Konyaspor, Galatasaray karşısında sahadan 4-0 mağlup ayrıldı…
Ağır bir yenilgi…
Üstelik kendi sahamızda…
Rakibin gücü, kadro kalitesi, bireysel yetenekleri elbette tartışılmaz. Ancak futbol yalnızca futbolcuların isimleriyle, bonservis bedelleriyle ya da kadro değerleriyle oynanmıyor…
Sahada doğru yerleşeceksiniz…
Rakibin güçlü taraflarını kapatacaksınız…
Kazandığınız topları doğru kullanacaksınız...
Ve her şeyden önemlisi, yaptığınız hatalardan ders çıkaracaksınız…
Peki, Konyaspor bunların ne kadarını yaptı?
Maalesef yeterince yapamadı…
Bence bu karşılaşmanın asıl üzerinde durulması gereken tarafı, dört gol yemiş olmamızdan ziyade, Galatasaray’ın istediği oyunu oynamasına ne kadar kolay izin verdiğimizdir.
İLHAN PALUT’UN TERCİHLERİ
İlhan Palut, her zaman ki gibi takımını 4-2-3-1 düzeniyle sahaya sürdü…
Savunmanın önünde Jevtovic ve Toht, sağda Deniz Türüç, solda Dompe, merkezde Melih, ileride ise Muleka vardı…
Kâğıt üzerinde dengeli görünen bir diziliş…
Ancak diziliş başka, o dizilişin sahadaki karşılığı başka…
Galatasaray’ın Torreira ve Sara üzerinden kurduğu merkez bağlantısına karşı Konyaspor’un orta sahası yeterli baskıyı oluşturamadı…
Özellikle Galatasaray’ın hücum oyuncularının hatlar arasında hareket etmesi, savunma ile orta saha arasındaki mesafenin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gösterdi…
Jevtovic ve Toht’un yalnızca savunmanın önünü koruması yetmezdi…
Top kazanıldığında hücum bağlantısının da kurulması gerekiyordu…
İşte burada problem yaşadık…
Topu kazandığımız anlarda oyun yeterince çabuk yön değiştirmedi…
Muleka çoğu zaman hücumun önünde yalnız kaldı…
Deniz’in pas kalitesi ve Dompe’nin bireysel becerisi, kolektif hücum organizasyonuna dönüşemedi…

Oysa böyle güçlü bir rakibe karşı sadece savunmayı düşünerek 90 dakika geçirmek mümkün değil...
Nitekim ilk yarım saatte kalemizde iki gol gördük…
Ki, maça 1-0 önde başlayacak pozisyonu bulmamıza rağmen, Galatasaray maça oldukça hareketli başladı…
12. dakikada ise duran toptan gelen golle geriye düştük…
Sara’nın kullandığı serbest vuruşta Osimhen’in kafa vuruşu ağlarla buluştu…
Burada yalnızca Osimhen’in hava hâkimiyetini konuşmak doğru olmaz…
Asıl konuşulması gereken, ceza sahası içindeki savunma organizasyonu ve adam paylaşımıdır…
Çünkü rakibin en önemli gol silahlarından birine karşı duran top savunması yapıyorsanız, markaj ve alan paylaşımında hata yapma lüksünüz yoktur…
Hata yaptık ve ilk golü böyle yedik…
İkinci gol ise 28. dakikada geldi…
Yunus ceza sahası dışından yaptığı vuruşla farkı ikiye çıkardı…
Maçın ilk 45’i bittiğinde Galatasaray içeriye 2 gol ve 3 puanla girdi.
xxx
İlhan Palut ikinci yarıya iki değişiklikle başladı…
Toth’un yerine Bardhi, Muleka’nın yerine Mustafa Muhammed oyuna girdi…
Bu değişiklikleri anlamak mümkün…
Bardhi ile merkezde daha fazla pas kalitesi, Mustafa Muhammed ile hücumun en ucunda farklı bir bitiricilik ve ceza sahası etkinliği aranıyordu…
Oyuncu değiştirmek ile oyunu değiştirmek aynı şey değildir…
Olmadığını da gördük…
Nitekim ikinci yarının henüz 49. dakikasında Batrakov, Sara’nın savunma arkasına gönderdiği pası gole çevirdi ve skor 3-0 oldu…
55. dakikada da Leao’nun penaltı golüyle fark dörde çıktı…
Artık karşılaşmanın sonucu büyük ölçüde belirlenmişti…
Allah var, maç 5’e, 6’ya gitmesin diye dua ettik…
Çünkü, hem beden hem de kafa olarak oyundan düşen Konyasporlu oyuncular da, tribünler de maçın bir an önce bitmesini istediler…
Uzatmayacağım; Konyaspor zor bir rakibe mağlup oldu…
Bu bir gerçek…
Umarım bu mağlubiyeti Samsun deplasmanında telafi eder yeşil-beyazlılar…
Çünkü, telafi edecek güçleri var…