8 Mart vesilesiyle bugün aynaya baktığınızda gördüğünüz kadına, sadece bir 'anne', 'eş' veya 'çalışan' olarak değil; sadece kendisi olduğu için teşekkür etmeye ne dersiniz?
Bir kadın olarak her gün görünmez bir ajandayı yönetiyoruz. Evin düzeni, çocukların duygusal ihtiyaçları, iş yerindeki sorumluluklar... Liste uzayıp giderken, o listede en son sıraya bile giremeyen bir isim var: Kendimiz.
Sürekli birilerine bir şeyler yetiştirme telaşıyla, kendi ruhumuzun hızına yetişmeyi unutuyoruz. Başkalarının beklentilerini karşılamak bir başarı gibi görünse de, asıl huzur; o bitmek bilmeyen 'yapılacaklar listesinde' kendi ismimizin üzerini çizmeden, kendimize sadık kalarak ilerleyebilmekte saklı.
Peki, bu koşturmacanın içinde ruhumuza nasıl alan açabiliriz? İşte bugün kendinize hatırlatmanızı istediğim birkaç küçük ama etkili psikolojik dokunuş:
• Mükemmeliyet Tuzağından Özgürleşin: Her şeye aynı anda ve kusursuzca yetişmek bir zorunluluk değil. "Yeterince iyi" olmanın aslında ruh sağlığı için en güvenli liman olduğunu kendinize fısıldayın.
• Zihinsel Yükü Paylaşmayı Deneyin: Her şeyi tek başınıza omuzlamak bir kahramanlık göstergesi değildir. Bazen yardım istemek, aslında kendi sınırlarınıza duyduğunuz saygının bir ifadesidir.
• Hayır Diyebilme Özgürlüğünü Keşfedin: Başkalarının taleplerine "hayır" dediğiniz o anlarda, aslında kendi zamanınıza ve enerjinize kocaman bir "evet" diyorsunuz.
• Kendi "Oyun Alanınızı" Yaratın: Tıpkı bir çocuğun oyun dünyasına duyduğu ihtiyaç gibi, sizin de sadece kendiniz için yaptığınız, dış dünyadan bağımsız bir uğraşınız, bir mola anınız olmalı.
Bugün çiçeklerden daha kalıcı, hediyelerden daha kıymetli bir şey yapalım: Kendimize karşı biraz daha nazik olalım. Unutmayın; siz iyi olduğunuzda, siz kendi merkezinizde durabildiğinizde dokunduğunuz her şey güzelleşiyor. 8 Mart’ımız kutlu olsun, ama en çok da kendi değerimizi sadece bugün değil, her gün bildiğimiz o gelecek kutlu olsun. Şimdi o telaşı bir kenara bırakın, ruhunuzun derin bir nefes almasına izin verin ve aynadaki o kadına gülümseyin; çünkü o, her şeyden önce 'kendisi' olduğu için teşekkürü hak ediyor.