Aslında ekosistem doğa bilimlerinin kullandığı bir kavram olarak ortaya çıkmıştır. Canlıların bir biri ve çevreleri ile ilişkilerinin inceleyen bu bilme ekoloji denir.
Orman ekosistemi,
Çöl eko sistemi,
Deniz ekosistemi,
İçilebilir su eko sitemi olarak isimlendirildiği gibi,
Bir ürünün de her yönü ile incelendiği durumda o ürünün de doğal yaşam içindeki ilişkilerini anlatma için de kullanılabilir.
Ben sizinle ekonomik ekosistemi paylaşacağım. “Ekosistem ekonomisi” kavramı ilk olarak Frosch ve Gallopoulos tarafından 1989 yılında ortaya atılmış. Bio çeşitlilikten yola çıkarak firmaların çevreyle yakalayabileceği uyum sürecine vurgu yapılmış.
Bu ekosistemi; ekonomik bir değerin, tasarlanan bir ürünün, geliştirilen bir hizmetin, endüstrinin veya innovatif bir ekonomik oluşumun ortaya çıkışında onu etkileyen her türlü, ekonomik, sosyal, siyasi, konjonktürel gelişmeyi dikkate alarak davranma olarak düşünüyorum.
Katma değeri üretmek ya da yaşamımızda katma değerli davranışlara ulaşabilmek için de ekonomik kıymetlendirme olarak ekosistemi ( ekonomik değeri arttırma, bu değeri yaşam biçimi haline getirme) olarak tanımlayacağız.
Katma değerin eko sistemi gerçekten çok önemli çok önemli midir?
Bunun için neler yapmak gerekir?
Diyelim ki küresel düzeyde bir ürün fikri onu sadece üretmekle değer ifade edebilir mi?,
Öncelikle katma değer; ürünün çok boyutlu ekonomi üretme kabiliyetidir.
Katma değer üretme tek başına bir davranış değildir. Onu yaşam biçimine dönüştürmek için o ürün ve hizmeti etkileyen bütün çevresel faktörler dikkate alınmalıdır. Ürünün gelişimine paralel çevresel faktörlerin de olgunlaştırılması gerekir.
Her seviyenin kendine has bir dengesi kendi uygun davranışları vardır. Dünün alışkanlıkları ile geleceğin yaşamanı inşa etmek çok zor hatta imkânsızdır.
İşletme sıra dışı bir ürünle o ürüne uygun sıra dışı bir pazara girmek isteyebilir. Hatta girmiştir ve ürün rağbet görmeye başlamıştır.
Bu piyasadaki bazı uygun ortamların hazırladığı avantajları yakaladığımız anlamına gelir. Bunun sürdürülebilir hale gelmesi, bizim bu ürünün ya da hizmetin gerektirdiği davranış biçimlerini oluşturmamızı da ihtiyaç haline getirmektedir.
Bu yeni bir Pazar, yeni bir müşteri yeni bir talep davranışı olabilir. Bunu doğru okur ve gerekli tedbirleri alırsak o pazar bizim içinde kendimize yer bulduğumuz ekonomik arena değil bizim yeniden tanımladığımız bir ürün ekosistemi olabilir.
Yani, konjonktürel gelişmeler, ekonomi seviyesindeki değişimler, sosyolojik dönüşümler, başka teknolojilerin doğurduğu yeni ürün talepleri, toplumsal ihtiyaçların gelişen ekonomiye göre şekil alması gibi birçok sebeple, müşteri davranışlarının değişimi sonucu, ürünümüz kendine yer bulmuş olabilir.
Veya bu değişimleri dikkate alarak biz bir ürün tasarlamış olabiliriz.
İnternetin gelişmesine paralel yaşamımızın her alanı internete göre ayarlanır hale geldi. İnternet ekosistemi bireysel, toplumsal, küresel, şirket davranışları olarak bütün yaşamı etkilemedi mi?
Bu değişimlerde bir kısım insan ve şirketler pasif kullanıcı bir kısım irade odakları da aktif olarak rol aldılar. Bazıları lokomotif olurken, bazıları vagon olmaya bile geç kalmışlardır.
İHA’larla ( İnsansız Hava Araçları) ekosistemi sadece savaşın yöntemlerini değil ülkelerin stratejik bakış açılarını da değiştirmiştir. Ülkemizi bu alanda küresel anlamda oyun kurucu ve kural koyucu olarak farklı bir avantaj elde etmiştir. İHA teknolojisi çok güçlü bir katma değer üretme projesine örnektir.
Bir eko sistemin kurulması ve yönetilmesi de eko sisteme uygun bir bakış açısı gerektirir.
Oyun kurucu firmalar bu alanda çok hızlı hareket ederken bazı firmalar alışkanlıklarının etkisinde çok yavaş hareket etmektedirler.
Bazı firmalarda patronlar değişimi başlatırken, yöneticiler yavaş veya takipçi konumundalar,
Bazı firmalarda da yöneticiler oyun kurucu patronlar ayaklarını sürüyorlar.
Oysa verimlilik artışı ile ortaya çıkan katma değer meydana getiren ürür eko sistemi için ürünün çevresi; çalışan, patron, yönetici aynı rüyaları görmeli aynı hedefte birleşmeli ki; katma değerin gereği olan eko sistemin şartlarını oluşturabilsinler.
Bu uyum olmazsa bir veya birkaç kişinin güçlü fikirleri ve projeleri başarıya ulaşamayacaktır.
İşletmelerde genelde birçok katma değer fikri daha doğmadan ölür. Çünkü o katma değeri hayata geçirecek yöneticilerin veya karar verici patronların kapasitesi ve bakış açısı buna uygun değildir.
Çoğu özgüvensiz yöneticiler daha kaliteli, daha değerli işletme ortamlarında yaşamaya yeterli özgüvene sahip olmadıkları için çoğu zaman gizli veya açık işi zora sokarlar. Tabir caizse işi yokuşa sürerler. Çünkü katma değerli ekonomik yaşamlar ve ortamlar onların yöneticilik yapabileceği seviyenin üzerindedir. Kendilerini geliştiremediklerinden başkalarını engellemenin yöntemlerini başarı ile uygularlar.
Katma değer üreten ekosistem; çalışanların, yöneticilerin, patronların, tedarikçilerin, pazarın, finansın aynı hedefte çözüm ortağı olabildikleri bir iklimi ifade ederler.
Bu sistemin en büyük engeli; münferit olaylarda işletmenin ve karar vericilerin güvenini kazanmış, göstermiş oldukları kahramanlıkların gölgesinde kendine yer bulmuş görevlilerdir.
Diğer bir engel de katma değerin gereğine göre kendini yenileyemeyen karar mekanizmalarıdır.
Bazen bütün şartlar uygunken, işletme körlüğü yaşayan organizasyonlar katma değer üreten organizasyonlara dönüşemediklerinden büyürler ama gelişemezler.
Ekosistemin gereği davranış geliştirebilen organizasyonlar başarılı olurlar. Çünkü kendilerini güncellemeyi bilirler.
Katma değerin ekosistemine ulaşabilmek için, gelişmeyi etkileyen tüm unsurların birbiri ile senkronize olması lazım.
Bildiklerimizi bile yeniden gözden geçirmeli, daha çok dinlemeli daha çok öğrenmeye açık olmalı daha samimi organizasyonlar inşa etmeliyiz.
Duymayan, işitmeyen, algılamayan, düşünmeyen aynı hedefte buluşamayan, istişareye kapalı yönetimler büyürler ama gelişemezler.