Bir hadis-i şerifte: “Hayrunnas men yenfeun nas”, yani “İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır” buyrulmuştur. Buradaki “hayır”dan maksat; hem iyilik yapmak hem de karşılık beklemeden yardımcı olmaktır. İnsanların en hayırlısı olan, Allah katında da makbul olur. Karşılık beklemeden hayır yapanlar, aynı zamanda hayırla anılırlar. Ne mutlu geride bir hayır kapısı ya da hayır çınarı olarak isim, eser ve iz bırakabilenlere!

Konya’mız elhamdülillah bu açıdan çok bereketli. Hele bazı isimler var ki isimleri adeta hayırla özdeşleşmiş; Hacıveyiszade ve Halil İbrahim Sayar gibi...

Geçtiğimiz cumartesi günü, dünya sürgününü 106 yaşında tamamlayıp “İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn” ilahi fermanına boyun eğen Halil İbrahim Sayar Amcamızı Musalla Mezarlığı’na defnettik. Allah rahmet eylesin; mekânı cennet, makamı âli olsun.

İnsan, Halil İbrahim Amca’ya imreniyor. Neden imrenilmesin ki? İstikamet üzere bir ömür; binlerce hayrî hizmetin ya öncüsü ya da destekçisi... Kapıya gelenlerin umudu olan cömert, örnek ve kibar bir insan.

Babası Sıtkı Usta’dan devraldığı hayırlı işlerin hamiliği; Hacıveyiszade’den aldığı dua ile tuttuğu pazartesi-perşembe oruçları; misafirperverliği ve önüne çıkarılan engelleri aşmadaki cesareti... Son devre damgasını vurmuş siyasilerle, fikir adamlarıyla ve gönül önderleriyle yaşadığı hatıralar ve son demlerine kadar koruduğu berrak zekası, Halil İbrahim Amca’yı gerçek bir “hayır çınarı” yapmış ve öncü bir konuma getirmiştir.

Mutlaka birçoğumuzun yolu bu hayır çınarıyla kesişmiştir. Elhamdülillah, biz de kendisini birkaç kez ziyaret etme ve istifade etme şerefine nail olduk. Konya Aydınlar Ocağı olarak merhumun yaş günlerinde programlar yaptık, hatıralarını dinledik. Bu konuda bizlere öncülük eden başkanımız Dr. Mustafa Güçlü ile başkan yardımcımız Mustafa Sinan Ümit’e teşekkür ediyoruz.

Konya’nın bir yüzyılına şahitlik eden dev bir hafızayı kaybettik. Tesellimiz; onun hakkında eserler kaleme alınmış ve televizyon programları yapılmış olmasıdır.

Hep merak etmişimdir; bir inşaat ustası baba işini bırakıyor, hırdavat dükkânı açıyor; oğlu Halil İbrahim de elek yaparak iş hayatına atılıyor ve bu girişim devasa bir şirkete dönüşüyor. Baba Sıtkı Usta da işinin ehliymiş; Vilayet binasının yanındaki veya karşısındaki, Osmanlı’nın son dönemi ve Cumhuriyet’in ilk yıllarında yapılan resmi binaların ustalarındanmış.

Halil İbrahim Sayar Amca’ya, “Ticarete atılanlara bir tavsiyeniz var mı?” diye sorduğumuzda, başarının formülü olarak şunları söylemişti:

  1. İşini seveceksin.
  2. İşini bileceksin.
  3. Güvenilir olacaksın.
  4. Muhasebeni iyi yapacaksın.
  5. Bankadan (faizden) uzak duracaksın.

Cenazesinde bulunan yüzlerce kişi, onun mümin ve muvahhid olduğuna şehadet etti. Ne mutlu arkasında sadaka-i cariye bırakabilenlere... Konyalılar olarak şehrin hayır işlerinde "motor" vazifesi gören Halil İbrahim Amca’ya vefa borcumuzu ödememiz için onun hatırasını yaşatmamız gerekir. MEB, DİB ve Konya Büyükşehir Belediyesi, ismini ölümsüzleştirmek adına öncülük yapmalıdır.

Halil İbrahim Sayar Amca’yı defnettiğimiz gün bir yıldızın daha kaydığını öğrendik: Hacı Ali Bozdam. Konya’mızın siyasi ve kültürel hayatına damga vurmuş bir dava adamı, bir mücadele insanı... Kendisini ziyaretlerimizde, hakkın ve doğrunun temsilcisi olma konusundaki ibretlik hayat hikâyesinden bahsetmişti.

Dünya bu; her doğan ölür, her gelen gider. Önemli olan geride isim, eser ve iz bırakmak; hayırla anılmaktır. Zira:

“Saatin zinciri bitince eylemez tık tık, Vakt-i merhun gelince ruha derler çık çık, Hakk’a iyi kulluk eyle, Ahirette fayda vermez hık mık” denilmiştir.

Rabbim; Halil İbrahim Sayar ve Hacı Ali Bozdam amcalarımıza ve tüm geçmişlerimize rahmeti ile muamele etsin.

Amin. Selam ve dua ile...