Buhara’da ziyaret edilecek birçok yer bulunmaktadır. Bizim niyetimiz silsileyi Nakşibendi’nin piri zanlarını ziyaret etmek, onlara manevi borcumuzu kısmen de ta uzak diyarlardan gelip ziyaret etmek olduğu için Buhara ve Semerkant ziyaretimizin ana yazı konusu Türk-İslam dünyasında önemli yere sahip Allah dostlarından bahsetmek olacaktır.
Buhara da ziyaretimize Nakşibendi silsilesinin 10.sırasında bulunan Hoca Abdülhalık Gucdüvani ile başlayıp,16.sırada bulunan Şahı Nakşibendi Hazretlerini ziyaret etmek ile sonlandırmaktı. Öyle de oldu elhamdülillah. Ziyaretlerimizde usul olarak bu Allah dostlarının kabri başında Yasin’i şerif ve Fatihalar okuyarak bağışlamak, Türkiye’de bulunan kardeşlerimizin selam ve dualarını ilettikten sonra mümkün mertebe vaktin durumuna göre tahiyyatül mescid namazı kılarak devam etti. Çok şükürler olsun ki rabbimize bu imkânı bize lütfettiği için.
Silsile-i Şerife (Altın Silsile)
İnsanlık âleminde güzel ahlakın; nezaket, letafet ve zarafetin zirvesi şüphesiz ki fahri kâinat Rasulullah Efendimizdir. Mürşidi kâmiller, Hazreti peygambere aşk ile itaat neticesinde hakka vasıl olmuş, yüksek ruhlar ve yüce şahsiyetlerdir. Onların hal, hareket ve sözleri, şeriatın emir ve yasaklarına, tarikatın adap ve erkânına büyük bir titizlikle uyum içindedir. Bu sebeple kendi hayatlarında kitap ve sünnete aykırı hiçbir hal ve davranışa yer yoktur.
Hak dostu mürşidi kâmiller, manevi terbiye, kalp tasfiyesi ve nefis tezkiyesi hususunda nebevi devam ettiren peygamber varisleridir. Onların en büyük feyz kaynağı mübarek siretiyle âdete canlı bir Kuran olan Rasulullah efendimizdir. Cenabı Allah’ın değişik karakter ve yapıda veli kulları, dostları vardır. Bunların görevi peygamber efendimizin vefatından sonra insanlara irşad vazifelerini yapıp, iyiliği emredip kötülükten sakındırmaktır. Gaybı ancak Allah bilir. Resûl-i Ekrem (s.a.s) şöyle buyurmuştur: “Kuşkusuz âlimler peygamberlerin vârisleridir. Peygamberler miras olarak ne altın ne de gümüş bırakmışlardır; onların bıraktıkları yegâne miras ilimdir”.
"Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının; özü sözü doğru, samimi ve dürüst insanlarla beraber olun!" (Tevbe 119
Sadâkat”, sözde ve özde doğruluk; dürüstlük üzerine kurulmuş samimi ve sağlam bir dostluk, içten bağlılık, kalp istikâmeti, samimiyet ve ihlas gibi mânalar ifade eder. Dürüst olmak, doğru muamelede bulunmak, sıdk ve ihlâs ile dostluk etmek, herhangi bir şahsî çıkar ve menfaat beklentisinden uzak ve her yönüyle Allah rızâsı için olan dostluk da sadâkattir.Sadâkat, peygamberlerin en mühim vasıflarından biridir. Peygamberler, istikâmet üzere olan hâlleri ve sözleriyle dâimâ sadâkati tebliğ hâlinde olmuşlardır. Kur’ân-ı Kerîm’de, bâzı peygamberlerin şahsiyeti anlatılırken, meselâ Hz. İbrâhim ve Hz. İdrîs hakkında; “Gerçekten o, özü sözü doğru bir peygamberdi” (Meryem 19/41, 56) buyrulmaktadır. Efendimizden günümüze kadar gelen silsileyi Nakşibendi’nin Halidi kolu Anadolu’muzda yaygın şekilde manevi terakkiler için etkili bir durumdadır. Muhterem üstadımız Mahmut Sami Ramazanoğlu (k.s) hazretlerinin Erenköy cemaati olarak bilinen silsilesini aşağıda paylaşıyorum:
Hazret-i Muhammed Mustafâ (Sallâllâhu aleyhi ve sellem), Hazret-i Ebû Bekir Sıddîk (Radıyallâhu anh), Selmân-ı Fârisî (Radıyallâhu anh), Kâsım Bin Muhammed (Rahmetullâhi aleyh), Câfer-i Sâdık (rahmetullâhi aleyh), Bâyezîd-i Bistâmî (rahmetullâhi aleyh), Ebû’l-Hasan Harakānî (rahmetullâhi aleyh), Ebû Ali Fârmedî (rahmetullâhi aleyh), Yûsuf Hemedânî (rahmetullâhi aleyh), Abdülhâlık Gucdüvânî (rahmetullâhi aleyh), Muhammed Ârif Rîvgerî (rahmetullâhi aleyh), Mahmûd Encîrfağnevî (rahmetullâhi aleyh), Ali Râmîtenî (rahmetullâhi aleyh), Muhammed Baba Semâsî (rahmetullâhi aleyh), Seyyid Emîr Külâl (rahmetullâhi aleyh), Bahâüddîn Şâh-ı Nakşibend (rahmetullâhi aleyh), Alâüddîn Attâr (rahmetullâhi aleyh), Yâkub Çerhî (rahmetullâhi aleyh), Ubeydullah Ahrâr (rahmetullâhi aleyh), Muhammed Zâhid (rahmetullâhi aleyh), Derviş Muhammed İmkenegî (rahmetullâhi aleyh), Hâcegî Muhammed İmkenegî (rahmetullâhi aleyh), Muhammed Bâkī Billâh (rahmetullâhi aleyh), İmâm-ı Rabbânî Ahmed Fârûkî Sirhindî (rahmetullâhi aleyh), Muhammed Mâsûm Sirhindî (rahmetullâhi aleyh), Muhammed Seyfüddîn Sirhindî (rahmetullâhi aleyh), Seyyid Nûr Muhammed Bedâyûnî (rahmetullâhi aleyh), Mirzâ Mazhar Cân-ı Cânân (rahmetullâhi aleyh), Abdullah Dehlevî (rahmetullâhi aleyh), Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî (rahmetullâhi aleyh), Seyyid Tâhâ el-Hakkârî (rahmetullâhi aleyh), Tâhâ el-Harîrî (rahmetullâhi aleyh), Muhammed Es‘ad Erbilî (rahmetullâhi aleyh), Mahmud Sâmi Ramazanoğlu (rahmetullâhi aleyh), Sâhibü’l-Vefâ Hâce Mûsâ Topbaş (rahmetullâhi aleyh), Üstadım (K.S)
Özbekistan sınırları içerinde silsileyi Nakşibendinin 12 adet mürşidi kamili medfun bulunmkaktadır. Bunlardan 10 tanesini fiili olrak ziyaret etmek nasip oldu.
Bunlardan Özbekistanın Tacikistan sınırına yakın bölgesinde Denov şehrinin 12 km güneyinde bulunan Alaüddin Attar (ks) ile Özbekistanın Surhanderya eyaletinde Altınsay ilçesinin Vahşıvar köyünde medfun bulunan Muhammed Zahid’i (k.s) ziyaret etmek nasip olmadı. İnşallah farklı bir zamanda ziyaret etmek nasip olur.