2019 Yılının Haziran ayında “Anneler ve Babalar” günü hakkında şu şekilde bir yazım çıkmıştı..

“Anneler Günü kendini 1600'lü yıllarda İngilizler ‘in "Mothering Sunday" (Anneler Pazarı) kutlamalarında gösterdi. Hıristiyanlığın Avrupa'ya yayılmasından sonra "Anneler Pazarı" kutlamaları ruhani bir güç sayılan "Anneler Kilisesi" ni onurlandırmak amacıyla düzenlenmeye başlandı, doğurganlık ve inanç yine bir araya geldi.

İçinde bulundukları dönemde zor koşullar altında yaşayan ve çoğu zaman çalıştıkları yerlerde barınan İngilizler bu özel günde izinli sayılırlar ve tüm günlerini evlerinde anneleri ile geçirirlerdi. Hatta biraz da Hristiyan âleminin yortu geleneğinin etkisiyle olsa gerek "mothering cake" adını verdikleri bir tür pasta götürme adeti yerleşmişti.

Hristiyanlığın Avrupa'da yaygınlaşmasından sonra bu kutlama, onlara hayat veren ve kötülüklerden koruyan ruhani bir güç sayılan "Anneler Kilisesi" ni onurlandırmak amacıyla değişti. Zamanla kilise festivali Anneler pazarı kutlamaları ile birleşerek, beraber kutlanmaya başlandı.

Ülkemizde ise 1955 yılından beri mayıs ayının ikinci pazar gününde anneler günü kutlanıyor.

BABALAR GÜNÜ

Babalar Günü… Acaba Anneler Günü'ne karşı bir gün olarak mı ortaya çıktı. Bir çok kişi belki de Babalar Günü'nün de bir tarihçesi olduğunu bilmiyor. Aslında Anneler Günü kadar eski olmasa da Babalar Günü'nün de 91 yıllık bir geçmişi var. Ama bazı tarihçiler, Babalar Günü'nün Antik Roma'da bile kutlamasının yapıldığını belirtiyorlar.

Haziran ayının 3. Pazarı olarak kutlanan Babalar gününün tarihçesi için elimizde iki farklı kaynak var. Bazı araştırmacılar tarih belirtmezken Babalar Günü'nün Batı Virginia'da ortaya çıktığını savunuyor. Bu araştırmacılar Batı Virginia'da yaşayan John Dowdy'nin annesi öldükten sonra onun yerini alan babası için böyle bir gün kutlanmasını istediğini söylüyor.

Babalar Günü ilk kez 19 Haziran 1910'da Washington'ın Spokane şehrinde kutlanmıştır. Bu tarihten sonra ABD'nin diğer eyaletlerine yayılmıştır. Ancak Babalar Günü resmi olarak 1924 yılında Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Calvin Coolidge'in desteğiyle kutlandı. 1966 yılında ise o dönemin başkanı Lyndon Johnson, her yıl haziran ayının üçüncü pazar gününün Babalar günü olarak kutlayacağını açıklayan bir bildiri yayınladı.

Ülkemizde 80'li yılların sonlarına doğru kabul gören Babalar Günü, bu yıl da Haziran ayının üçüncü Pazarı’nda kutlanıyor.

Gerek anneler günü, gerekse babalar günü hediyeler alınmakta ziyaret yapılmakta, günün anlamına uygun boy boy resimler çektirilmekte, sosyal medyada, sanal âlemde bu resimler paylaşılmakta. Peki diğer günler ne olacak peki? Anneler, babalar hatırlanmayacak mı, ziyaret edilmeyecek mi? Aldığımız hediye ile günü kutlamış, yılı tamamlamış mı olacağız? Kapitalist sistem gayesi anneyi, babayı düşünmek değil. Bu günleri canlı tutarak , mal satmak, hediye satmak, para kazanmak derdinde.

Müslüman bir yetişkin için namaz kılmak farz. Gerek farz namazlarında, gerekse diğer namazların son oturuşlarında Rabbena duası okunmakta.

Rabbena Duasında bakın ne diyor; Allah’ım! Bize dünyada iyilik, güzellik ve nimet ver, ahirette de iyilik, güzellik ve nimet ver. Bizi ateş azabından koru. (Bakara, 2/201)

Rabbimiz! Beni, anamı, babamı ve bütün müminleri hesap gününde (herkesin sorguya çekileceği günde) bağışla.” (İbrahim, 14/41)

İster yakında olsun, ister uzakta olsun, ister hediye alsın, isterse hediye almasın, Müslüman bir çocuğun Rabbena duasından daha iyi bir hediyesi olabilir mi?

Öyleyse evlatlar olarak namaza kesintisiz devam, anne ve babalarımıza kesintisiz dua için.”

Aradan geçen süre içerinde 2024 yılının Ocak ayında annemizin ahirete göç etmesi sebebiyle duaya vesile olacak bir babam kalmıştı.

Babam, çocukluk yıllarımın idolü, gençlik yıllarımın kavgalı, olgunluk yaşlarımın dua vesilesi olan adam.

Rahmetli Mehmet Hikmet dedem vefat ettiğinde babam 6 yaşındaymış. Babaannem, genç yaşta 3 çocuk ile dul kalınca o gün ki şartlarda sonradan Hasan dede ile evlenmiş. Ondanda bir halam dünyaya gelmiş.

Fukaralık, yokluk içerinde süren bir hayat mücadelesinde babam öz babasının yokluğu içerisinde bir çizgi bulmuş, kendine bir hayat çizmiş.

Benim babam okuma yazması olmayan ama ticari dehası olan bir adam.

Hayatta yapılabilecek her şeyi yapmış. Riski sevmiş, hata yaparım diye korkmadan çok işler yapmış.

Ha bunun bedelini de çoğu zaman kendisi, kısmen de yakınlarına hissettirmiş

Merhametli mi merhametli mi, yardımsever, iyilik yapmayı hesapsız yapan bir adam…

Tek kusuru babasız büyümenin verdiği kontrolsüz bir hayatı olmuş.

Gençlik yıllarımızda ki sürtüşmenin temeli babamın babasız olması, bizimde olaylara biraz anneci tarafından bakmamız, duygusal davranmamızdan ibaretti.

Olanda ve yaşananda hayır vardır diyeceğiz, âlemlerin rabbine teslim olacağız. Başka yol yok

Anne ve babalarımız hakkında Efendimiz (SAV) şöyle buyurmuyor mu?

Abdullah bin Amr’ın (radıyallahu anh) naklettiğine göre, Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:

“Rabbin hoşnutluğu anne babanın hoşnutluğuna bağlıdır. Rabbin öfkesi ise, anne babanın öfkesine bağlıdır.” (Tirmizî, Birr, 3)

Ebû Hüreyre radıyallahu anh şöyle dedi:

Bir adam Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e gelerek:

- Kendisine en iyi davranmam gereken kimdir? diye sordu.

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:

- “Anan!” buyurdu.

Adam:

- Ondan sonra kimdir? diye sordu.

- Anan!” buyurdu.

Adam tekrar:

- Ondan sonra kim gelir? diye sordu.

- “Anan!” dedi.

Adam tekrar:

- Sonra kim gelir? diye sordu.

Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem:

- “Baban!” cevabını verdi.

Buhârî, Edeb 2; Müslim, Birr 1. Ayrıca bk. İbni Mâce, Vesâyâ 4; Ebû Dâvûd, Edeb 120; Tirmizî, Birr 1

Bir rivayete göre o adam:

- Ey Allah’ın Resûlü! Kendisine en iyi davranılması gereken kimdir? diye sordu.

Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem:

- “Anan, sonra anan, daha sonra yine anan, sonra baban, sonra da sana en yakın olan akraban” buyurdu. (Müslim, Birr 2)

***

Ebu’d-Derdâ’nın (radıyallahu anh) işittiğine göre, Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:

“Anne baba, kişinin cennete girmesine vesile olacak ana kapılarından birisidir. Bu kapıdan girme fırsatını kaybetmek ya da değerlendirmek artık senin arzuna kalmış!” (Tirmizî, Birr, 3)

Ebû Hüreyre’den rivayet edildiğine göre Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Anne ve babasına veya onlardan sadece birine yaşlılık günlerinde yetişip de cennete giremeyen kimse perişan olsun, perişan olsun, perişan olsun” (Müslim, Birr 9, 10)

Abdullah İbni Amr İbni Âs radıyallahu anhümâ şöyle dedi:

Bir adam Peygamber aleyhisselâm’ın yanına gelerek:

- Hicret ve cihâd etmek üzere sana bîat ediyorum. Bunların sevabını Allah’tan dilerim. dedi.

Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem:

- “Ana ve babandan hayatta olanlar var mı?” diye sordu.

Adam:

- Evet, her ikisi de hayatta, dedi.

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:

- “Allah’tan sevap kazanmak istiyorsun değil mi?” diye sordu.

Adam:

- Evet, deyince:

- “Ana ve babanın yanına dön. Onlara iyi bak!” buyurdu. (Buhârî, Cihâd 138, Edeb 3; Müslim, Birr 6)

Bu rivayet Sahîh-i Müslim’den alınmıştır. Buhârî ile Müslim’in bir başka rivayeti ise şöyledir:

Bir adam Resûlullah’ın yanına gelerek cihâd etmek üzere ondan izin istedi. Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem:

- “Anan, baban sağ mı?” diye sordu.

Adam:

- Evet, deyince:

- “Öyleyse onlara hizmet etmeye çalış!” buyurdu. (Buhârî, Cihâd 138; Müslim, Birr 5.)

***

Hz. Ebû Bekir’in kızı Esmâ radıyallahu anhümâ şöyle dedi:

İslâmiyet’i kabul etmemiş olan annem Resûlullah zamanında yanıma gelmişti. Resûlullah’ın görüşünü almak için:

- Annem, beni özleyip gelmiş. Ona ikramda bulunabilir miyim? diye sordum.

Peygamber aleyhisselâm:

“Evet, annene iyi davran!” buyurdu. (Buhârî, Hibe 29, Cizye 18, Edeb 8; Müslim, Zekât 50.)

***

Ebü’d-Derdâ radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, bir adam ona gelerek:

- Benim bir karım var. Annem ise onu boşamamı emrediyor. Ne yapmalıyım? diye sordu.

Ebü’d-Derdâ radıyallahu anh ona şu cevabı verdi:

- Ben Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in:

“Anne ve baba, cennete en ortadaki kapıdan girmeye vesile olur” buyurduğunu işittim. Artık sen o kapıyı ister bırak, ister elinde tut. (Tirmizî, Birr 3. Ayrıca bk. İbni Mâce, Talâk 36)

Fahri Kâinat Efendimizin (SAV) ; “Çocuk, babasının sırrıdır”. “Her doğan, İslâm fıtratı üzerine doğar. Sonra, anne-babası onu Hristiyan, Yahudi veya Mecusi yapar.” Hadisi Şerifleri çocukların yetişmesinde anne ve babanın önemini güzel bir şekilde ifade ediyor.

Çocuklarımızı nasıl terbiye edelim?” İbni Haldun ona şu cevabı verdi: Çocuklarınızı terbiye etmeye çalışmayın. Çünkü zaten size benzeyeceklerdir. Kendinizi terbiye edin. Çocuklarınız sizin ayak izlerinize basarak gelirler”

Her evin gizli kahramanı babalar, ben de iki erkek evlat babası olarak seviliyorsunuz..

Allah ömrünüze bereket versin..

İstikametiniz ve çizginin örnek şahsiyet, örnek baba, son peygamber efendimizin yolu olsun.

Cenabı Allah hayatta olan Anne ve babalarımıza hayırlı ömürler lütfetsin. Vefat edenlere rahmeti ile muamele etsin.

Baki selamlar.

1-11 Şubat 2026 tarihinde babam ile birlikte yaptığımız umre ziyaretinden hatıra..

Resim1-12Resim2-12


Kaynak: https://www.islamveihsan.com/anne-ve-baba-ile-ilgili-hadisler.html 24.06.2026