Karahüyük İlkokulunda Sinan Yağmur Rüzgarı Geçti. Kadim başkent Konya’nın kadim mahallesi Karahüyük, ismini tarihin ilk yerleşim yerlerinden olarak bilinen Höyük ’den almıştır. Kaynaklara göre 1852 yılında 4 büyük ailenin yerleşmesi ile oluşan Konya’nın en verimli tarım topraklarına sahip, kadri kıymeti yaşayan nesiller tarafından bilinmeyen, güzel mahallesi (köyü). Şehir hayatı ile köy yaşamının birbiriyle terkip olduğu güzel mahallem.
İşte kök bulduğum, filizlendiğim okuluma ait bir organizasyonu anlatmaya geçmeden maziye bir dalış yapalım. Yıl 1977. Karahüyük ilkokulunu bitirdikten sonra Mevlana ortaokuluna kayıt yaptırmıştım. O günkü şartlar şehire ulaşımın az, yokluğun çok olduğu zamanlardı. Sabahın zifiri karanlığında kalkar korka korka Pirhasana kadar yürüyüp Lalebahçe otobüsüne binip, okuma heyecanını yaşayan gencin, hayat hikâyesinin başlangıç kilometresi olan okulum.
Can dostum, ağabeyim Âdem Şahin, rahmetli Bahri abinin eski kız lisesinin yanındaki fotoğrafçı dükkânında çalışır hem de Gazi lisesine okula devam ederdi. Bir gün hem fotoğraf çektirmek hem de ziyaret etmek için yanına gitmiştim. Orada köyümüzden tanıdık biri ile karşılaşmıştık. Bana ne iş yapıyorsun? diye sorunca mahcup bir şekilde “okuyorum” demiştim. Alaylı bir şekilde “ oğlum bizim köyden kim okumuş da sen okuyacaksın ” diyerek beni horlamıştı. Oysaki ilkokulda potansiyelim çok yüksekti, zehir gibi çocuktum. Rahmetli annem çocukluk yıllarımda” benim oğlum doktor olacak ” diye severdi. Kaderin cilvesine bakın ki tıp doktoru olamadım ama annemin ahirete göç etmesinden kısa bir süre önce Cenabı Allah, Harita Mühendisliği dalında doktora yapıp, mesleki alanda ilim doktor olma imkânını lütfetti. Hamt olsun.
Konya da şöyle bir özellik vardır. Ova köylerinin çocukları eskiden tarla tapan çok olduğu için pek okumayı sevmezler, aileleri tarafından da pek teşvik edilmezlerdi. Çünkü her ailenin çalışacak insan gücüne ihtiyacı vardır. Oysaki dağ köyleri öyle değil. Kıt kanat az topraklarda yaşayan köylü çocukları için köyden çıkış, tabir doğru olursa kaçış için okumak, devlette kadro sahibi bir hedefti. Öyle de oldu. Konya’nın bürokraside önemli yerlerdeki adamlarının çoğu bu dağ köylerinin çocuklarıdır. Cenabı Allah sayılarını artırsın, hayırlı hizmetlerinde güç ve kuvvet ihsan eylesin inşallah..
O Yıllarda bizim köyden kimse okumaz izlemini biraz olsun kıran Aziz Küçük (Coğrafya), Hüdaverdi Kılıç(Eğitimci), Mevlut Kuntoğlu-Mustafa Yaz (İlahiyat), Adem Şahin (işletme), Mustafa Atalay-Hasan Çağla (Harita mühendisliği), Ahmet Düzoylum (Doktor) ve bir sonraki kuşağın temsilcisi Mustafa Kostak (Avukat), Halil Küçük (Makine Mühendisi), Lütfi Kıl (Matematik Öğretmeni) bu işin öncüsü oldular. Ömürlerine bereket diliyorum.
Şimdi buraya nerden geldin diyenler olabilir. Üniversite yıllarımda dersimize giren doksan yaşını aşmış, Cenabı Allah sıhhat ve sağlığını muhafaza etsin Hüseyin Erkan hocamız derslerde sürekli Konfiçüyüsun, “ Bir yıl sonrasıysa düşündüğünde buğday ek. 10 yıl sonrası için Ağaç dik, Yüz yıl sonrası için halkı eğit, insan yetiştir” sözünü çok kullanırdı. Çünkü tohum ekersen, bir kez ürün alırsın, Bir kez ağaç dikersen, on kez ürün alırsın. İnsanı eğitir, yetiştirirsen, o toplumun yüzyılını elde edersin. Balık tutmayı öğret, doysun ömür boyunca. “ sözü kulağımıza küpe olmuştu. İnsan yetiştirmenin önemini vurgulardı.
Ne yazık ki İlk emri “oku” olan, dünya nizamının yeniden tesis edecek olan İslam dininin mensupları bu alanda sınıfta kaldılar. 12.asırdan itibaren vecd ve tefekkür şuurunu kaybettiler. Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in tabiri ile vecd ve tefekkür cereyanını bağlamak için kablo vazifesi görmek, yetiştiğim okula, topraklara bir katkım olsun düşüncesiyle bir program yapalım dedik.
Dostum, kardeşim, ehli beyt sevdasının temsilcisi, bu alanda 40 adet kitap yazmış Sinan Yağmur beye okulun karşısındaki ofisimizde otururken bir ricada bulundum. Kardeş dedim, ben bu okuldan 1977 yılında mezun oldum. Türkiye’nin değişik yerlerinde ücretsiz söyleşi, imza programları yapıyorsun, bir gün de bizim okulda yapalım dedim. Hiç karşılık beklemeden hemen abi dedi. Program için 21 Mayıs 2026 günü saat 10’a akitleştik. Karahüyük Ahmet Haşhaş İlkokulu Müdürü Şener Aydoğan beye ilettik. Memnuniyetle karşıladılar. Hocamın çalışkan ekibi o gün salonu hazırladılar.
Sinan bey, mezun durumdaki 4.sınıf öğrencilerine, önce misyonlarını anlattıktan sonra güzel bir vizyon konuşması ile gençlere ufuk açtılar. Zaman zaman ikili diyalogların yaşandığı söyleşiyi tamamladılar. Söyleşi sonrası, Benim Annem Bir Melek ve Tarihimi Seviyorum adlı kitaplarını imzaladılar.
Sinan Yağmur kimdir?
Sinan Yağmur (Mor Yelekti Adam) 1965'te Kapadokya ikliminde bir hazan mevsiminde doğdu. Rüyalar içinde bir rüyanın işareti ile Aşkın yurdu Pir Mevlânâ'nın ocağına yürüdü takvimler 1985 yılını gösterirken. Tennuredeki ateşe dokundu, parmaklan yüreğinin sesine direnemeyip Tennure ve Ateş'i üfledi satır satır ilk kitabı olarak. Aşkın şehidi Şems'in sesini duydu. Dondu. Durdu. Çözüldü katre katre. Güneşte gözleri kamaşanlara gölgelere sığınmamalarını yazdı. Aşkı sokaklardan sayfalara çekmek için Aşkın Gözyaşlarını topladı harf harf beyaz kâğıtlarda. Alevleri ıslatan sayfalar şimdi sizlerin yüreğinde şebnem şebnem aksın diye Güneş'e seslendi:
“Irmaklar kurusaydı deniz olmazdı. Eğer aşk muteber olmasaydı seni senden daha iyi bilen, Âdem ve Havva'yı yaratmazdı."
Sinan Yağmur'un romanları:
-
Aşkın Gözyaşları 1 - Şems Tebrizi
-
Aşkın Gözyaşları 2 - Mevlânâ
-
Aşkın Gözyaşları 3 - Kimya Hatun
-
Aşkın Gözyaşları 4 - Hamuş - Hallac ı Mansur
-
Aşkın Gözyaşları 5 - Yunus Emre
-
Aşkın Meali 1 - Yusuf ile Züleyha
-
Aşkın Meali 2 - İbrahim ile Hacer
-
Aşkın Meali 3 - Hz. Ali ve Fatıma
-
Aşk'a Yolculuk - Veysel Karani
-
Kerbelâ: Hz. Hüseyin
-
Bişnev - Aşkın 7 Hali
-
Hüzün Yanığı
-
Babalar da Ağlar
-
Sevgi öğretmeni
-
Cennetin Gülü Hz. Muhammed
-
Tennure ve Ateş
-
Mesneviden Hikâyeler
Son söz yine rahmetli Necip Fazıl Kısakürek’den olsun:
Kırılır da bir gün tüm dişliler Döner şanlı şanlı çarkımız bizim Gökten bir el yaşlı gözleri siler Şenlenir evimiz barkımız bizim
Yokuşlar kaybolur çıkarız düze Kavuşuruz sonu gelmez gündüze Sapan taşların yanında füze Başka alemlerle farkımız bizim
Kurtulur dil tarih ahlak ve iman Görürler nasılmış neymiş kahraman Yer ve gök su vermem dediği zaman Her tarlayı sular arkımız bizim
Gideriz nur yolu izde gideriz Taş bağırda sular dizde gideriz Bir gün akşam olur bizde gideriz Kalır dudaklarda ŞARKIMIZ bizim...
Okulda ki mütevazı ama işinin ehli gençlerimizi emanet ettiğimiz Şener hocamız ve eğitim kadrosuna teşekkür borçluyuz. Bizim çocuklara kendi çocuklarından daha fazla sahiplenme duygusuna sahip oldukları için.
Bir teşekkür de okulda okuyup, 100 TL civarındaki kitabı alamayan bazı çocuklarımızın kitap ücretini karşılayan okulumuzdan önceki yıllarda mezun olan iş adamı Hüseyin Yanık, Müteahit Selahattin Teke ve Karahüyük İnsani Yardımlaşma Derneği başkanı Ali Zeybek beylere müteşekkiriz. Cenabı Allah bedenlerine sağlık, ruhlarına dinçlik, ömür ve ilimlerine bereket lütfetsin inşallah. Baki Selamlar.
Söyleşi programından kalan hatıra resimler..



Okulumuzun tarihçesi: “Okulumuzun bulunduğu mahalleye ilk defa okul; 1941 yılında köy mescidinde ilkokul olarak eğitim öğretime başlamıştır. Okulun ilk kadrolu personeli eğitmen Mustafa EKEN’ dir. İlk başöğretmeni ise Konya Kız Öğretmen Okulu mezunu Fikriye CANDAN’ dır. Okulun adı yerleşim yeri köy olduğu için Karahüyük Köyü İlkokulu’ dur.
Okulun ilk binasının yapımı 1946 yılında, 3 derslik, 1 öğretmen lojmanı olarak köylü tarafından imece usulüyle yapılmıştır. 1987 yılına kadar bu binada Karahüyük Köyü İlkokulu olarak eğitim öğretime devam etmiştir.
1988 yılında derslik sayısının ihtiyacı karşılayamaması üzerine Konya’nın hayırsever tüccarlarından Halep doğumlu merhum Ahmet HAŞHAŞ tarafından eski binanın karşısına 5 derslik, 1 idari oda, 1 mutfaktan oluşan 456 metrekare alana oturan yeni bina yapılmış ve eğitim öğretime başlamıştır. 2000 yılında MEB tarafından yeni binanın üstüne 5 derslikli, 1 idari kısım çıkılmıştır. 2000 yılına kadar okulumuz 2 bina 8 derslik olarak eğitim öğretime devam etmiştir.
Köyün 1982 yılında belediye sınırları içine girmesiyle okulun adı Karahüyük Mahallesi İlkokulu olarak değişmiştir. 1988 yılında okulun adına hayırseverin adı eklenerek adı Karahüyük Mahallesi Ahmet Haşhaş İlkokulu olmuştur. Tüm okulların İlköğretim Okulu olması ile okulun adı Karahüyük Mahallesi Ahmet Haşhaş İlköğretim Okulu olarak değişmiştir ve tekrar 4+4+4 yıllık eğitim öğretim sürecine geçmesiyle okulun adı Karahüyük Mahallesi Ahmet Haşhaş ilkokulu olarak değişmiştir.
Yoğun göç almasından dolayı nüfus hızla artmış okulun derslik sayısı ihtiyacı karşılayamamıştır. 2007 yılında eski okul binası yıkılarak yerine 2 anasınıfı bölümü, 5 derslik, 1 çok amaçlı salon,1 iş eğitim odası ve 1 laboratuar odası inşa edilmiş olup 2008 eğitim yılında faaliyete geçmiştir.
Okulumuz 6160 metrekare alana oturmuştur. 516 metrekare ve 618 metrekareden alana oturmuş iki binada eğitim yapılmaktadır. 1875 metrekare yeşil alan mevcuttur. Okulumuz doğalgaz ile ısınmaktadır”.