Orman ve anız yangınları hepimizi üzmektedir. Yeşile ve bu yeşilin binlerce faydası varken neden ormanları ve bitki örtüsü yakılıyor. Hububat ekili arazilerde hasat sonrası kalan anızların ve sapların yakılması “Anız Yakma” olarak bilinmektedir.

Hububatta hasat mevsimi geldi, tanesi alınan ürünlerin anızının yakılması bazı nedenlere dayanmaktadır. Anız tarla sürümü, tohum yatağı hazırlama ve ekim işleri kolay olsun gibi çok da önemli olmayan nedenlerden dolayı anızların yakıldığı belirtilmektedir. Bazı durumlarda zararlı ve hastalıkla mücadele amacıyla da anız yakıldığı görülmektedir. Çok farklı amaçlar yanında arazi açma, sabotaj ve dikkatsizlik gibi sebepler kabul edilemez sebepler olmalıdır.

Hasat sonrası ovada anızlar çoğu zaman bilerek veya bilmeyerek ateş atılarak sap veya anızlar yakılmaktadır. Anız yangınlarında sap veya anızlarla birlikte toprağın iç ve üst katmanı, içerisindeki böcek, kurt, kuş, tavşan gibi bu arazilerde yaşamakta olan birçok canlı yanmaktadır. Bazı anız yangınları ekili arazilerin, çiftliklerin, alet ve ekipmanların, varsa evlerin ve etraftaki ormanların da yanmasına yol açmaktadır. Tarla içi canlılar ve diğer canlıların yanması yanında tarihi yerlerin yanmasına, kültürel değerlerin yok olmasına, mal ve can kayıplarına da neden olmaktadır.

Anızları yakmanın sebepleri arasında en başta hasat sonrası kalan sap ve bitki kök kısmının sürümü ve sonrasında ekimi zorlaştırdığı gösterilmektedir. Çiftçilerimiz anızı;

-Daha iyi tohum yatağı hazırlamak,

-Yabancı ot ve haşereleri yok etmek,

-Hasat sonrası, hemen diğer bir ürünün ekimine geçilecek ise zaman kazanmak ve mibzerin istenilen bir şekilde ekim yapmasını, anız sapları ile mibzer gözlerinin tıkanmasını önlemek yani ekimi kolaylaştırmak gibi gerekçelerle fayda sağladığı belirtilmektedir. Haklı bir gerekçe gibi gösterilen bu sebepler yakmanın vereceği zararın yanında dikkate alınmayacak kadar çok küçüktür. Her ne kadar anız yakmak yasak olsa da maalesef zaman zaman anızların yakıldığını görmekteyiz.

Anız yakmanın önlenmesi yasaklarla değil bilinçle halledilmelidir. Anız yakmanın bilinen zararları ve dolaylı zararları vardır. Bunlar;

1- Anızın yakılması sonucunda; gerek tarımsal ekosistem, gerekse doğal ekosistem tahrip edilmektedir.

2- Özellikle topraktaki Karbon (C) ve Azot ( N) dengesi yok olmakta ve tarlalar verimsizleşmektedir.

3- Organik madde miktarı azalmaktadır.

4- Mikrobiyolojik aktivite gerilemektedir.

5- Omurgasızlar yok olmaktadır.

6- Toprak içi ve toprak üstündeki diğer birçok canlı zarar görmektedir.

Anızların yakılması ile toprağı besleyecek organik atıklar yok olmakta ve topraklarımız günden güne fakirleşip verim gücünü kaybetmektedir. Anız ve sapların yakılması ile toprak yorgunluğu artmaktadır. Anızın yakılması sırasında kalan sap ve anız miktarına göre toprağın 1-3 cm lik üst katmanının ısısı 50-750 0C’ ye kadar çıkmakta olduğundan toprak mikroorganizmalarının çoğu zarar görmektedir.

Anız yakmanın önüne geçmek için ne yapılmalı;

1-Ekim öncesi tohum yatağı iyi hazırlanmalı,

2-Hububat hasatları biçer- döver ile toprak yüzeyine yakın yapılmalı (Biçer- Döverler de tabla genişliği fazla olduğu için iyi hazırlanmayan tarlalarda yüksekten biçme zorunda kalmaktadır)

3-Hasat sonrası kalan anız, anız parçalayıcısı ile parçalanarak toprağı karıştırılmalıdır (anızın parçalanması, mikroorganizmalar tarafından çürüyerek organik maddeye dönüşmesi kolaylaşsın)

4-Yabancı ot ve haşereleri yok etmek için temiz ve sertifikalı tohum kullanılmalı, bakım ve ilaçlı mücadele yapılmalıdır.

5. Bölge için tavsiye edilen “Sertifikalı tohum” kullanılmalı,

İkinci ürün yetiştirmek için anız yakılmamalı, anız parçalama aletleriyle halledilerek tohum yatağı hazırlanmalıdır.

Hasat sonrası kalan anız ve benzeri diğer organik artıklar parçalanarak toprağa gömüldüklerinde toprağın organik madde muhtevasını artırır. Yapılan birçok araştırmada anız yakmanın; toprağın fiziksel, kimyasal ve biyolojik özelliklerini bozduğu, toprağın verimliliğini düşürdüğü ve biyolojik dengeyi olumsuz yönde etkilediği tespit edilmiştir.

Anızın toprağa karıştırılması toprağın su ve besin maddelerini tutma kapasitesini artırır. Toprakta organik madde ve suyun artması toprağın daha verimli hale gelmesi sağlanmaktadır. Önemli bir hususta rüzgâr ve yağışların (suyun) sebep olacağı erozyon önlenmiş olmaktadır.

Anız ve saplar yakma yerine ekonomiye katkı sağlamalıdır. Özellikle selüloz kaynağı olarak kâğıt sanayiinde, mantar yetiştiriciliğinde, hayvan beslenmede ve hayvan altlığı gibi farklı amaçlarla da kullanılmalıdır.

Amacımız tarımda sürdürebilirliği sağlamak olmalıdır. Anız yakılması tarımda sürdürülebilirliğin önünde bir engeldir. Bizlerin yaşama alanı olan bu toprakları anız yakma gibi nedenlerle kendi ellerimizle yok etmemeliyiz.

Bu nedenle günümüzde gelişmiş teknoloji kullanılan modern tarımda anız yakmaya yer olmamalıdır. Anız yakma tarımın ve gıdanın sürdürülebilirliği için ülke gündeminden kesinlikle çıkarılması gereklidir. Bu toprakların bize atalarımızdan kalan miras değil, çocuklarımıza devretmek üzere aldığımız bir emanet olduğunu unutmamalıyız.

"Doğayı koruyalım, gelecek nesillere yaşanılabilir bir dünya bırakalım" sloganı güzel, çoğumuz da bunu söylemekteyiz. Birçok ürünün reklamlarında bile çevreci olduğu öne çıkarılmakta ve çevreci olduğu vurgulanmaktadır.

Ormanları bilerek yakan hainler içinde önleyici etkin tedbir olarak idam cezası getirilmelidir.