Bazı maçlarda “deplasmanda alınan bir puan iyidir” söylemi kulağa makul gelebilir. Ama bu maç için ben aynı fikirde değilim. Çünkü Konyaspor, Kasımpaşa karşısında özellikle ilk yarıda öyle bir futbol oynadı ki, sahadan üç puanla çıkmak işten bile değildi. Böylesine güzel bir oyunun ardından ikinci yarıdaki düşüşle iki puanı bırakmak, doğrusu sevindirici değil, üzücüydü.

Gerçekten seyir zevki yüksek bir ilk yarı izledik. Muleka, her hafta üzerine koyarak keyif vermeye devam ediyor. Ligdeki ilk golünü atan genç yıldız, mükemmel çalımları ve uzak şutuyla fark yaratıyor. O pozisyon gol olsa, muhtemelen çok farklı bir ikinci yarı izlerdik.

İlk yarıda Konyaspor kendinden emin, ayağa paslarla rakibi çözen, adam eksiltmede başarılı bir oyun sergiledi. Kendi kendime “bu maç 3-0 biter” dedim.

Ama ikinci yarı başladığında tablo bir anda tersine döndü. Kasımpaşa üst üste iki tehlikeli atakla kalemize geldi ve sonunda altı pas içinde basit bir golle eşitliği yakaladı. O dakikadan itibaren sahada “maçı kazanmak isteyen” bir enerji göremedik. Ne kenar yönetimde, ne de oyuncularda o istek vardı.

Benim açımdan bu karşılaşma bir puan kazanımı değil, açık bir iki puan kaybıydı.

Stefanescu performansıyla büyük hayal kırıklığı yarattı. Goldeki hatası affedilir gibi değildi, ikinci hatasında da neredeyse ikinci golü yiyecektik. Lig yedinci haftasında hâlâ hazır değilse, bu seviyede oynamaya ne kadar uygun, düşünülmesi gereken bir konu.

Umut Nayir spikerin her pozisyonda “istediği gibi vuramadı, pası veremedi” yorumları artık klişe haline geldi. Umut bu takımın golcüsü; artık gol atıp forvet oyuncusu olmanın hakkını vermeli! Biz Umut’un sadece gol attığını duymak ve görmek istiyoruz.

Sevgili Recep Hoca… Şehrin sizi sevdiğini biliyoruz. Karakteriniz, duruşunuz ortada. Fakat bazı maçlarda müdahalelerde geç kalıyorsunuz ya da yanlış tercihlerle oyunun momentumunu rakibe bırakıyorsunuz. Bu maçta Tunahan ve Melih Bostan mutlaka süre almalıydı. Ayrıca hem Başakşehir hem de Kasımpaşa maçlarında gördüğünüz haksız kartlar da artık bardağı taşırıyor. Hoca ne yapsın, hakkını aramasın mı?

Deplasmandaki taraftarımıza ise kocaman bir alkış. 90 dakika boyunca sesleriyle varlıklarını hissettirdiler. Maç, taraftarla güzel olur. Kasımpaşa tribünlerinin bomboş haliyle aradaki fark ortadaydı.

Ve buradan Türkiye Futbol Federasyonu’na da bir çift söz… Konyaspor’a verilen cezalarla futbol şehri Konya’yı tribünlerden uzaklaştırmak mı istiyorsunuz? Taraftarı olmayan maçın tadı olmaz. Peki aynı cezayı Galatasaray veya Beşiktaş tribünlerine verebilecek misiniz? Eğer adaletse, herkes için adalet olmalı.

Son olarak, Konyaspor’un son birkaç maçtır ikinci yarılarda yaşadığı düşüşe milli arada mutlaka çözüm bulunmalı. Bu takım potansiyelinin çok altında. Küçük dokunuşlarla yeniden o coşkulu, üretken Konyaspor’u izleyebiliriz.

Milli takımımıza Bulgaristan karşısında başarılar diliyorum.

Ve büyük Konyaspor taraftarına bir kez daha teşekkür ediyorum; çünkü bu şehirde futbolun kalbi, hâlâ onların yüreğiyle atıyor.