Kocaeli Valiliği'nin talimatı ile, Kocaeli Müftülüğü, il genelindeki camilerde,10 Kasım ölüm yıldönümü münasebetiyle Mustafa Kemal Atatürk için mevlid okutacakmış.
Bir insanı çok sevebilir, öldüğünde büyüklüğünü ilan etmek için çok görkemli anıt bir mezar yaptırabilir, her köşebaşına heykelini dikebilir, lokma döktürüp, rakı dağıtabilirsiniz. On yıllarca, ölümünün her yıl dönümünde nesilleri, anma törenlerinde saygıya durmaya zorlayabilir, fikirlerinden Kemalizm diye Allahsız bir ideoloji yaratabilirsiniz. Hatta O"nun manevi şahsiyetini korumak için kanun da çıkarabilirsiniz -Ki rejimin kurdurulucusudur- Gelgör ki, o fânîyi ölümünden sonra, yaşasa razı olmayacağı şekilde; camide, hiç de hazzetmediği "arap oğlu"nun doğumuna methiyeler düzen mevlidden sonra yâd etmek, O'nun fikirlerine ve iradesine yapılan büyük bir saygısızlık değil midir?
"Gökten indiği sanılan dogmalar"ı ve "arabın yâveleri"ni sittin sene ruhuna üflemenin ne faydası olur ki! Fayda bir tarafa, ruhaniyetinin tepesinde biri inip biri çıkan balyoz vermek olmaz mı Münker ve Nekir'in eline? "İnsan tabiatın mahlukudur" düşüncesi ile yaratıcıyı ve öldükten sonra dirilişi inkar edene, Allah'a ibadet edilmesi için imar edilen mescitlerde, muasır medeniyete muğayir "Arap uşağı!" muamelesi, olacak iş mi! Hele cenaze namazı kıldırmamış, kardeşinin ısrarlı duruşu sayesinde küçük bir toplulukla, Türkçe ve fotoğraf çekilmeden kılınması şartıyla izin vermiş Kemalistler, buna nasıl razı olabilirler!
O, müslüman Türk milletini, "dini ve namusu olanlar aç kalmaya mahkumdur. Din ve namus anlayışını değiştirmeliyiz" düşüncesiyle dönüştüren bir reformist olarak, "Arabın dini" dediği bir müslüman mabedinde değil, Şaman gelenekleriyle Anıtkabir'de, kurduğu İş Bankası'nda, muasır medeniyetin geldiği noktayı temsil eden modernizmin mabedi bir gökdelenin tepesinde... anılabilir. Kurucu aklın iradesine saygısızlık, vefâsızlık, kadirbilmezlik anlamına gelecek camide değil. Birinci meclisin açılışını sarıklı müderrislerle kol kola besmele, tekbir ve salavatlarla yapan, ikinci mecliste ray değiştiren, hitabeti ve siyaseti güçlü politik bir şahsiyettir O. Meraklıları, Allah'ı, peygamberi, Kur'an'ı, ahireti, kaderi... inkar ve tazyif eden sözlerini -vesikaları ile pekçok eserde bulabilirler.
Ama şöyle bir fayda kastediliyor olabilir mi diye düşünmeden edemiyor insan: Valilik kararı ile bir ildeki camilerde mevlit okutuluyorsa, bir il pilot seçilip, Kemalizm ve İslam bir potada eritilmek suretiyle meczedilerek devletin okullarında yapıldığı gibi devletin resmi kurumu olan camilerde de, Ata'nın; "din ve namus anlayışı değiştirilmeli" düsturuyla dine son şekli verilmek mi isteniyor? Ya da din ahiret ve vicdan işi, Atatürkçülük ise dünya görüşü olarak laiklikte anlamını bulan, Sezar'ın hakkını Sezar'a Tanrının hakkını Tanrıya verip, Cumhuriyet tarihinin en muhafazakar bilinen iktidarı eliyle (uyumsuz kanat çırpan) iki kanatlı bir kuş yaratılmak mı isteniyor? Niyet buysa, siyaseten toplumun maslahatına uygun görülen bu girişim, itikâden hakkın batıla karıştırılması anlamında bir şirktir. Çünkü Mustafa Kemal, ebediyete intikal etmiş tarihi bir şahsiyet olmaktan öte adına kurulan Kemalizm ideolojisinin önderidir. Her ideolojinin bir din olduğunu bağımsız ilim sahipleri bilir. Tabiiki devlet, çoğunluğu halkın bağış ve vergileri ile imar edilmiş olsa da, kendi kurumu olan diyanetin camilerinde, maaşını kendisinin ödediği hocalara, kurucu şahsiyet için mevlüt okutabilir. (Ama salih atalarımızın, içinde yalnızca Allah'ın adı yüceltilsin diye yaptıkları mescitler, sonradan yapılanlar gibi mescid-i Dırâr hükmüne girmesin.) İslama Kemalizm karıştırmanın şirk olduğunu, ağzını rejimin musluğuna dayamış maaşlı ve 'maaşsız-cübbeli' memurlar tabiiki söyleyemeyeceklerdir. Diyanet işleri Başkanlığından, Ankara İlahiyat Fakültesinin kurulmasına, Kur'an'ın Türkçeye tercüme ettirilmesi amacından, imam hatip okullarının açılıp açılıp kapatılmasına kadar, laik rejimin önce inkar etmekle, yasaklamakla ortadan kaldıramayacağı müslümanlığa, sonra şekil verme gayretini gördük, görüyoruz. Ortodoks Hristiyan Ruhban okulu özerkken, Milli Eğitim bakanlığının okullarında 10 Kasım'da, eş zamanlı, Ata-kemalizme bağlılık pekiştiren törenlerle selama duran hafızlar yetiştirilir. "Muasır medeniyet" diye tarif edilen, Gazze soykırımı ile bütün hücreleriyle fâş olmuş vahşi Batı medeniyetini kıble edinmiş Allah'sız ideoloji, "İbrahim'in milletindenim" diyerek büyütülmüş müslüman millete giydirilmiş bir deli gömleği.
Mustafa Kemal bir tarafa Kemalizm'in Allah ile işi var mı ki, kendilerinin girmediği müslümanların mabedine, ölmüşlerini sokuşturuyorlar. Allah'ın evi sayılan mabedlere, Allah'a tam teslim olarak girmekten başka giriş yaraşmaz. İnsanlarla, yaratıcısının arasını açanlar ise hiç giremez. Girebiliyorlarsa, adları methediliyorsa da, salih müminlerin girip namaza durması yasak mescit hükmündedir oralar. Dünyayla ahiretin arasını Kemalizm ile ayıranlar, ruhlarını arıtma psikolojik ihtiyacı için İlla bir mabet arayışındalarsa, Anıtkabir yeter. Niyet kirliyi arıtmak mı, temizi bulandırmak mı, belli değil.
İslam hayatın bireysel ve toplumsal bütün alanlarında yaratıcının egemenliğini ister. Ve Yaratıcı, kimsenin göğsünde iki kalp yaratmamıştır ki birine imanı diğerine inkarı doldursun.
Selam ile...