İnsan vücudunda hayranlık uyandıran pek çok organ vardır. Fakat bunların arasında öyle bir çift emanet vardır ki, hem dünyayı görmemizi sağlar hem de çoğu zaman söyleyemediklerimizi sessizce anlatır. Gözler...
Her insanın iris yapısı, tıpkı parmak izi gibi kendine özgüdür. Dünyada birbirinin aynısı iki iris yoktur. Gözlerimiz yalnızca görmek için değil, kimliğimizi ortaya koyan eşsiz bir mühür gibidir.
İnsan gözü, bilimin hâlâ tüm sırlarını çözemediği mükemmel bir yaratılış harikasıdır. Gözlerimizi hareket ettiren kaslar, vücudumuzdaki en hızlı çalışan kaslardır. Bir saniyeden daha kısa sürede yön değiştirerek baktığımız noktaya odaklanırlar. Gözlerimiz dakikada ortalama 15–20 kez kırpılır. Bu da günde yaklaşık 15 bin, yılda ise 5 milyondan fazla göz kırptığımız anlamına gelir. Aslında ömrümüzün yaklaşık yüzde 10'unu gözlerimizi kapatarak geçiririz; fakat bunu çoğu zaman fark etmeyiz.
Tek bir gözümüzde yaklaşık 107 milyon ışığa duyarlı hücre bulunur. İnsan gözü yüzlerce gri tonunu ayırt edebilir ve iki gözümüz birlikte çalışarak derinlik algısını oluşturur. Beynimiz, her iki gözden gelen görüntüleri karşılaştırır ve mesafeyi hesaplar. Bu sayede yürür, araç kullanır ve günlük hayatımızı güvenle sürdürebiliriz.
İnsan gözünün korneası, yapısı bakımından köpekbalığının korneasına oldukça benzer. Bu nedenle bilim insanları uzun yıllardır bu benzerlik üzerinde çalışmalar yapmaktadır. Gözyaşımız da sanıldığı gibi sadece su ve tuzdan oluşmaz; içinde yağ, mukus ve su bulunur. Bu özel yapı sayesinde göz sürekli nemli kalır ve kolay kolay kurumaz.
İlginç bilgiler bununla da bitmiyor. Gözlerimiz açıkken hapşırmamız mümkün değildir. Duygusal olarak yakın hissettiğimiz birine baktığımızda göz bebeklerimiz büyür. Ortalama bir göz yaklaşık 8 gram ağırlığındadır. Doğduğumuzdaki göz büyüklüğümüz ise hayatımız boyunca neredeyse değişmez. Buna karşılık kulaklarımız ve burnumuz yaş aldıkça büyümeye devam eder.
Dünya üzerinde her 12 erkekten birinde renk körlüğü görülmektedir. Mavi gözlü insanların ise ortak bir genetik atadan geldiğine dair bilimsel araştırmalar bulunmaktadır. Kirpiklerimiz yaklaşık beş ayda bir yenilenir ve gözlerimizi tozdan, rüzgârdan ve yabancı cisimlerden koruyan doğal bir kalkandır.
Hayvanlar âleminde de gözler hayranlık uyandırır. Karada yaşayan canlılar arasında en büyük göz devekuşuna, denizlerde ise dev kalamara aittir. Bu da yaratılışın her canlıya ihtiyacına göre farklı özellikler verdiğini gösterir.
Belki de en düşündürücü gerçek şudur: İki gözümüz aynı anda açılır, aynı anda kapanır, birlikte güler, birlikte ağlar ve aynı manzaraya bakar. Birbirlerine bu kadar yakın olmalarına rağmen hiçbir zaman birbirlerini göremezler. İnsan da böyledir. Bazen en yakınındakinin kıymetini göremez.
Gözler, sadece görmenin değil; sevginin, merhametin, şefkatin ve vicdanın da aynasıdır. Önemli olan yalnızca gözümüzün açık olması değil, gönül gözümüzün de açık olmasıdır. Çünkü dünyayı güzelleştiren, baktığımız yer değil; baktığımız yere hangi gözle baktığımızdır.