Normal şartlarda şahsen yaşadığım olayları gazete köşelerine taşımak gibi bir alışkanlığım yoktur. Ancak pazar günü yaşadığım trafik kazasında şahit olduklarım; ruh penceresine başını koyup hayatın baharını ve kışını seyredenler için önemli ibretler barındırıyor. Toplumumuzda, trafik magandalarına inat, fıtratının ve vicdanının sesini dinleyen olgun insanların sayısının azımsanamayacak kadar çok olduğunu bu vesileyle bir kez daha gördük.

Günlük hayatımızda trafik kurallarının ihlali; alkol, uyuşturucu, aşırı hız ve uykusuzluk gibi nedenlerden dolayı her gün yüzlerce trafik kazası meydana geldiğini biliyoruz. Bu kazalardan bir kısmının sadece maddi hasarla atlatıldığını, bir kısmında ise ne yazık ki can kaybı ve yaralanmaların yaşandığını basın-yayın organlarından ve medyadan takip ediyoruz.

Genelde toplumda kazaya karışanların birbirlerine hakaret ettiğine, küfrettiğine ve hatta kavga ettiğine sık sık şahit oluruz. Kaza sonucu sürücüler zaman zaman birbirlerine acımasızca saldırabiliyor. "Kırmızı ışıkta durdu" diye torpido gözünden sopayı, demir çubuğu veya kesici aleti çıkaranları mı ararsınız; öndeki aracı sıkıştırıp "Arabamı çizdi" diye önüne kıranları mı ararsınız, hepsi mevcut.

Yukarıda da ifade ettiğimiz gibi, tüm bunların aksine kazaya karışıp birbirlerinden özür dileyenler de var. Olayı yaşından beklenmeyecek bir olgunlukla karşılayanlar da eksik değil. "Olacak olan olur çar u naçar, ister kalbini gen tut ister dar" beytinde ifade edilen hakikat çerçevesinde, başlarına geleni bir imtihan olarak görüp sabırla karşılayanların sayısı da az değil. Nitekim bizim karıştığımız kazada da gerek sürücülerin gerekse olay yerine intikal eden trafik polislerinin sakinliğini, sabrını ve olayı soğukkanlılıkla karşıladıklarını memnuniyetle müşahede ettik.

Bir arkadaşımızın düğününe katıldıktan sonra, bir dostumuzla birlikte hac vazifesini ifa edip dönen bir başka yakınımızı ziyarete gitmek üzere yola çıktık. İstanbul Yolu üzerinden Eski Sanayi istikametine doğru seyrediyorduk.

Selçuklu Kongre Merkezi yakınlarında yolun sol şeridini takip ediyorduk. Hızımız 50-60 km civarındaydı. Trafik aniden sıkışınca önümüzdeki araçlar durdu. Biz her ne kadar frene bastıysak da duramayarak öndeki araca arkadan çarptık. Bizim çarptığımız araç da çarpmanın ivmesiyle kendi önündeki araca hafifçe dokundu.

Hemen araçlarımızdan indik. Öndeki aracın ve onun da önündeki aracın sürücüleri dışarı çıktılar. Herkes birbirine büyük bir nezaketle "geçmiş olsun" dedi ve yaralı olup olmadığını sordu. Önümüzdeki araçta yolculuk eden anne, iki hanımefendi ve küçük bir çocuğun durumunu merak ettik. Elhamdülillah, onlarda da çarpmanın etkisiyle ufak bir sarsıntı yaşanmış olsa da ciddi bir durum olmadığı için ambulans çağırmaya gerek kalmadı.

Zincirleme bir trafik kazası olduğu için olay yerine trafik polisi çağrıldı. Gelen polis memuru önce geçmiş olsun dileklerini iletti, ardından sağlık durumlarımızı sordu. İfadelerimizi alıp alkol muayenesi yaptı. Daha sonra gelen daha kıdemli bir trafik polisi de kalan resmi işlemleri tamamladı. Hasarlı araçlar çekiciler tarafından olay yerinden kaldırıldı.

İşin güzel tarafı, herkes birbiriyle helalleşip vedalaşarak, hiçbir kavga ve gürültüye mahal vermeden olay yerinden ayrıldı. Ayrıca Trafik Denetleme Şube Müdürlüğünün düzenleyeceği tutanağın e-Devlet üzerinden kolayca alınarak işlemlerin başlatılabildiğini de bu vesileyle öğrenmiş olduk.

Günlük hayatta binlerce insan buna benzer kazalarla karşılaşmakta veya kazalara karışmaktadır. Elbette trafiğe çıkan her insan için kazaya karışma ihtimali her zaman mevcuttur. Önemli olan, trafik kurallarına her koşulda uymak ve uymayanları kesici aletle, silahla, sopayla ya da levye demiriyle değil; her zaman uygun bir üslup ve medeni bir dille uyarmaktır.

Trafik kazaları hayatın kaçınılmaz bir gerçeği olduğuna göre, kazaya karışanların öncelikle soğukkanlı kalması ve sakin davranması gerekir.

Rabbim cümlemize kazasız, belasız hayırlı yolculuklar nasip etsin.

Selam ve dua ile…