SOKAĞIN SESİ, GÜRÜLTÜ, KORKU, KARGAŞA

Evimin bulunduğu sokağın başında karşıdan karşıya asılmış ay yıldızlı bayrağımızı görünce “Eyvah!” dedim.”Yine mahallede düğün var, yandık” diye düşündüm.

Oysa sevinmem lazımdı. Şaşırdınız değil mi? Belki benim hakkımda daha baştan su-i zanna kapılıp “bu yazı okunmaz, baksanıza adam ay yıldızlı bayrağımızın asılmasına “eyvah!” diyor, bile dediniz.

Aslında benim gördüklerimi görseniz, işittiklerimi işitseniz “eyvah!” demekte ne kadar haklı olduğumu anlarsınız. Ve bana sabr-ı cemil dilemeye başlarsınız.

Düğünlere kim karşı çıkabilir ki? Geleceğin neslini dünyaya getirmek, haramlardan korunmak, dünya ve ahiret mutluluğunu elde etmek, dinimizi ve neslimizi korumak için evlenip yuva kuran gençlere kim ne diyebilir ki?

Bu gençlere sadece dua edilir, yuva kurmaları için yardım edilir, tebrik edilir. Evliliklerin kolaylaştırılması teşvik edilir.

Ama bize “eyvah” dedirten, düğünlerdeki aşırılıklar, toplumu rahatsız eden, komşuları rahatsız eden şımarıklıklardır.

Ay yıldızlı şanlı bayrağımızın gölgesinde yapılan gürültülerdir. Küçük çocukların gözü önünde içip içip atılan naralardır. Maganda ruhların attığı silahlardır. Sorumsuzca patlatılan ses bombaları, havai fişeklerdir.

Bu güzel şehri yönetmeye çalışan yerel yöneticileri, Belediye Başkanlarını, Kaymakamları, Vali'yi, Emniyeti bile aciz bırakan, gece birlere, ikilere kadar süren sokak düğünlerindeki bu yüksek tonda eğlenmeler, şımarıklıklar, gündüz saatlerinde yüz metrelerce uzayan konvoylar, korna sesleri, aksayan trafik, sıkışan araçların gürültüsü, kavgalar bize “eyvah!” dedirtiyor.

Kimseler işin insanî boyutunu, ekonomik boyutunu, israf boyutunu düşünüp de konvoylara son veremiyor. Seyretmeye devam ediyor.

“Adam ömründe bir kere düğün yapacak, yapsın, eğlensin, etrafa korku saçsın, varsın komşular rahatsız olsun insanlar” denilerek, birkaç kişinin keyfi için binlerce insanın huzuru feda ediliyor. 

Mülkî idare, yerel yönetimler izin veriyor, ama verdiği iznin süresine, düğünün şekline dikkat edilmiyor. Vatandaş telefonla şikâyet ediyor, kimse ilgilenmiyor.

Bakıyorsunuz Büyükşehir Belediye Başkanımız Tahir Akyürek, konvoylardan şikâyet ediyor. İyi de siz bu şehrin zirvesinde bu şehri yönetiyorsunuz. Valimizle, Emniyet Müdürümüzle, Kaymakam ve diğer Belediye Başkanlarımızla bir araya gelip koordine olamıyor musunuz?

Soruyorum: Bu bir acziyet değil midir?

Siz de şikâyetçi olursanız vatandaş ne yapsın, nere gitsin? Kime başvursun?

Konya'da her gün bir yerde hırsızlık yaşanıyor. Cami avlularındaki  şadırvanların muslukları çalınıyor. Camilerin kazanı, okulların bilgisayarı çalınıyor.

Okulların etrafında esrar, eroin, bonzai satan insan tacirleri, sapıklar cirit atıyor.

Üstüne üstlük bir de sokak düğünleri, konvoylar, insan hayatını tehlikeye atan trafik keşmekeşi, tıkanmış yollar, işgal edilmiş kaldırımlar, her biri ayrı bir kul hakkının ayaklar altına alınması değil midir?

Kul hakkının yenmesine, ayaklar altına alınıp çiğnenmesine kim dur diyecek? Bu, o kadar zor mu?

Anlaşıldı mı şimdi ay yıldızlı bayrağımı sokak aralarında asılı görünce neden “eyvah” dediğim? Ay yıldızlı bayrağıma canım kurban

 

 HEM NALINA HEM MIHINA

                                             AHMET SORGUN'A SOR(G)U

Türkiye Yazarlar Birliği Konya Şubesi'nin düzenlemiş olduğu sohbet toplantısında AK Parti il Başkanı Ahmet Sorgun “Yeni Türkiye'nin Yeni Başbakanı Ahmet Davutoğlu” nu anlattı. 

Ahmet Davutoğlu'nun pek çok bilinmeyen yönlerinden örnekler verdi. Vefakâr olduğunu, çalışkan olduğunu, Mütevâzi olduğunu, samimi olduğunu, küçük dev adam denildiğini, bütün Türkiye'de hüsn ü kabul gördüğünü belirtti. 

Ahmet Davutoğlu'nun Türkiye, İslâm Alemi ve Konya'mız için büyük bir şans olduğu inkâr edilemez.

Ahmet Davutoğlu'nda bulunan bu özellikler, bu hasletler Konya'ya nasıl yansıyacak, Konya nasıl bir hizmet alacak?

Ahmet Davutoğlu'nun annesinin de medfun bulunduğu Hacıfettah Mezarlığı'nın istimlâk edilen doğu tarafı ne zaman tamamlanacak, sokak köpeklerinin istilâsından ne zaman kurtulacak?

                                                İÇKİ İLE MÜCADELE

Hükümet sigara ile mücadelede bir hayli merhale katetti. Halk da bu yasağa okey dedi ve gerekli olan çalışmaları destekledi. Çoğu sigara tiryakisi sigarayı bırakma yolunu tercih etti.

Şimdi herkes şunu soruyor: Sigara ile mücadele edenler, savaş vernler, aynı mücadeleyi, aynı savaşı İÇKİ'ye karşı neden vermiyorlar.

İçki daha zararlı değil mi?

İçki bütün kötülüklerin anası ve kaynağı kabul edilmiyor mu?

İçkinin yol açtığı felaketler neden gözden kaçırılıyor?

İçki devlete sigaradan daha mı çok kazandırıyor?

Yeşilay'ımız ne yapıyor?

“Sigara süründürür, kumar söndürür, içki öldürür”  sözü boş bir söz müdür?

Benden söylemesi.

                                                      GÜNÜN SÖZÜ

PARA AZALINCA KADININ HUYU, PARA ÇOĞALINCA ERKEĞİN HUYU ANLAŞILIR.

                                                                                                                         Atasözü

 

 

KAMİL BİRCAN/ [email protected]