Geçen haftaki yazımızda, yeni eğitim ve öğretim yılıyla ilgili olarak Millî Eğitim Bakanlığı ve öğretmenlerle ilgili düşüncelerimizi paylaşmış, öğrenciler ve ailelere dair görüşlerimizi ise bu haftaya bırakmıştık.

“Burada hiçbir balık uçmaya, hiçbir kuş yüzmeye zorlanmaz.” cümlesinin Osmanlı medreselerinin veya Enderun Mektebi’nin girişinde yer aldığını birçoğumuz sosyal medya aracılığıyla öğrenmiştir. Bu cümleden hareketle, Osmanlı'da herkesin kabiliyet ve yeteneklerine göre eğitildiği sonucuna ulaşmaktayız.

Günümüzde ise öğrencilerimiz, çoğunlukla kendi özellikleri ve yeteneklerine göre değil; çevrenin ve ailenin isteklerine göre eğitim almaktadır. Siz ne derseniz deyin —ister aile ve çevre baskısı, isterse yönlendirmesiyle— çocuklarımız istemedikleri okullarda ya da bölümlerde, adeta zorla bir ömür tüketmektedir.

Bir de aileleri tarafından “el bebek, gül bebek” olarak büyütülen; “gak” deyince ekmek, “guk” deyince su verilen gençlerimiz var ki, onlar da ilk karşılaştıkları sınavda ya da zorlukta hemen pes etmekte, teslim bayrağını çekmektedir.

Hayatın sıkıntılarını bir ders veya bir test olarak görüp, pes etmeden yoluna devam edenlerin kazançlı çıktığı ise bir gerçektir.

Öğrencilerimize, hayat yolculuklarında başarılı olabilmeleri için; iyi bir insan ve iyi bir Müslüman olmanın ilkelerinden de bahsetmemiz gerekir.

Öncelikle, şahsiyetimizi Müslümanca inşa etmemiz gerekmektedir.
Kendi özelliklerimizi ve yeteneklerimizi keşfetmeli ve ona göre bir yol haritası çizmeliyiz.

Ali Fuat Başgil’in Gençlerle Başbaşa adlı eserindeki gençlere yönelik tavsiyelerine bir göz atalım.

Gençliğin iki düşmanının tembellik ve kötü arkadaş olduğunu söyleyen yazar, bireylerin irade sahibi olması gerektiğini vurgular.

Yazarın önerilerinden bazılarını şu şekilde sıralayabiliriz:

  • İşi yarıda bırakmamak
  • İşi ertelememek
  • İstikrarlı çalışmak
  • Tembellik etmemek
  • Yalnızca tek işe odaklanmak
  • Ortam seçiciliği yapmamak
  • Zaman seçiciliği yapmamak
  • Çok düşünmek
  • Fikrî çalışmalar için günün aynı saatlerinde ve düzenli çalışmak
  • Sabretmek
  • Planlı çalışmak
  • Her gün iyi bir eserden 5-10 sayfa yüksek sesle okumak (Konuşma ve söz söyleme yeteneğini geliştirir.)
  • Edebî ve felsefî sözleri ezberlemek (Hafızayı güçlendirir.)
  • Not almak
  • Arkadaşlarla fikrî tartışmalar yapmak
  • Söz ve yazıları kısa, açık ve anlamlı tutmak
  • Kişilerin farklı saatlerde beyninin daha iyi çalıştığını dikkate alarak, kendine uygun saati bulmak
  • Okunan kitaplarda rastlanan orijinal fikirlerin yer ve sayfasını kaydederek fişleme yapmak
  • "Gök kubbe altında yepyeni hiçbir fikir yoktur. En yeni fikir, eski bir fikrin yeni bir elbise giymişidir."
  • Ana dilini konuşmayı ve yazmayı iyi öğrenmek

Ali Fuat Başgil, gençlere ayrıca şu tavsiyelerde de bulunur:

  • Öfkeliyken karar verme
  • Dilini tut
  • Kısa ve öz konuş
  • Kimsenin cehaletini yüzüne vurma
  • Dost kazanmak için cömert ol
  • Gençliğinde iyi arkadaşlar edin
  • Ahlakını güzel tut

Herhalde Hoca, günümüzde yaşamış olsaydı veya kitabını bugün yazsaydı; sosyal medya ve akıllı telefon bağımlılığının gençler için bir tehdit ve tehlike olduğundan da bahsederdi.
Yazıldığı üzerinden uzun yıllar geçmiş olmasına rağmen kitap hâlâ güncelliğini korumaktadır. Bu eser, genç yaşlı herkes tarafından mutlaka okunmalıdır.

Aileler İçin Birkaç Cümle de Bizden:

Çocuklarınızın kendi ayakları üzerinde durmayı öğrenmesine fırsat tanıyın.
Onların yeteneklerini keşfedin ve bu doğrultuda yönlendirme yapın. Unutmayın, her çocuk özeldir.

Kendi hayallerinizi çocuklarınız üzerinden gerçekleştirmeye çalışmayın.
Çocuklardaki şahsiyet gelişiminin %75’i, 0-8 yaş aralığında gerçekleşmektedir. Bu yaş aralığında çocuklarınızın bedenini doyurduğunuz gibi, ruhunu da doyurun.