Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması, yaygın kısaltmasıyla HAGB, Ceza Muhakemesi Kanunu'nda düzenlenen, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para cezalarında verilen cezanın sanık aleyhine bir sonuç doğurmamasını ifade eden ve öngörülen denetim süresi içinde kasten yeni bir suçun işlenmemesi yahut denetimli serbestlik yükümlüklerine aykırı davranılmaması halinde davanın düşmesine sebebiyet veren bir usul hukuku müessesesidir. Ülkemizde HAGB kurumu ilk olarak 2005 yılında Çocuk Koruma Kanunu'nun 23. maddesi ile 18 yaşını doldurmayan çocuklar için tatbik edilmiş; ardından 19 Aralık 2006 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5560 sayılı Kanun ile Ceza Muhakemesi Kanunu'na eklenerek yetişkinler için de uygulanır olmuştur. Kısaca mahiyetinden bahsetmek gerekirse, Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması, kurulan hükmün yargılanmakta olan kişi hakkında hukuki bir netice doğurmamasını ifade eder. Buradaki temel gaye mahkumiyete bağlı menfi durumların ortaya çıkmasının önlenmesi ve verilen bu kararın sanık hakkında onun aleyhine -müsadere hükümleri hariç- hiçbir hukuki netice doğurmamasıdır. Hülasa bu hukuki müessese ile esasında kişilerin lekelenmemesi ve nihayetinde toplumsal barışın tesis edilmesi/ korunması hedeflenmektedir.
Son yıllarda, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları ve yapılan yeni yasal düzenlemeler ile Ceza Muhakemesi Kanunu'nda HAGB kurumunu düzenleyen maddelerde önemli değişiklikler oldu. Anayasa Mahkemesi evvela 2022/120 Esas, 2023/107 Karar sayılı ve 1 Haziran 2023 tarihli kararıyla Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231 inci maddesinin beş ilâ ondördüncü fıkralarında yer alan hükümleri yayım tarihinden bir yıl sonra -1 Ağustos 2024'te- yürürlüğe girmek üzere iptal etti. Akabinde kamuoyunda 8. Yargı Paketi olarak bilinen 7499 saylı Kanun, 12 Mart 2024 tarihli ve 332487 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Bu Kanun kapsamında -Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı doğrultusunda- HAGB kararlarına karşı istinaf kanun yoluna başvuru hakkı getirildi. Böylece HAGB kararlarının istinaf mahkemelerince hem usul hem esas yönünden denetlenmesinin önü açıldı. Bu Kanun ile ayrıca sanığın HAGB verilmesini kabul etmesi şartı da kaldırıldı. Yani şartların oluşması halinde hakimin, sanığın kabul edip etmediğini sormadan re'sen HAGB kararı verebilmesine olanak tanındı. Öte yandan bu değişiklik ile HAGB kararının suçtan elde edilen eşya veya kazancın müsaderesine engel teşkil etmeyeceği kural haline getirildi.
Bu değişiklikten sonra Anayasa Mahkemesi, HAGB kurumunda büyük bir değişikliğe sebep olan bir iptal kararı daha verdi. Anayasa Mahkemesi, 2024/98 Esas, 2025/149 Karar sayılı ve 10 Temmuz 2025 tarihli kararıyla Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231 inci maddesinin beş ilâ ondördüncü fıkralarında yer alan hükümleri yayım tarihinden dokuz ay sonra -30 Eylül 2026 tarihinde- yürürlüğe girmek üzere yeniden iptal etti. İptal kararının gerekçesi olarak; Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması kurumunun kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlediği ve Anayasanın 17 nci maddesi bağlamında işkence, eziyet ve kötü muamele kabul edilen suçlar bakımından uygulanmayacağına dair yasal bir düzenleme bulunmaması, Anayasanın 17 nci maddesinin Devlete yüklemiş olduğu faillere fiilleriyle orantılı cezalar verilmesi ve mağdurlar açısından uygun giderimin sağlanması şeklindeki usul yükümlülüğüyle bağdaşmaması zikredildi. Bunun üzerine Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı doğrultusunda kamuoyunda 12. Yargı Paketi olarak bilinen 7589 Sayılı Kanun, 31 Temmuz 2026 tarihli ve 33326 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Bu Kanun ile yapılan yasal düzenlemeyle, Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasına ilişkin hükümlerin, işkence ve eziyet suçları ile kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlediği ve Anayasanın 17 nci maddesi kapsamında kötü muamele kabul edilebilecek suçlar bakımından uygulanmayacağı hüküm altına alındı. Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231 inci maddesinin beş ilâ ondördüncü fıkraları yeniden (aynıyla) ihdas edilerek ondördüncü fıkra, "Bu maddenin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümleri, işkence ve eziyet suçları ile kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlediği ve Anayasanın 17 nci maddesi kapsamında kötü muamele kabul edilebilecek suçlar hakkında uygulanmaz." şeklinde değiştirildi.
Belirtmeliyiz ki, zaman içinde yapılan bu yasal düzenlemelerle, HAGB kurumu tamamen ortadan kaldırılmadı ancak önemli değişikliklere uğradı. Anayasa Mahkemesi, yapmış olduğu denetimlerde/ yargılamalarda HAGB kurumunun Anayasa'ya aykırı yönlerini ele alarak Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesinin ilgili fıkralarını iptal etti; buna mukabil kanun koyucu Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararları doğrultusunda yeni yasal düzenlemeler yaparak HAGB hükümlerinin uygulanabilirliğini sağladı.
Doktrinde HAGB kurumunun cezaların caydırıcılık fonksiyonuna zarar verdiği, toplumda cezasızlık algısı oluşturduğu gibi sebepler öne sürerek bu müessesenin kaldırılması yönünde kanaat bildirenler olsa da; kanaatimizce gerek ceza hukuku gerekse infaz hukukunun temel amaçları zaviyesinden bir değerlendirme yapıldığında artısı eksisinden fazla olan bu müessese sürdürülmelidir. Netice olarak; yakın geçmişte olduğu gibi, HAGB müessesesinin tatbikinde hukuki bir tıkanıklık olursa yahut mevcut yasal düzenlemede Anayasa'ya ve hukuka aykırı bir durum tespit edilirse gerekli değişiklikler yapılarak HAGB kurumunun uygulanabilirliği sağlanmalıdır. Keza yıllardır süregelen bu uygulama, istatistiksel verilere göre ceza yargısında kendisine önemli bir yer edinmiş ve suç işleyen bireyin topluma kazandırılmasını ve lekelenmemesini temin eden bir uygulama haline gelmiştir.