Haftanın ilk gününe Konyaspor’umuzun basın toplantısıyla başladık. Basın Sözcüsü Cengiz Yönet ve Futbol Şube Sorumlusu Ali Camgöz’ün yeni sezon öncesinde Konyaspor’a dair merak edilen pek çok konuya ilişkin açıklamalarını dinleme fırsatı bulduk.
Toplantıda özellikle forma satışları ve kombine bilet sayıları dikkatimi çekti. Açıkçası açıklanan rakamların, Konyaspor’un sahip olduğu potansiyeli ve şehirdeki karşılığını yeterince yansıtmadığını düşünüyorum.
Geçtiğimiz sezonun ortalarında düşme hattında bulunan bir takımdan bahsediyoruz. Şehrin Konyaspor sevdalılarını ortak bir paydada buluşturabilecek İlhan Palut’un göreve gelmesiyle birlikte önemli bir değişim yaşandı. Konyaspor, sezon sonunda hedeflediği puanın ve sıralamanın üzerine çıkmayı başardı. Bunun yanında Ziraat Türkiye Kupası’nda finale kadar uzanan önemli bir başarı ortaya koydu.
Dolayısıyla bugün yeni sezona bakarken yalnızca eksikleri değil, geride bırakılan süreçte ortaya konulan mücadeleyi ve yapılan doğru işleri de görmek gerekiyor.
YÖNETİMİ ELEŞTİRMEK KOLAY, SORUMLULUK ALMAK ÖNEMLİ
Kulüp yönetimleri elbette eleştirilebilir. Doğru kararlar kadar yanlış kararlar da alınabilir. Ancak hiçbir yönetimin göreve bile isteye kulübüne zarar vermek amacıyla geldiğine inanmıyorum.
Ben Ömer Atiker başkanlığındaki yönetimin bugüne kadar başarılı bir süreç yürüttüğünü düşünüyorum. Üstelik belediyelerimizin verdiği destek dışında şehirden beklenen ölçüde güçlü bir desteğin oluşmadığını da göz ardı etmemek gerekiyor.
Şehir olarak yeterli birlik ve beraberliği sağlayamıyorsak, yalnızca yönetimi eleştirerek başarı beklemek ne kadar gerçekçi?
Basın toplantısındaki açıklamalardan edindiğim izlenimlerden biri de transfer sürecinde İlhan Palut’un görüşlerinin dikkate alındığı yönünde. Teknik heyetle istişare edilmeden adım atılmaması, sportif yapılanma açısından son derece kıymetli.
Marko Jevtović konusunda izlenen süreç de bunun önemli örneklerinden biri. Yönetimin teklif ettiği rakamın oldukça üzerinde bir talep gelmesi üzerine anlaşma yapılmaması, ardından oyuncu tarafından yeniden dönüş sağlanarak kulübün ilk teklifinin dahi altında bir rakamla anlaşılması, bana göre başarılı bir yönetim anlayışının göstergesidir.
Bu tablo bize bütçesini gözeten, ayakları yere sağlam basan ve kulübün geleceğini düşünerek hareket eden bir yönetim anlayışı olduğunu gösteriyor.
Elbette hepimiz yıldız futbolcuların Konyaspor forması giymesini, şehirde büyük bir heyecan ve sinerji oluşmasını isteriz. Ancak futbol artık büyük ölçüde ekonomik gerçeklerle yönetiliyor. Kulübün ciddi bir borç yükü varken atılacak her adımın hesaplı olması gerekiyor. Konyaspor taraftarının da bu gerçeğin farkında olduğuna inanıyorum.
Bu nedenle yönetimi ortaya koyduğu duruş ve çaba nedeniyle gönülden tebrik ediyorum.
PEKİ ŞEHİR NE YAPACAK?
Asıl üzerinde durmamız gereken konu tam da burada başlıyor.
Konyaspor yalnızca yönetim kurulunun veya belediyelerin sorumluluğunda olan bir yapı değildir. Konyaspor, Konya'nın en önemli marka değerlerinden biridir ve bu markaya sahip çıkmak bütün şehrin ortak sorumluluğudur.
Konya Sanayi Odası, Konya Ticaret Odası ve Konya Ticaret Borsası başta olmak üzere şehrin ekonomik hayatına yön veren kurumlarımızın bu konuda daha fazla sorumluluk üstlenmesi gerektiğini düşünüyorum. Oda ve borsa başkanlarımız üyelerini Konyaspor’a destek olmaya teşvik etmeli; forma ve kombine konusunda iş dünyasının çok daha güçlü şekilde sürecin içerisinde yer alması sağlanmalıdır.
Konya'nın tanıtımındaki en büyük değerlerden biri olan Konyaspor'a öncelikle bu şehrin kurumları ve iş dünyası sahip çıkmalıdır.
Elbette taraftarın da sorumluluğu var. Sürekli şikâyet etmek ve her gelişmeyi eleştirmek yerine imkânı ölçüsünde formasını, kombinesini alarak takımının yanında durmalıdır. Fiyatlar bazı taraftarlarımız için yüksek olabilir ve bu konuda gerekli düzenlemeler değerlendirilebilir. Ancak temel mesele değişmiyor: Herkes imkânı ölçüsünde elini taşın altına koymalı.
Belediyelerimizin Konyaspor’a ciddi katkılar sunduğunu biliyoruz ve bunun için teşekkür etmek gerekiyor. Fakat bu yük yalnızca belediyelerimizin omuzlarında kalmamalı. Konya'nın sanayicisi, tüccarı ve iş dünyası da aynı duyarlılığı göstermeli.
Çünkü geçmiş dönemlerde birlik ve beraberlik sağlandığında Konyaspor’un neler başarabileceğini hep birlikte gördük.
Bir teşekkürü de Konyaspor’un sosyal medya çalışmalarında başarılı içerikler ortaya koyan ekibe etmek istiyorum. Bir spor kulübünün marka değerinin yalnızca sahadaki sonuçlarla değil, iletişim gücüyle de büyüdüğü günümüzde yapılan başarılı çalışmaların hakkını teslim etmek gerekiyor.
Bugün Konyaspor’un başında İlhan Palut var. Yönetim transferler ve kulübün geleceği konusunda imkânları ölçüsünde mücadele ediyor. Teknik heyet üzerine düşeni yapıyor.
Şimdi sıra bizde.
Taraftar olarak, iş dünyası olarak, kurumlarımızla ve bütün şehir olarak Konyaspor’un yanında durmalıyız.
Çünkü tekrar tekrar söylemekte fayda var:
Konyaspor yalnızca yönetimin ya da belediye başkanlarımızın meselesi değildir. Konyaspor; sanayicisiyle, esnafıyla, tüccarıyla, taraftarıyla ve kurumlarıyla bütün Konya’nın meselesidir.
Başarıyı gerçekten istiyorsak önce bu ortak sorumlulukta buluşmalıyız.