ÇANAKKALE GEÇİLDİ Mİ GEÇİLMEDİ Mİ?

Bugün, 253 bin şehit vererek kazandığımız,”Çanakkale Geçilmez” diyerek kazandığımız Çanakkale Zaferi'nin 100. yıldönümü.

Bugün, ünlü İslâm Şairimizi M.Akif Ersoy'un,

“Şu boğaz harbi nedir, var mı ki dünyada eşi,

En kesîf orduların yükleniyor dördü beşi,

Tepeden yol bularak geçmek için Marmara'ya,

Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir adaya!” diye başladığı, Çanakkale Savaşı'ndaki, yürek burkan, gönülleri yakan sahneleri gözümüzün önüne canlı bir film şeridi gibi sıralayan, “Çanakkale Şehitlerine” şiirinde yer alan zaferlerin yıldönümü.

Bugün herkes ondan bahsedecek, bugün herkes onu konuşacak. Bugünün anısına programlar düzenlenecek, paneller, sempozyumlar yapılacak, hamasî nutuklar atılacak, geziler yapılacak.

Bugün yine M.Akif'in,

 “Çanakkale Şehitlerine” şiirinin sonunda dediği gibi,

“Ey şehit oğlu şehit, isteme benden makber,

Sana ağuşunu açmış duruyor Peygamber!” dediği gibi şehitler için dualar edilecek, şehitlerin ruhu dua ve niyazlarla şâd edilecek, yâd edilecek.

Ben de dedelerinden ikisini, hem gök Hüseyin dedemi, hem de Uzun Mustafa dedemi, Yemen illerinde ve Çanakkale'de kaybetmiş biri olarak, bütün şehitlerimize Allah'tan rahmet ve mağfiret diliyorum.

Sadece ben değil, binlerce, onbinlerce ailenin ya bir evladı, ya bir yakını ya da bir komşusu Çanakkale'de şehit oldu, Yemen'de şehit oldu.

O savaş dönemlerini ninelerimizden, gözyaşlarıyla o günleri, o kara günleri, o yoksulluk günlerini anlatan ninelerimizden hep dinledik. Açlık ve yoksulluğun, kıtlık ve sefaletin hüküm sürdüğü, açlıktan ot ve ağaç kabuklarının yendiği, çarıkların, ayakkabı köselelerinin kemirilerek karınların doyurulduğu o günleri bir masal gibi algıladık.

Her şeye rağmen, onca yoksulluğa ve cahilliğe rağmen, canları ve malları pahasına o günün insanları, atalarımız yüreklerindeki kaybolmayan, sönmeyen imanlarıyla bu vatan topraklarını düşmana çiğnetmediler, namus ve iffetlerini ayaklar altına aldırmadılar.

Kazmayla kürekle, silahsız olmalarına rağmen dirgenle ve tırpanla yedi düvele karşı her cephede mücadele ettiler.

Sonra ne oldu? Yeni bir Devlet, yeni bir Cumhuriyet, yeni bir Hükümet, yeni bir sistem, yeni bir düzen kuruldu. Ve bu günlere geldik.

Yine savaşlarda çok acı çeken yurdum insanı, yeni dönemde de çok acılar çekmeye devam etti.

Düşman Çanakkale'yi geçip, istediğini yapamadı ama, sonradan kurulan hükümetler, ülkeyi yeni bir sistemle yönetmek isteyenler, yapılan devrimlerle, inkılâpla kendi halkına çok, ama pek çok zulüm ettiler.

Yüzlerce, binlerce insan idam edildi, tehcir edildi, sürgüne gönderildi, hapse atıldı. Tarihin derinliklerinde çok şey gizlendi. Bugünkü halimiz ise ortadadır.

Silahla, topla tüfekle ülkemizi ele geçiremeyen Batılı Emperyalist Ülkeler, Kültür Emperyalizmi ile bütün Anadolu'yu adeta işgal ettiler, yatak odamıza kadar yerleştiler. Bizler de gönüllü olarak, bu köleliği kabul ettik.

Dedelerimizin niçin şehit olduğunu aklımıza bile getirmedik, çünkü aklımızı Batı'ya kiraya verdik. Aklımızı Batı'ya ipotek ettik.

İnanmıyorsanız sokaklara bakın, yediğinize, içtiğinize, giydiğinize, bindiğinize izlediğinize, cep telefonunuza bakın. Batı'ya ait olmayan ne var?

Gazetemizden Rasim Atalay'ın “Emperyalist Kafalar, Emperyalist Kafeler” yazısında da belirttiği gibi şimdiki yeni nesil, Çanakkale Şehitleri'nin torunları olan bizler, gösteriş uğruna Kültür Emperyalizmi'nin esiri olup, öz benliğimizi ve öz güvenimizi yitirdik. Aşağılık kompleksinden, bir türlü kurtulamadık. Markaların Efendisi olmak varken, markaların gönüllü kölesi olduk.

Şimdi de “Çanakkale geçilmez” diye bağırıyoruz. Nasıl geçilmediyse?

                                                ÖMER LÜTFİ ERSÖZ

AK Parti, Konya Milletvekili aday adayı Ömer Lütfi Ersöz, benim de favori adaylarımdandır. İnşallah önce aday olur, sonra da milletvekili olarak seçilip Konya'mıza ve Ülkemize hizmet etme fırsatı yakalar.

Aynı okulları okumamız, aynı yıllarda aynı yollardan geçmemiz, öğretmenlik, yöneticilik ve de gazete yazarlığı yapmamız, aynı sulardan içmemiz nedeniyle, önceden de tanıdığım Ömer Lütfi Ersöz, tek kelimeyle bir memleket sevdalısıdır.

Hizmet etmenin, Allah'ın kuluna tebessüm etmesi olduğunu bilir.

Önceki gün, Hotel Bera'da yaptığı basın toplantısında da kendine olan özgüven duygusunu, dersine iyi çalıştığını, göreve hazır olduğunu bir kere daha gösterdi.

“Seçilirsem de, seçilmesem de hakkımda hayırlısı olsun. Rabbim hayırlı olacaksa nasip etsin” diye dua etmeyi de unutmadı.

Ne diyelim, yolu ve bahtı açık olsun.

                                             CHP KAPATILSIN MI?

Ben şahsen hiçbir partinin kapatılması taraftarı değilim. Partileri halk açar, halk kapatır.

Peki CHP'nin kapatılacağına dair son günlerde çıkan dedikodular ne? Dedik ya adı üstünde dedikodu. Bu dedikodular üzerinden mağdur olmuş bir CHP çıkarmak, halkın sempatisini kazanıp, oy elde etmek.

Zaten AK Parti de, parti kapatmayı ortadan kaldıracak kanun teklifi ile ortaya çıkınca. Bu dedikodular da kendiliğinden kapanmış oldu.

Aslında CHP'yi kapatmaya da gerek yok. O, zaten yıllardır halka kendini kapatmış durumda. Yoksa yıllardır muhalefette kalır mıydı?

 

                                                     GÜNÜN SÖZÜ

BEDENDE BAŞ NE İSE, İMANDA DA SABIR AYNISIDIR. BAŞSIZ BEDEN OLMAYACAĞI GİBİ, SABIRSIZ DA İMAN OLAMAZ.

                                                                                                           Hz. Ali (r.a)