Günümüz insanının hayatı, bir şeylerin peşinde koşmakla ve hedeflerine ulaşma çabasıyla geçiyor. Ancak hedefler hiçbir zaman bitmiyor. Bir bakmışsın, yanı başından akıp geçen hayat sona ermiş; seni bir “namazlık saltanat” için, taht misali musalla taşına getirmişler. Biriktirdiklerin ise hep geride kalmış…

Modern zamanların mottosu “Çalış, inanırsan mutlaka başarılı olursun.” düşüncesi, başarıya ulaşamayan kişilere adeta “bir hiçsin” mesajı veriyor. Hatta öyle ki, kendi hedeflerine ya da başkalarının senin adına belirlediği hedeflere ulaşamıyorsan, yaşamak bile bir eziyete dönüşebiliyor.

Çünkü neoliberal sistem seni bir özne değil, bir nesne olarak görür. Onun dikte ettiği hayat anlayışında “daha fazla kazan, daha çok tüket, daha fazla ödül al” baskısı vardır. Bunu yaparken de erdemin, ahlakın olup olmaması çok da önemli değildir.

Hâlbuki bir Müslüman olarak bizler biliyoruz ki, nimetleri veren Allah’tır. Bizlere düşen; çalışmak ve sebepler dairesinde gayret etmektir. O dilerse azı çok, varı yok eder. Bunu unutmamak gerekir.

Şair ne güzel söylemiş:

“Hak tecelli eyleyince her işi âsân ede,
Halk eder esbâbını, bir lahzada ihsân eder.”
(Ketencizade Mehmet Rüştü Efendi)

Şöyle bir soru akla gelebilir: Başarılı olmaktan ne anlamalıyız?
Bu sorunun cevabına geçmeden önce, modern dünyanın dayattığı bir gerçeğin altını çizelim. “Hiçbir şeyi kaçırma” korkusu ve hayatı hızla yaşama anlayışıyla, adeta fişimiz çekildiğinde işe yaramaz birine dönüşeceğimiz kaygısı arasında sıkışıp kaldığımızı fark ediyoruz. Bu yüzdendir ki, bazen yanından geçtiğimiz ormanı ya da en yakınımızdakileri bile göremez hâle geliyoruz.

Bu noktada, konunun uzmanı Prof. Dr. Kemal Sayar’a kulak verelim. Hocamız bir televizyon programında özetle şu tavsiyelerde bulunuyor:

🔹 Potansiyeli Açığa Çıkarmak: İnsanlar potansiyellerini gerçekleştirmek için hedefler koymalı; ancak bu hedefler, modern başarı anlayışına göre değil, bireyin kendi içsel gerçekliğine uygun olmalıdır.

🔹 Gönüllü Kölelik: Modern yaşam, bireyleri daha hızlı ve daha çok üretmeye zorlayarak onları gönüllü köleliğe sürükleyebilir. Bu durumu fark etmek ve sorgulamak gerekir.

🔹 Başarı Tanımı: Gerçek başarı, yalnızca maddi kazanımlar değil; aynı zamanda ruhsal ve ahlaki değerlerle de ilişkilidir. Kazanırken neleri kaybettiğimizi sorgulamak, başarıyı doğru anlamamıza yardımcı olur.

🔹 Gerçek İhtiyaçlar: Tüketim kültürü bizleri çoğu zaman gereksiz şeylere yönlendiriyor. Gerçekte neye ihtiyacımız olduğunu sormak, hayatı daha anlamlı kılabilir.

🔹 Kendi Yolunu Bulmak: Başkalarının beklentileri yerine, kendi iç sesimize kulak vererek yaşamak; bireysel mutluluğun anahtarıdır.

Bu bağlamda, temel insani bakış açımızın da “Ne kazanırım?” değil, “Nasıl hizmet ederim?” anlayışına evrilmesi gerektiği açıktır.

Unutmamamız gerekir ki, bugün bize kanat olan şeyler, ömrümüzün sonunda atılması gereken bir yük hâline gelebilir. Bunun farkına şimdiden varmamız gerekiyor.

Yavaşlayarak ve varoluş amacımıza uygun bir hayat sürmemiz dileğiyle…

Selam ve dua ile…