Hayat, insanın tek başına yürüdüğü bir yol değildir. Bu yolculukta kimi zaman sevincimizi paylaşacağımız, kimi zaman derdimizi anlatacağımız, kimi zaman da hiçbir şey söylemeden yanımızda olduğunu hissedeceğimiz insanlara ihtiyaç duyarız. Dostluk, böyle zamanlarda hayatımıza anlam katan en güzel değerlerden biridir.

Dostlarla bir arada olmak, sadece aynı ortamı paylaşmak değildir. Aynı duyguda buluşmak, aynı hatırayı yıllar sonra anabilmek, gönülleri birleştirebilmektir. Bazen bir selam, bazen içten bir tebessüm, bazen de sadece "Nasılsın?" diye soran samimi bir ses yeter insanın gönlünü ısıtmaya.

Dost meclislerinin ayrı bir güzelliği vardır. Orada saatlerin nasıl geçtiği fark edilmez. Konular birinden diğerine akar. Geçmişten söz edilir, bugün konuşulur, yarına dair güzel temenniler paylaşılır. Kimi zaman neşeli sesler yükselir, kimi zaman hüzünlü bir hatıra gözlerde belirir. Bütün bunların ortak noktasında samimiyet vardır.

2025 yılının Eylül ayında kadim dostlarım Tahir Özer ve Fatih Tuncel, Erdemli’ye gidileceğini beni de aralarında görmek istediklerini söylemişlerdi. Ancak aynı tarihlerde TYB Konya Şubesi ile Özbekistan gezimiz olduğu için katılamamıştım. Bir yıl sonra aynı isteği tekrarladılar. Bu defa herhangi bir manim yoktu. Memnuniyetle kabul ettim.

6 Eylül Pazar sabahı Tahir Özer, Hasan Oğuz, Hilmi Sevim, Ali Akyol ve bizden oluşan beş arabalık bir konvoyla yola çıktık. Güzel bir yolculuktan sonra Erdemli Töbank tesislerine ulaştık. Fatih Tuncel’de farklı bir yoldan gelmişti. Biraz sonra gördük ki ağırlığı Konya olmak üzere Ankara’dan, Sakarya’dan gelen bir kısmını tanıdığım bir kısmı ile de orada tanıştığım 30 civarında aile toplanmıştı.

Hasan Yüzbaşıgil’in oluşturduğu ve Necmettin Tarakçıoğlu, Metin Belviranlı, Mahmut Sami Şahin, Ercan Oğuzalp gibi tanıdığım değerli Hocalarımız ile Salih Özerdem, Yaşar Uslu, Cemil Topaklı, Ahmet Sağlam, Mehmet Tombeki, Mehmet Düğen, Ahmet Ekmekçioğlu, Yavuz Benli, Mustafa Kasırga, Selami Söylemez, Ziya Bayram, Ertuğrul Göktaş, Mehmet Tekinbaş, Ömer Faruk Kamer, Davut Karagöz, İsmail Özsamur, Mustafa Erdem, Selim Özata, Ahmet Tekkulak, Ethem Tosun, Ali Topaklı ve beraber yolculuk yaptığımız yukarıda isimlerini verdiğim dostlarla birlikte cemaatle kılınan namazları, deniz sefalarını, yaptığımız birbirinden lezzetli sohbetleri unutmak mümkün değil.

Bazı yerlerin güzelliği yalnızca denizinden, güneşinden, doğasından gelmez. Asıl güzellik, o mekânlarda yaşanan güzel hatıralarda ve gönül bağlarında saklıdır. Erdemli de böyleydi. Masmavi denizi, uzayıp giden sahilleri, Toroslar’dan süzülen serinliği ve çam kokulu rüzgârlarıyla gönlümüzde ayrı bir yer edindi. Fakat Erdemli’yi daha da güzel yapan, burada dostlarla paylaşılan samimi anlardı.

Dostlarla bir araya gelince mekânın anlamı değişir. Bir sahil kenarında oturup denizi seyretmek, dalgaların sesine sohbetleri karıştırmak, birlikte içilen bir çayın sıcaklığında gönülden konuşmak bambaşka bir huzur verir insana…

Erdemli’nin sahilleri bu güzel dostluklara adeta şahitlik etmişti. Bir tarafta uçsuz bucaksız Akdeniz, diğer tarafta yeşilin farklı tonlarına bürünmüş doğa da şahit oldu bu dostluğa… Birlikte içilen kahvenin tadı, sahilde yapılan yürüyüş, uzun bir sohbet veya dostça söylenmiş küçük bir söz hafızamızda yer etti.

Deniz insanın ufkunu genişletir, gökyüzü gönlü ferahlatır, yeşillikler içimizi dinlendirir. Böyle bir ortamda dostlarla edilen sohbet ise bütün bu güzellikleri tamamlayan ayrı bir renk olur. Bazen denize karşı susmak bile yeterlidir. Çünkü gerçek dostların yanında sessizlik dahi anlamlıdır. Dostlar omuz omuzadır yürüyüşte, sahilde, denizde…

Günümüz dünyasında insanlar her ne kadar birbirleriyle kolayca iletişim kurabilse de gerçek dostluğun yerini hiçbir şey tutamaz. Bir mesajla hâl hatır sormak güzeldir ama aynı masanın etrafında oturup göz göze konuşmanın, aynı havayı teneffüs etmenin, aynı yolda yürümenin sıcaklığı başkadır. Bir telefon görüşmesi değerlidir ama dostlarla yapılan uzun bir sohbetin gönülde bıraktığı iz daha farklıdır.

Bu yüzden fırsat buldukça dostlarla bir araya gelmek gerekir. Biz de Erdemli’de bunu yaptık. Birlikte denize karşı oturmanın, sahilde yürümenin, geçmişi yâd etmenin ve geleceğe dair güzel dileklerde bulunmanın güzelliklerini yaşadık.

Bugün birlikte olduğumuz insanlar, yarın hayatta olmayabiliyor. Bu yüzden elimizdeki güzel zamanların kıymetini bilmek, dostlarımızı aramak, onlarla beraber olmak ve gönül bağlarımızı canlı tutmak gerekir. Hayatın en güzel anları büyük olaylarda değil, gönülden gönüle uzanan dostlukların yaşandığı samimi buluşmalarda saklıdır.

İyi ki dostlar var. İyi ki aynı sofrada buluşuyor, aynı yollarda yürüyor, aynı güzellikleri paylaşabiliyoruz. Güzel yerler insanı dinlendirir, güzel dostluklar ise insanın gönlünü yaşatır. Erdemli’de denizin mavisi, doğanın yeşili, güneşin sıcaklığı ve dost sohbetlerinin samimiyeti birbirine karıştı. Çok güzel anlar yaşadık ve 12 Eylül Cumartesi günü bir yıl sonra tekrar buluşmak dilekleriyle vedalaştık.

Başta Hasan Yüzbaşıgil olmak üzere bu güzel meclise katılan tüm dostlara şükranlarımı sunuyorum. Yazımı Fatih Tuncel kardeşimin isteği üzerine yazdığım serbest tarzda olsa da sonunu üç dörtlükle bağladığım bir şiirimle tamamlıyorum. Sağlıklı ve mutlu yarınlar diliyorum.

ERDEMLİ’DE DOSTLUK

Akdeniz’in mavi sularında güneş başka doğar,

Dostluk çiçek açar, ortama sevgi yağar.

Portakal kokusu sarar Toroslardan esen rüzgârla,

Isınır gönüller, sevgi ve güzellik yayan dostlarla.

Bir selam, bir tebessüm yetiyor gönül almaya,

Bir tatlı söz kâfi geliyor burada, kalbe dokunmaya.

Sofralar kurulur dost meclisinde, muhabbetler çoğalır,

Birlik olur yürekler, gönüller kardeşlikle feyz alır.

Deniz şahittir güzel günlere, dağlar kulak verir tatlı sözlere,

Hatıralar düşer yıllara, dostluk mühürlenir nice gönüllere.

Çok daha güçlüdür Erdemli’de dostluk bağları,

Gönülden gönüle uzanan sevgi doldurur dimağları.

Maviyle yeşilin buluştuğu, dostların sevgiyle kaynaştığı yer,

Sevginin kalplerde sonsuza dek, bir türkü misali yaşadığı yer.

Ey güzel Erdemli! eksilmeyen dostluğun gönül diyarı,

Seninle birlikte yaşıyor insanların en bahtiyarı.

Akdeniz dalgaları kıyıya vurdukça, bırakır bütün varını,

Dostlukla güzelleşir hayatın bugünü ve yarını…

Dalgalarla, denizde biriken sırlar dökülür sahile,

Ancak dostlarla ulaşılır hedeflenen menzile.

Ülkemizin şirin yeri, Mersin'in incisi, Akdeniz'in kıyısı,

Erdemli Töbank, huzurun en tatlı yansıması.

Buradadır yeşille mavinin en güzel kucaklaşma hali,

Burada atıyor dostluğun en samimi kalbi.

​Çam kokulu rüzgâr eserken dalga dalga,

Serinlik ve sevgi yayar gönüllere halka halka.

Güzel ve gür ağaçlarıyla sakinliği arayanlara sığınak,

Unutulur tüm dertler, huzur yağar sağnak, sağnak.

​Denizin parıltısı vururken kıyıya ağır ağır,

Gözler ufukta, ruh bu güzelliğe çağrılır.

Dostlarla paylaşılır her daim çaylar, sıcak sohbetler,

Unutulmaz anılar birikir, bitmez muhabbetler.

​Burada bir başka güzel Akdeniz’in her akşamı,

Huzur arayanların adresidir buranın ihtişamı.

Erdemli'nin sularında yıkanır yorgunluklar,

Töbank anılarıyla dolar yürekler, yaşanır mutluluklar.

Akdeniz'in kıyısında, sedir ve çam gölgesinde,

Zaman yavaş akar, ruhumuz dinlenir derinliğinde.

Saklı bir cennet gibi, denizin sesi yankılanır her köşesinde.

Dostların tertemiz yürekleriyle, olmaz asla hiç kimsede endişe.

​Girişinden başlar insanın içini ısıtan o sıcaklık,

Ne gürültü vardır burada ne de en ufak bir kabalık.

Yeşillikler arasına kurulmuş mütevazı yuvalar,

Misafirlerini kucaklar şefkatle, unutulmaz hatıralar.

​Sabahları denizden eserken o serin ve taze yel,

Alıp götürür insandan derdi, kalp Rabbe, semaya uzanır el.

Yürüyüş yollarında adımlar atılır huzura doğru,

Ufka bakan gözler görür ki burası sevgi dolu.

Gündüzü ayrı bir güzeldir, başkalaşır güneşi,

Zeytin yeşili gökle denizde buluşur akşamın hoşbeşi.

​Çimenlerde yankılanır çocukların en neşeli sesleri,

Mutluluk gizlidir en saf hallerinde artar hevesleri.

Erdemli'nin sıcağında serin bir sığınaktır burası,

Anılarda silinmez iz bırakır Töbank'ın hatırası.

Akdeniz rüzgârıyla coşar Erdemli'nin yamaçları,

Toroslar’dan denize uzanır dostluk kucakları.

Masmavi ufuklarda birleşir dostların yürekleri,

Burada başka atar herkesin coşkulu kalpleri.

Buluşurlar bir fincan kahvede, bir sıcak sohbette,

Kilitlenir kalpler hiç kopmaz bu samimiyette.

​Dalgalar arka arkaya vurdukça kıyıya coşkuyla,

Her vuruştaki kavuşma ve ayrılığa, sabreder su ruhuyla.

Dostlar omuz omuzadır yürüyüşte, sahilde, denizde,

Birlik, kardeşlik, sevgi vardır her seste, her nefeste.

Erdemli'nin güneşi, Toroslar'ın dumanı şahit,

Dalgaların darbesine direnen dostların her biri mücahit.

Hasan Yüzbaşıgil’in namaz çağrısı yırtar karanlığı,

Erdemli’yi aşar bu çağrı, kuşatır tüm insanlığı.

​Mutluluğun sesleri karışır açık hava mescidine,

Güçlü imanla şirk bulaşmaz asla hiç kimsenin tevhidine.

Çağrıya uyarak kılınan namazlar arşa yükselir,

Huzuru İlahi’de boyun büken grup Hak katında yücelir.

Allahuekber sedası ormana, göğe, denize erişir,

Hakk’ın ulvi mesajı gönüllerle, yüreklerle birleşir.

Yeşillikler içinde demlenen çayın buğusu karışır güne,

Dostlarla edilen sohbetler lezzet katar tüm ömre.

Ayrılmasın yollarımız, bitmesin bu neşe,

Erdemli'den dostluk yayılsın yeşile, aya, güneşe.

Yörüklerin türküsü var dağında,

Emek vardır her bahçede, bağında.

Akdeniz’in bereketli çağında,

Güzelliğin adı sensin Erdemli.

Torosların gölgesinde süzülen,

Her mevsimde başka renge bürünen,

Her haliyle cennet gibi görünen,

Hüzün bırakmazsın güzel Erdemli.

Limon çiçek açar bahar gelince,

Deniz güler mavi mavi her gece,

Gönül sana bir kez olsun gelince,

Dönmek çok zor olur senden Erdemli.