Toplumsal düzeni sağlayan, yöneten kurallar vardır. Bunları yazılı (resmî) ve yazısız (gayriresmî) olmak üzere iki ana gruba ayrılır.

Yazılı Kurallar (Hukuk Kuralları)

Anayasa: Devletin temel yapısını ve vatandaşlık haklarını belirler.

Kanunlar: Meclis tarafından çıkarılan, herkesin uymak zorunda olduğu yasalardır.

Yönetmelikler: Kanunların uygulanmasını kolaylaştıran alt düzenlemelerdir.

Yazısız Kurallar (Sosyal Düzen Kuralları)

Ahlak Kuralları: İyilik, dürüstlük ve adalet gibi vicdani değerleri kapsar.

Görgü Kuralları: Toplum içindeki davranış, konuşma ve adap şekillerini düzenler.

Örf ve Adetler: Geçmişten gelen, gelenekselleşmiş alışkanlıklar ve uygulamalardır.

Din Kuralları: İnanç temelli, sevap ve günah kavramlarına dayanan kurallardır.

Manevi Yaptırım: Uymayanlar dışlanma, kınanma ve ayıplanma ile karşılaşır.

***

Merhume Alev Alatlı hanımefendi manifesto şeklindeki bir konuşmasında şöyle demişti:

-Helalleşmek, mahkemede dava kazanmaktan daha üstün olmalıydı; çünkü her yasal hak, helâl değildir ve olamaz.

-Asıl olan, hakkın eda edilmesi olmalıdır; asıl olan helalleşmek olmalıdır, helalleşmek olmalıydı.

-Keza, iflas eden kardeşinizin haraç-mezat satışa çıkarılan evini satın almanız yasal hakkınız olabilir; ama helâl değildir.

-Oysa tarihin bu noktasında yasal haklardan feragat, kişisel çıkarlardan fedakârlık, kamu yararına gönüllü özveri, zekâ geriliği değilse beceriksizlik sayılır.

-İmar ruhsatı olan bir yüklenici, şehrin ufkuna tecavüz ederken yasal olarak suçsuzdur; ama yaptığı iş, helal değildir.

-Yeni ve çok daha ucuz bir enerji türünün pazara/piyasaya girmesini önlemek üzere üretim haklarını satın alıp Sümen altı eden bir petrol şirketi de yasal olarak suçsuzdur; ama yaptığı iş, helal değildir.

–Keza raf ömrünü uzatmak için ekmeğin hamuruna kanserojen madde katan gıda üreticisi, formülü ambalajın üstünde yazdığı sürece suçsuzdur; ama helal değildir.

-Bir kalem darbesiyle atar ergenleri sokağa döken yazar, alevler afakı sardığında suç mahallinde değilse, olayları evinden izliyorsa, suçsuz sayılacaktır; ama helal değildir.

-Şimdi buradan, şöyle bir öngörüde bulunuyorum: 21.yüzyılın en yaman toplumsal projesi; helâl olanı, yasal olanla örtüştürmek olsa gerektir.

-Kadim değerlerle rabıtası zedelenen özgürlüklerin, şerden yana bükülmelerini önlemenin yollarını bulmak zorundayız.

-Yasaların tanıdığı haklardan insanlık veya Allah adına feragat etmenin garipsenmeyeceği bir yeni düzen, dünya yaratmak zorundayız.

-Tarihin bize öğrettiği bir şey var: İster en mükemmel yönetim sistemini ister ekonomik kalkınmayı gerçekleştirmiş olsun; bir medeniyetin sevgi ve nefs terbiyesi dumura uğramış, manevi enerjisi tükenmişse, o medeniyeti ne Birleşmiş Milletlerin tüzüğü ne Helsinki beyannamesi ne AIHM mevzuatı ne de en üstün silâhlar kurtarabilir.

“Galile etkisi” derler. Oligarşi hükümdar olduğunda, umuma hitap eden ve fakat “umumun zihniyetini” yansıtmayan sözlerin öfke uyandırması, husumet çekmesi, bastırılmaya çalışılması usuldendir.

Velâkin George Orwell, “Evrensel dolandırıcılığın hüküm sürdüğü zamanda gerçeği söylemek, devrimciliktir” demiştir.

Cemil Meriç de Bu Ülke ’de şöyle demiştir: “Hakikati gören, başkaları farklı düşünüyorlar diye onu haykırmaktan çekiniyorsa hem budala hem de alçaktır.

Bir adamın ‘benden başka herkes aldanıyor’ demesi güçtür, şüphesiz; ama sahiden herkes yanılıyorsa, o ne yapsın?” (Alev ALATLI, 3 Aralık 2014, Kendisine verilen ödül töreninde yaptığı konuşmadan özet: https://www.youtube.com/watch?v=LqmLvYczdg0)

***

İnsanların nizam içerisinde yaşamalarını sağlayan toplumsal kurallar, bir toplumun ahengini korumak için vardır.

Hiçbir toplum başıboş, rastgele yaşayamaz. en ilkel toplumlardan en modern toplumlara kadar hayatı yönlendiren, disipline eden maddi ve manevi yaptırım gücü olan kurallardır..

Ülkemizde toplumsal nizamı yöneten maddi ve manevi kurallar arasında bazen tercihler yapmak durumunda kalıyoruz. Laik devletin koyduğu kurallar ile Müslüman milletin tercihleri bazen cüzi iradenin verdiği feraset, ile çözülebiliyor..

İşte onlardan bazıları:

-Türkiye’deki yasalara göre faiz alıp vermek yasaldır. İslam inancına göre kesinlikle haramdır. "Faiz yiyenler, ancak şeytanın çarptığı kimsenin kalktığı gibi kalkarlar. Bu, onların, 'Alışveriş de faiz gibidir' demelerinden dolayıdır. Hâlbuki Allah alışverişi helâl, faizi ise haram kılmıştır (Bakara,275.ayet)

-Türkiye’deki yasalara 18.yaşını doldurmuş ergenlerin evlilik dışı cinsellik (zina) yasaldır. Ama İslam inancına göre, zina yapmak İslam dininde kesin olarak haramdır ve en büyük günahlardan biri olarak kabul edilir. Kur'an-ı Kerim'de "...Zinaya yaklaşmayın. Şüphesiz o, bir hayâsızlıktır ve çok kötü bir yoldur" (İsrâ, 32) buyurularak evlilik dışı cinsel ilişki yasaklanmıştır.

-Türkiye’deki yasalara göre kumar, milli piyango, şans oyunları yasaldır. Devletin kontrolünde yapılmaktadır. İslam inancına göre haramdır. Kesinlikle tercih edilmez. Bazen bu tür oyunları oynayanlar ”buradan şu kadar para çıkarsa, kazanırsam şuraya şu hizmeti yapacağım” diye kendilerine bir kapı bulmaya çalışırlar. Oysaki helalin hesabı haramın azabı vardır. Rahmetli Cemil Meriç’in ifadesiyle “hay dan gelen hu ya gider”

-Türkiye’deki yasalara kazancından vergi vermek yasaldır. Her türlü geliri olan devlete vergi vermek durumundadır. Yasal yaptırımı vardır. İslam inancına göre insan yılda bir defa gelirinin, malının 40’da birini zekat olarak vermek ile yükümlüdür. Yasal yaptırım gücü yoktur. Tamamen şahısların ahiret inancı ile ilgilidir. Zekât, İslam’ın beş şartından biri olup, temel ihtiyaçları dışında belirli bir miktar (nisap) mala sahip olan zengin Müslümanların, mallarının belirli bir kısmını (genellikle %2,5) Allah rızası için ihtiyaç sahiplerine vermesi gereken farz bir ibadettir. Kelime anlamı olarak "arınma, çoğalma ve bereket" demektir

Bunları çoğaltabiliriz..

Devlet kendi nizamını korumak için yasa yapar. Bu yasalar zaman zaman kişinin inançları ile çelişebilir. Ters olabilir.

Devlet laik, kominist, kapitaist sistemle yönetilebilir. Fert toplumsal nizamı bozmayacak kurallara uyar, uymak durumundadır. Burada cenabı Allah’ın bize lütfettiği cüzi irademizle hayır ile şerri, iyilik ile kötülüğü ayırt etme iradesi vardır.

Çünkü kişi sonunda dünya hayatındaki bütün yaşantısının hesabını Allah’a verecektir. Mutlak güç –kudret sahibi O dur. Haram –helal hudutlarını da tek belirleyeceği olan o dur.

Karşımıza çıkan hadislerin yasal olması yetmez mutlaka helal, meşru olanı tercih etmek bize düşen asli görevdir.

Devletin şu veya bu şekilde yönetilmesi bizim İslami inanç ve uygulamamıza etki edemez/etmemelidir.

Çünkü biz Müslümanız. Her türlü şartlarda Müslümanca yaşamaya talibiz. Günümüzde şartlarında zor olsa bile..

Cenabı Allah, ihlasımızı artırsın. Güçlü bir irade lütfetsin.. İstikametten, galü belada verdiğimiz sözden ayırmasın. Amin..

Baki Selamlar.