Geçen iki yazımda hububat fiyatlarını ve hasat kayıplarını yazmıştım. Dünya piyasalarına göre yüksek ancak açıklanan hububat fiyatları Türk çiftçisinin beklentilerinin altında kalmıştır. Daha sonra gözden geçirilerek desteklemelerde yapılacak iyileştirmelerle fiyatların yeterli hale getirileceği Cumhurbaşkanımız tarafından açıklanmıştır. Desteklerdeki yapılacak artışlarla fiyatlar umarım üretici için tatmin edici hale getirilir. Hububat hasadında tane kayıplarında müsaade edilen üst sınır %2’dir. Bu kayıplar daha da düşürülerek üretilmiş olan ürün hasatta kaybedilmemelidir. Hasat kaybı kadar önemli olan diğer bir husus da ürünün hasat sonrası kayba uğramasıdır. Hasat sonrası kayıplar; nakliye, depolama ve işleme ve sonrası kayıplardır. Hububatlar işlenerek son kullanım durumuna göre ve işlendikleri ürüne göre son tüketim noktasına kadar ve tüketim esnasında da kayıplar görülmektedir. Bu kayıplar önemli olup nedenleri mutlaka ortadan kaldırılmalıdır.
Hasat edilen arazide kalan ürün kaybı yanında sap ve anızların yakılması da önemli bir tehlike ve ekonomik kayıptır. Küresel ısınma, bazı bilinçsiz ve gereksiz atıklar dünyada önemli bir çevre olaylarına neden olmaktadır. Dünyada nüfusta ve çevre olaylarında giderek artış görüldüğünden tarımsal uygulamalar daha da önemli ve öne çıkar hale gelmektedir. Anız yangınları da bu tehlikelerden biridir.
Orman ve anız yangınları yaşanılan bir felaket olup iklim değişikliği ve çevre kirliği sonucunda nedeni bilinmeyen birçok hastalıklar da otaya çıkmaktadır. Özellikle toprak verimliliğini azaltan, yani toprağı fakirleştiren ve topraktaki canlıları öldüren anız yangınları ile mücadele hepimiz için milli bir görev olmalıdır. Bölgemizde hasat döneminin başladığı bu günlerde hasat sonrası tarlada kalan anızlar yakılmamalıdır. Sorumlu kişilerin yanında herkes bu konuda hassasiyet göstermeli ve olası bir yangında ilgilerce en kısa zamanda müdahale edilmeli ve yangının söndürülmesine herkes yardımcı olmalıdır. Son yılda uygulamaya konulan piknik alanları hariç ormana girişin yasaklanması yangınların önlenmesinde önemli bir adımdır. Bunun yanında ormanları ve anızları yakanlar için çok ağır müeyyideler de getirilmelidir.
Anız yakma çok sayıda olumsuz duruma yol açtığı görülmektedir. Topraktaki organik madde, yüzeye yakın kısımda bulunan yararlı mikroorganizmalar yok olduğu gibi toprak, su ve rüzgâr erozyonuna daha hassas bir duruma gelmektedir.
Çiftçilerimizin anız yakma nedenlerinden en önemlisi tarlada kalan anızın toprak işlemeye, ekim hazırlığına ve ekime engel olması gösterilmektedir. Ekim öncesi doğru ve iyi bir tohum yatağı hazırlanması biçimi kolaylaştırmakta ve fazla anız kalmasını önlemektedir. Bu konuda bölgeye uygun çeşit seçimi de fevkalade önemlidir.
Bölgemiz gibi suyun yeterli olmadığı bazı bölgelerimizde orman ve anız yangınlarını söndürmede kullanılan su; bu amaçla değil ürün yetiştirmede kullanılması daha yararlıdır. Anız yakma ülkemiz için felaket ve gerçek bir çevre sorunu olarak görülmelidir. Hububat hasadından sonra kalan ve toprağa karıştırılan anız toprağın organik yapısını güçlendirmekte olduğundan yakılmamalıdır. Yakma ile organik madde kaybı yanında, aile ve ülke ekonomisine de zarar verilmektedir. Toprakların verimliliğinde organik maddenin ayrı bir öneminin olduğu bilinmektedir. Hububat hasadında sonra yakılan anız, toprağın fiziksel ve kimyasal özelliklerini ve torağın mikrobiyolojik aktivitesini de olumsuz yönde etkilemektedir. Toprakta anız yakma işleminden sonra, karbondioksit salınımında düşüş olmaktadır. Bu düşüş, anız yakmanın toprağın mikrobiyolojik aktivitesini de olumsuz yönde etkilemektedir.
Oldukça geniş alanlarda hububat ekimi yapılan Konya’da geçmiş yıllarda daha çok görülen anız yangınları alınan tedbirlerle, cezai müeyyide ve çiftçilerimizin bilinçlenmesi ile giderek azalma göstermiş olması sevindirici bir gelişmedir. Bu olumlu gelişmeye rağmen zaman zaman bazı yerlerde anız yakıldığı da görülmektedir. Anız yakmayı önleyici alınan tedbirler sürdürülmeli ve anız yakma tamamen ortadan kalkıncaya kadar devam ettirilmelidir.
Anız yangınlarında çevredeki orman, bazı ürünler, meyve ağaçları, çalılar, telefon ve elektrik hatları, yerleşim yerleri, arazideki alet ve ekipmanlar, evcil hayvanlar ve toprak içi ve toprak üstü canlıları zarar görmektedir. Yangınlarla tabiatın doğal dengesi bozulmaktadır. Anız yakılması ile bazı zaman ulaşımı tehlikeye düşürmekte ve hava kirliliğine de yol açmaktadır. Binlerce yılda oluşan toprak yüzeyinde 15- 20 cm kalınlığındaki verimli toprak tabakası erozyonla kaybedilmektedir.
Anız ve orman yangınlarında binlerce canlının yakılması bir vahşet ve büyük günahtır. Peygamber Efendimiz (Hz. Muhammed A.S.) “Yerdekilere merhamet etmeyene, göktekiler merhamet etmez” buyurarak, etrafımızdaki canlılara hangi gözle bakmamız ve nasıl davranmamız gerektiğini bize göstermiştir. Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu'nun verdiği fetvada da anız yakılmasından ötürü meydana gelen ölümlerin, bu canlıların ölümüne sebep olduğundan dinen anız yakmak haram sayılmıştır.
Anız yangınlarının önüne geçmek için üretici ve bütün insanlarımızın azami dikkat göstermesi gerekmektedir. Yangınlar geleceğimiz ve gıda güvenliğimiz için önemli bir tehdit olduğu unutulmamalıdır.
Anız yakmanın cezası vardır. 2026 yılı için anız yakanlara her dekar (1.000 m²) için 698,62 TL idari para cezası verilmektedir. Anız yakma fiili ormanlara, sulak alanlara bitişik yerlerde veya meskûn mahallerde işlenirse ceza 5 kat artırılır. Örnek vermek gerekirse:
· 10 dekar tarlada anız yakılırsa: yaklaşık 6.986 TL
- Aynı alan orman kenarında veya yerleşim yerine yakınsa: yaklaşık 34.931 TL ceza uygulanabilir.
Ayrıca anız yakılması sonucu yangın çıkması, komşu arazilere veya ormanlara zarar verilmesi halinde sadece idari para cezası değil, duruma göre adli soruşturma ve tazminat sorumluluğu da doğmaktadır.
Bu cezalar yeterli ve caydırıcı değildir. Caydırıcı olması için cezalar artırılmalı ve bilinçli anız yakanlar için hapis cezası getirilmelidir.
Toprağın canlılığı sürdürülmeli ve geleceğimiz karartılmamalıdır. Gıda güvenliğimiz için tarım kurallarına uygun yapılmalı, hububat anızları ve ormanlarımız yakılmamalıdır.