Son yıllarda hem evlilik öncesinde hem de hayata atılırken gençlerin kulaklarına sıkça fısıldanan bir söz var:
“Kendini kimseye ezdirme, kullandırma, kişisel geleceğini tehlikeye atma. Kimseye köle olma, kendi ayaklarının üzerinde dur.”
Bu sözlerde, görünüşte elbette bir haklılık payı vardır.
Ancak yukarıdaki sözleri hayatlarının temel ilkesi hâline getiren gençler, farkında olmadan liberalizmin ve sekülerizmin azat kabul etmez birer kölesi hâline geliyorlar. Ne yazık ki, gençlerimizin büyük bölümü bunun farkında değil.
Bu durum hem toplumumuz hem de ümmet için tehlikeli bir gidişata işaret etmektedir. Gençler, bireysel bir gelecek kurarak kendilerine bir konfor alanı oluşturmakta; geçici dünya nimetlerine kavuşunca da hedeflerine ulaştıklarını zannetmektedirler.
Oysa bilmiyorlar ki cemaatte rahmet, ayrılıkta azap vardır. “Sürüden ayrılanı kurt kapar.” Yalnız kalan insan, nefsin ve şeytanın telkinlerine daha açık hâle gelir.
Gençlerden bazen şu sözleri duyuyoruz:
“Gönüllü kuruluşlarda, cemaatlerde veya tarikatlarda şu şu hatalar yapılıyor, kul hakkı yeniyor…”
Elbette yanlışlar olabilir; ancak bu durum, bizim cemaatin içinde olmamıza engel olmamalıdır. “Pire için yorgan yakılmaz.” “Gâvura kızıp oruç bozulmaz.”
Unutmayalım ki, yalnız başına yapılabilecek işler oldukça sınırlıdır.
Teşkilatlı yüz kişi, teşkilatsız bin kişiye hükmeder. Günümüzde bunun en açık örneğini Yahudilerde görüyoruz.
Sözgelimi, 250-300 milyonluk ABD’de Yahudi nüfusu yalnızca 7-8 milyondur. Buna rağmen Yahudi lobisi Amerikan siyasetinde ve ticaretinde son derece etkilidir.
Oysa 2 milyar nüfuslu İslam âlemi, Yahudiler kadar etkili olamamaktadır. Bunun nedeni, Yahudilerin birlik olmalarıdır.
Bu noktada bizlere düşen, gençlerin çekimserliklerini, kaygılarını ve endişelerini giderecek adımlar atmaktır.
Eğer gençlerimizi “dünyada iz bırakma derdiyle” yetiştiremezsek, elbette bir iz bırakacağız; fakat hayırla yâd edilenler arasında olamayacağız.
Dünyayı değiştiren sıra dışı Müslümanlar olmak yerine, dünyanın değiştirdiği sıradan Müslümanlar hâline geliriz.
Ya birlikte var olacağız ya da tek tek av olacağız.
Geleceğin bizim olmasını istiyorsak, yan yana duran sıradağlar gibi olmamız gerekir. Birbirimize destek ve yardımcı olmalıyız.
Son sözlerimiz de gençlere:
“Gençlik tutulmaz elle, geçirme boş emelle.”
( Faruk Nafiz Çamlıbel)
Gençliğin ruhunu, işlemeyen bir tarla gibi kendi hâline bırakırsanız, orada ısırganlar ve dikenler yeşerir.
Selam ve dua ile…