Kalabalıkların içinde olmak her zaman çok sevilmek, yalnız kalmak da değersiz olmak anlamına gelmez. Bazen insanın yalnızlığı, karakterinden ödün vermemesinin bedelidir.
Kaliteli insanın en önemli özelliği, kişiye göre şekil değiştirmemesidir. Güçlünün yanında başka, güçsüzün yanında başka konuşmaz. Makam sahibine gösterdiği saygıyı, kapıdaki görevliye de gösterir. Çünkü onun terazisinde insanın değeri makamıyla değil, karakteriyle ölçülür.
Böyle insanlar bazen yalnız kalır.
Çünkü herkese yaranmaya çalışmazlar. Alkış almak uğruna doğru bildiklerinden vazgeçmezler. Menfaat için dostluk kurmaz, işi düşünce arayıp işi bitince ortadan kaybolmazlar. Dilleriyle söyledikleriyle gönüllerinden geçen mümkün olduğunca birdir.
Günümüzde ne yazık ki insan ilişkilerinde menfaatin gölgesi fazlasıyla hissediliyor. Makamınız varsa telefonunuz daha çok çalıyor, imkânınız varsa çevreniz biraz daha kalabalıklaşıyor. Gün geliyor makam gidiyor, imkân azalıyor; o kalabalığın da yavaş yavaş dağıldığını görüyorsunuz.
İşte gerçek dostluk tam burada belli oluyor.
İyi gününüzde yanınıza gelen çok olabilir; önemli olan dar gününüzde kapınızı çalanın kim olduğudur.
Kaliteli insanın çevresi bu yüzden bazen geniş değildir. O, yüz kişinin arasında sahte bir yakınlık yaşamaktansa birkaç kişiyle samimi olmayı tercih eder. Her sofraya oturmaz, her söze “evet” demez, herkesin hoşuna gidecek şekilde konuşmaz.
Ama burada önemli bir noktayı da unutmamak gerekir: Kaliteli olmak; sert, kibirli veya insanlardan uzak olmak demek değildir. “Ben doğruyum, herkes yanlış” düşüncesi insanı kaliteli değil, yalnızca kibirli yapar.
Gerçek kalite; doğruyu söylerken kırmamayı, güçlü olduğunda ezmemeyi, haklı olduğunda böbürlenmemeyi bilmektir.
İnsanın karakteri özellikle menfaatiyle doğruları karşı karşıya geldiğinde ortaya çıkar. Bir çıkar uğruna yılların dostunu satmıyorsa, makam için kişiliğinden vazgeçmiyorsa, kendisine faydası olmayan insana da aynı samimiyetle davranabiliyorsa işte orada karakter vardır.
Atalarımız ne güzel söylemiş:
“Dost kara günde belli olur.”
İnsan ömrü kısa, dünya ise geçicidir. Bugün sahip olduğumuz makamlar, paralar ve unvanlar yarın başkasının olabilir. Geriye ise insanların zihninde ve gönlünde bıraktığımız iz kalır.
Bu yüzden çevremizin ne kadar kalabalık olduğuna değil, yanımızdakilerin ne kadar samimi olduğuna bakalım.
Herkese yaranmaya çalışmayalım ama kimseyi de hor görmeyelim. Menfaat için dost olmayalım, menfaat bitince dostluğumuzu bitirmeyelim. Eğriye eğri, doğruya doğru diyelim; fakat bunu yaparken gönül kırmamaya dikkat edelim.
Çünkü kaliteli insanın ölçüsü kaç kişinin onu alkışladığı değildir.
Asıl ölçü, kimse görmediğinde de aynı insan kalabilmesidir.
Varsın çevresi az olsun.
İnsanı kalabalıklar değil, karakteri değerli kılar. Dostlar.