Okullar tatil oldu; çoğumuz bunu çocuklar için iyi bir haber olarak görüyoruz. Tatil kelimesi kulağa güzel geliyor, dinlenmek, rahatlamak, biraz yavaşlamak gibi. Ama şunu söylediğimde genelde şaşıran bakışlarla karşılaşıyorum: Bazı çocuklar için tatil, rahatlamaktan çok dağılmak demek oluyor.

Okulu çoğu zaman sadece derslerin işlendiği bir yer gibi düşünüyoruz. Oysa okul, çocuk için yalnızca akademik bir alan değildir; günün nasıl akacağını bilen bir düzen sunar ve bu düzen çocuğun kendini daha güvende hissetmesine yardımcı olur. Bu düzen dediğimiz şey aslında okulun içinde kendiliğinden oluşan bir rutindir. Sabahın başlaması, ders saatleri, teneffüsler, yemek zamanı… Çocuk, günün nereye akacağını bilerek hareket eder. Rutin bize sıkıcı gibi görünse de çocuklar için güven veren bir yapıdır. Ne zaman uyanacağını, ne zaman yemek yiyeceğini bilmek çocuğu rahatlatır; tatille birlikte bu çerçeve kaybolduğunda çocuk kendini daha savunmasız hissedebilir. Tam da bu noktada çocukların neden zorlandığını anlamak için bir kavrama bakmak gerekiyor. Biz buna regülasyon diyoruz; yani çocuğun duygularını ve davranışlarını dengeleyebilme hali. Bu denge, çoğu çocuk için henüz tek başına sürdürülebilir değildir. Okul zamanı bu yük paylaşılıyorken, tatilde çocuk bu dengeyle baş başa kalır. Bu yüzden tatil dönemlerinde bazı davranışların daha görünür hale gelmesi tesadüf değildir. Çocuk kendini düzenlemekte zorlandıkça öfke patlamaları artabilir; bazı çocuklar daha çabuk ağlar, bazıları ise içine kapanır. Uyku sorunları bu dönemde sıkça karşımıza çıkar, kimi çocuklarda kaygı belirginleşir. Aslında yaşanan şey yeni bir problemden çok, çocuğun tutmakta zorlandığı duyguların açığa çıkmasıdır. Bu noktada ebeveynler sık sık “okul varken böyle değildi” der. Oysa tatil, çocuğun değiştiği değil; iç dünyasının daha görünür olduğu bir dönemdir. Yani sorun yeni değildir, sadece artık saklanmıyordur. Tam da bu yüzden tatilde zorlanan birçok çocuk yaramaz değildir. Çoğu zaman olan biten, çocuğun kendi kendini düzenlemekte zorlanmasıdır. Yani çocuk, davranışıyla “beni toparlayacak bir şeye ihtiyacım var” demeye çalışıyordur. Tatil döneminde ekran süresinin artması da çoğu zaman bu boşluğu doldurma çabasıdır. Ekran, çocuk için bir eğlenceden çok sakinleştirici gibi kullanılır; çünkü o anda işe yarar, çocuğu oyalayarak geçici bir rahatlama sağlar. Ancak ekran, çocuğun düzenlenme ihtiyacını gerçekten karşılamaz. Buradaki asıl mesele ekranın kendisi değil, çocuğun tutunabileceği başka bir düzenin ve alternatifin olmamasıdır.

Tatilde zorlanan bir çocuk gördüğümüzde durup şunu sormak yeterlidir: Bu çocuk gerçekten yaramaz mı, yoksa sadece tutulmaya mı ihtiyaç duyuyor?