına verecek. Bizde hesabımızı Allah’a vereceğiz.
Baki Selamlar
