Tarım üreticileri için 2025 yılı pek sevindirici geçmedi. Genelde zirai don, bazı bölgelerimizde kuraklık, aşırı yağış, aşırı sıcak, dolu, fırtına ve daha birçok felaket yaşandığından üretimde beklenen gerçekleşmedi. Hayvancılıkta canlı hayvan ve hayvansal ürünlerin ithali ve şap hastalığı üreticiyi önemli zarara uğrattı. Bitkisel üretimde ve hayvancılıkta 2025 yılında yaşanan bu olayların mutlaka 2026 yılına da etkileri olacağı dikkate alınarak gerekli tedbirler alınmalıdır.
TÜİK verilerine göre; “Üretim miktarları, 2025 yılında bir önceki yıla göre tarla ürünleri olan tahıllar ve diğer bitkisel ürünlerde (yem bitkileri hariç) %9,0, sebzelerde %0,9, meyveler, içecek ve baharat bitkilerinde %30,9 oranında azaldı. Buna göre, yaklaşık üretim miktarları tahıllar ve diğer bitkisel ürünlerde 68,1 milyon ton, sebzelerde 33,3 milyon ton, meyveler, içecek ve baharat bitkilerinde ise 19,6 milyon ton olarak gerçekleşti.
Tahıl ürünleri üretim miktarları 2025 yılında bir önceki yıla göre %12,3 oranında azalarak yaklaşık 34,2 milyon ton olarak gerçekleşti.
Bir önceki yıla göre, buğday üretimi %13,7 oranında azalarak 17,9 milyon ton, arpa üretimi %25,9 oranında azalarak 6 milyon ton, çavdar üretimi %20,9 oranında azalarak yaklaşık 203 bin ton, yulaf üretimi %26,3 oranında azalarak yaklaşık 288 bin ton, mısır üretimi ise %4,9 oranında artarak 8,5 milyon ton oldu.
Kuru baklagiller grubunda nohut, kuru fasulye ve kırmızı mercimek üretimi sırasıyla yaklaşık 413 bin ton, 247 bin ton ve 250 bin ton oldu. Yumru bitkilerden patates ise bir önceki yıla göre %7,2 oranında azalarak 6,4 milyon ton üretildi.
Yağlı tohumlardan soya üretimi %17,4 oranında azalarak yaklaşık 149 bin ton, ayçiçeği üretimi ise %11,8 oranında azalışla yaklaşık 1,9 milyon ton oldu.
Şeker pancarı üretimi %2,0 oranında azalarak yaklaşık 22 milyon ton olarak gerçekleşti.
Sebze ürünleri üretim miktarı 2025 yılında bir önceki yıla göre %0,9 oranında azalarak yaklaşık 33,3 milyon ton olarak gerçekleşti. Sebzeler grubu ürünlerinden karpuzda %6,7, kuru soğanda %9,8, sivri biberde %1,8 oranında üretim artışı; domateste %7,6, salçalık kapya biberde %4,7, hıyarda %2,0 oranında üretim azalışı oldu.
Meyveler, içecek ve baharat bitkileri üretim miktarı 2025 yılında bir önceki yıla göre %30,9 oranında azalarak yaklaşık 19,6 milyon ton oldu. Meyveler grubunda, bir önceki yıla göre elmada %48,3, çilekte %1,9, şeftalide %46,1, nektarinde %44,1, kirazda %70,6, üzümde %27,5, narda %10,2 oranında üretim azalışı oldu.
Turunçgil meyvelerinden mandalinada üretimde %5,8'lik artış oldu; portakalda %17,5, limonda %34,4 oranında üretim azalışı görüldü. Sert kabuklu meyvelerden fındıkta %38,5, cevizde %38,2, Antep fıstığında %61,5 oranında üretim azalışı oldu. Muz üretiminde %1,2, zeytin üretiminde %34,7 azalış gerçekleşti.
Süs bitkileri üretim miktarı 2025 yılında bir önceki yıla göre %1,4 oranında azaldı.
Süs bitkileri üretimi içinde kesme çiçeklerin %66,4, diğer süs bitkilerinin ise %33,6'lık bir paya sahip olduğu görüldü. Bir önceki yıla göre kesme çiçek üretiminde %5,8 oranında azalış, diğer süs bitkileri üretiminde ise %8,7 oranında artış gerçekleşti” denilmektedir.
Görüldüğü gibi 2025 yılında 2024 yılına göre birçok zirai üründe azalma görülmüştür. Bu azalmalar üreticinin mali durumu yanında ülke ekonomisini de etkilemiştir. Önemli bir besin kaynağımız olan tarım ürünlerinde bu azalma bu yılda devam edecek olursa hem üretici hem de ülkede gıda temininde güçlükler yaşanması görülebilir.
Geçenlerde konuştuğumuz bir üretici 2025 yılında don zararından dolayı meyve bahçesinden hiçbir ürün alamadığını, bakım yaptığını ve bu yılda bakımlarını yapacağını söyleyerek gider var, gelir yok diyerek bu yılda don olursa meyve ağaçlarını sökeceğini dile getirmişti. Tarım ürünlerini sigorta ettirme konusunda istekli olmalarına rağmen sigorta ücretleri ve zamanlaması hususunda soruları olmuştur.
Tarım genelde üstü açık bir üretim alanı olduğundan üretici geleceğini tahmin edememekte masrafları yaparken geleceğe de ümitle bakmayı sürdürmektedir.
Ülkemizin birçok yerinde olduğu gibi bölgemizde de en büyük sıkıntı su yetersizliğidir. İklim değişikliğine bağlı olarak görülmekte olan doğal afetler özellikle küçük işletmeler daha çok endişelenmektedir. Bu nedenle bölgemizde su temini projeleri acilen hayata geçirilmelidir.
Tarımda 2025 yılında yaşanılan iklim krizi, su temininde yetersizlik, zirai don, ürünlerde yüksek maliyet ve düşük fiyat politikası gibi krizler 2026 yılında da yaşanılır ise (inşallah yaşanmaz) gıda temininde güçlük çekilebilir veya en azından ürün fiyatlarında artışlar beklenmektedir.
Tarımda genç nüfus çeşitli şekillerde desteklenmesine rağmen gençlerin tarım sektöründen kaçmakta olduğu görülmektedir. Bu kaçışı bölgemizde ailelerin evlilik için şehirleri tercihleri de etkilemektedir. Hâlbuki şehirde olanların çoğunun köylerde de var olmasına rağmen bu tercih gidenlerin geri dönmemesine neden olmaktadır. Bu sosyal probleme de çözüm üretilmelidir. Her evlenene aynı desteğin verilmesi değil, tarımsal alanlarda ki evliliğe daha fazla destek verilerek gençlerin tarım sektöründe kalması sağlanmalıdır. Tarımda çalışan nüfus yaşlanmakta ve araziler miras yoluyla bölünerek işletmelerin sahip olduğu arazi küçülmektedir. Üretime ve istihdama önemli katkıları olan aile işletmelerinin büyümesi beklenirken giderek küçüldüğü görülmektedir. Tarım sektöründe görülen küçülme üretimin de azalmasına sebep olmaktadır. Tarımda modern ekipmanların ve dijital tarım ekipmanlarının kullanılması da işletmelerin büyümesine etkilidir.
Üreticilerimizin 2026 yılından beklentileri oldukça çok, ancak önemli olan birkaç tanesini belirtmek istiyorum;
1- Bakanlığın 2026 yılı ekimdeki yer alan planlı üretim modelinde yetiştirilmesi istenilen ürünlerin tercihi üretici açısından "teşvik edici " olmalı,
2. Sözleşmeli üretimin yaygınlaştırılmalı,
3. Bazı ürünlerin alım fiyatlarında taban fiyat açıklaması yapılmalı,
4. Girdi maliyetlerinin bir düzene girmesi, gübre, mazot ve ilaç fiyatlarındaki artışların ürün yetiştirme dönemi içerisinde çok fazla değişmesi önlenmeli,
5. Önceden açıklanan destekleme fiyatlarının ödeme dönemine kadar geçen zamanda gerçekleşen enflasyona karşı korunmalı ve artan enflasyona göre güncellenerek artırılmalı,
6. Desteklerin ürün maliyetinin belirli oranda maliyeti karşılayacak seviyede olması, özellikle stratejik ürünlerde bölgeye göre bu değerler farklı ve yüksek uygulanmalı,
7. Desteklemelerin bir kısmının hasat sonu değil ürün yetiştirme dönemi içerisinde ödenmeli,
8. Bölgelere göre önemli görülen su gibi yetersizliklerin acilen giderilmeli,
9. Ürün hasat döneminde aynı ürünün ithalatı yapılmamalı,
10. Hasat zamanı oluşan fiyat düşüşlerini önlemek için TMO ve benzeri kurumların zamanında ve daha güçlü müdahale alımlarında bulunmalı,
11. Lisanslı depoculuk yaygınlaştırılmalı ve üreticiye sağladığı faydalardan (ELÜS’ler için bankalardan ürünün%70’ince kredi ve finansman imkânının sağlanması gibi) üreticiler daha kolay faydalandırılmalı,
…..gibi birçok istek sıralanmaktadır.
2025 yılında yaşanılan tarım ürünlerindeki azalma üreticileri karamsarlığa itmemeli, üretici ve yöneticiler de bunlardan gerekli dersleri çıkararak uygun tedbirleri almalıdırlar. Bölgelere göre öncelikli talepler karşılanarak iklim değişikliği, doğal afetler ve verimlilik sorunları karşısında tarımı daha dirençli ve güçlü hâle getirecek orta ve uzun vadeli politikaları hayata geçirilerek ve üreticiyi yerinde tutarak üretim sürdürülmelidir. Üreticilerimizin bu haklı taleplerinin 2026 yılında karşılanmış olduğu, bol verimli ve bereketli bir sezon geçirmelerini dilerim.