Hafızlar için “gökteki parlayan yıldızlar” denmiştir. Asırlardır kulluk kitabımız Kur’an-ı Kerim’in hafızı ve muhafızı olanlar büyük hürmet görmüş, Müslümanlar nezdinde daima yüce bir makama sahip olmuşlardır. Dinimiz, Kur’an’ın öğrenilmesini, öğretilmesini ve hıfz edilmesini teşvik ettiği için pek çok aile, bizzat hafız olamamanın burukluğuyla, çocuklarını hafız yaparak cennete bir adım daha yaklaşmanın hayalini kurmaktadır. Toplumumuzda hafızlığa duyulan aşk ve heyecan gerçekten de göz yaşartıcıdır.
Geçmişte, tek parti döneminin dini hayata uyguladığı baskıcı, ceberrut tutumu artık geride kaldı. O zor günlerde bile insanlar samanlıklarda, ahırlarda Kur’an öğrenmek, hafız olmak için çabalıyorlardı. O çileli dert, onlara derman oldu. Artık o dönemlerin pedagojik açıdan eleştirilen, zorlayıcı eğitim metotları da tarih oldu.
Günümüze gelirsek; bugün hafızlık yapmak isteyenler için büyük bir fırsat dönemindeyiz. Eğitim imkânları, teknolojik altyapılar ve destekleyici kurumlar sayesinde hafızlık, bir yük değil; kutsal bir yolculuk haline geldi. Vitrinsiz iyilik yapan hayırseverlerin desteği ve din görevlilerinin bir bahçıvanın gülü uğruna bin dikene katlanması misali fedakârlıkları sayesinde her yıl binlerce hafızımız, düzenlenen törenlerle icazetlerini alıyor.
Konya’da da bu icazet törenleri, her yıl öğretim dönemi sonunda, protokol mensuplarının, hafız ve hafizelerin, ailelerinin katılımıyla gerçekleştiriliyor. Merkez ilçelerin yanı sıra taşra ilçelerde de benzer programlar düzenleniyor.
Geçtiğimiz Perşembe günü, ata yurdumuz Bozkır’da, İlçe Müftülüğü ve BİMDER’in iş birliğiyle düzenlenen 5. Hafızlık İcazet Merasimi’ne katılma imkânı bulduk. Kız ve erkek Kur’an kurslarından yetişen 41 hafız, icazetlerini aldılar. Bu tören, yüzlerce âlim ve hafız yetiştirmiş olan Bozkır’ın tarihinde yeni bir gurur vesilesi oldu. Kötülüğün sınır tanımadığı bir çağda, bu merasim; bir dirilişin, direnişin ve manevî uyanışın sembolüydü adeta.
Törenin coşkusu, Kur’an’ın feyiz ve bereketi, gönülleri kuşattı. 41 gencimiz, Kur’an’ı ezberleyerek sadece bir metni değil; ümmetin mirasını, insanlığın kurtuluş reçetesini yüreklerine kazıdılar. Ne mutlu onlara, ailelerine ve hocalarına… Kur’an onların baş tacı, onlar ise toplumun baş tacı oldular.
Hafızlık, insanın “eşref-i mahlûkat” olma yolculuğunun zirvesidir. Hafız, elinden, dilinden, gönlünden emin olunan kişidir. Kur’an’ı yaşar, onu temsil eder. Bu yüzden de “yürüyen Kur’an” olarak anılır ve haklı olarak büyük hürmet görür.
Elbette ki bu yolculukta en büyük pay hocalarındır. Yerine göre anne, baba olurlar; öğrencileriyle birlikte hayatı inşa ederler. Bu sebeple, hoca kutsaldır. Anne babalar ise sabırla, azimle çocuklarının yanında durur, gözyaşlarını siler, umut aşılarlar. Onlar da bu yolculuğun gizli kahramanlarıdır.
Yazımı bitirmeden önce, hafızlara gösterilen saygının güzel bir örneği olan şu anekdotu paylaşmak istiyorum:
Sahâhlar Şeyhi olarak da bilinen Muzaffer Ozak Hoca Efendi, müritleriyle birlikte hac vazifesini yerine getirmek üzere Mekke’dedir. Hoca Efendi bir gün, “Yarın Kâbe imamlarını ziyaret edeceğiz. Herkes gusül abdesti alarak otelden çıksın!” der. Müritlerden biri sorar:
“Efendim, imamlarla görüşmek için mi gusül abdesti alacağız?”
Muzaffer Hoca, şu veciz cevabı verir:
“Onlar Kur’an’ı taşıyorlar. Biz onları kucaklayınca Kur’an’ı kucaklamış olacağız.”
Bu vesileyle, Bozkır’daki icazet merasimini düzenleyen BİMDER’e, Başkanı Mehmet Görür Hoca’ya, Bozkır İlçe Müftülüğü’ne ve programda emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Hafız olarak gök semamızı aydınlatan 41 kardeşimizi, onları yetiştiren fedakâr hocalarımızı ve bu sürecin sessiz kahramanları olan ailelerini yürekten tebrik ediyorum.
Allah, Kur’an-ı Kerim’i okuyan, hıfz eden, manasını bilen ve yaşayan kullarından eylesin.
Âmin.
Selam ve dua ile…