Gazetemizin dün manşetten verdiği Hayır Dolandırıcıları haberini okuyunca ister istemez dudaklarımdan merhamet avcıları sözleri dökülüverdi.
İnsanları dindarlık kisvesine bürünerek ya da Allah ile aldatarak keselerini dolduranlar, ceplerini şişirenler, insanların sırtlarına binerek yükselmeye çalışanlar aklıma geldi.
Art niyetli, kötü niyetli bazı kişiler, Havzan Kur'an Kursu'nun adını kullanarak, esnaftan, tüccardan, önüne gelen her meslek grubundan para toplayan bazı kişiler, Kurs yetkilileri tarafından tesbit edilmiş ve vatandaşlar uyarılmış.
Yetkililer, Havzan Kur'an Kursu'nun sahada para toplama çalışması yapmadıklarını, bağışların doğrudan Kurs'a yapıldığını, bu şekilde para toplamaya gelenlere itibar etmemelerini belirterek halkı uyarmışlar.
Toplumda maalesef hali vakti yerinde olan, varlıklı olan, işi gücü yerinde olan bir hayli insanımız olduğu gibi, bir o kadar da yoksul, muhtaç, işsiz, işi gücü bozulmuş, borç batağına saplanmış insanlarımız da var.
Eşini kaybetmiş, eşi tarafından terk edilmiş, eşinden ayrılmış, çoluk çocuğu tarafından terk edilmiş kadınlar var, anne ve babalar var. Bir de bu insanlarla ilgilenen dernekler var, vakıflar, yardım kurumları var
Halkımız, Anadolu insanımız gerçekten merhametli, gerçekten şefkatli, gerçekten yardımsever duygularını halâ yitirmemiş olduğundan, kimi insanlar tarafından, dernek ve vakıf görüntüsüne bürünmüş bazı kuruluşlar tarafından istismar edilebiliyor.
Allah Rızası denilince Allah ne muradın varsa versin diye kendisine seslenilince akan sular duruyor. Elinde ve cebinde ne varsa veriyor.
Bunda almış olduğu dinî ve ahlâkî eğitimin etkisi oldukça büyük, Allah için veriyor, az da olsa çok da olsa veriyor.
Geçenlerde alışveriş yaptığım bir kasapta masa üzerinde gördüğüm dört adet para toplama kumbarası dikkatimi çekti. Özellikle camii figürlü, camdan yapılmış güzel bir kumbarayı merakla aldım. Üzerinde İlahiyat ve Kurs Öğrencilerine Yardım yazılıydı. Bu yazıdan başka hiçbir yazı yoktu.
Ne bir adres, ne bir isim, ne de bir vakıf ya da dernek adı, ne bir telefon numarası, hiçbir şey yoktu.
Ahmet abi, bunu kim koydu, bu kumbara kime ait? Kim için toplanıyor, buraya atılan paralar? diye sordum.
Valla Hocam getirip bırakıyorlar, ben de işin doğrusu sormadım diye cevap verdi. Diğer üç kumbara ise üzerinde isim, adres ve telefon taşıyordu. Yalnız ikisi adını ilk defa duyduğum, hiç bilmediğim dernek ve vakıflara aitti.
Şimdi düşünelim. Adı sanı, adresi, telefonu belli olmayan bu para toplama kumbaralarından koskoca şehrin dört bir yanına 500-1000 adet koymuş olsalar, her ay sonu bu kumbaraları boş olanlarla değiştirseler, her kumbaradan 50 ya da 100 lira çıkmış olsa, hesap edin toplanan paraları, binlerce lira etmiyor mu?
Bu kadar yüksek bir miktar nerelere ve kimlere gidiyor? Hiç belli değil.
Cami önlerinde görmeye alıştığımız dilenci kadınlar, dilenci erkekler böyle değil mi? Sadece öğle ve ikindi namazları sonrası iki farklı camiden 20 lira toplayan bir dilenci ayda 600 lira toplamış olmuyor mu? Diğer vakitlerde kapı kapı, ev ev, dükkân dükkân dolaştıklarını düşünün bu insanları ve kazandıklarını. Niye çalışsınlar, niye dilenmesinler?
Taş attılar da kolları mı yoruldu?
Evet, yüce dinimiz, fakirlere vermeyi, isteyeni azarlamamayı, yardımlaşmayı, infâk etmeyi, sadaka ve zekâtı angarya gibi görmeyip daha çok vermeyi emrediyor.
Atalarımız her geleni Hızır bil, her geceni Kadir bil diyerek iyilik yapmayı teşvik ediyor. Ama merhamet avcılarına, dilenmeyi meslek haline getiren arsız dilencilere, Poşetçi Baba gibi toplayıp milyonlarını yiyemeyenlere karşı da uyanık olmamızı istiyor.
Hele insanları din adına Allah adına dolandıranlara karşı akıllı olmamızı, aklımızı kullanmamızı bizlerden daha çok bekliyor.
Cumanız bereketli ve hayırlı olsun.
Selam ve dua.
GÜNÜN SÖZÜ
YAPACAĞIN İŞTE NEFSİNE DANIŞMAK VE NE DERSE AKSİNİ YAPMAK KEMÂLDİR.
Hz. Mevlâna
KAMİL BİRCAN 15.05.2015