Konyaspor, Gençlerbirliği karşısında son derece önemli bir galibiyet aldı…
Sahadaki galibiyeti konuşmamız gerekirken, kendimizi bir tartışmanın içerisinde bulduk!
Doğrusu, Konyaspor’un böylesine önemli bir galibiyetinin ardından yaşananları üzüntüyle takip ettim…
Çünkü ortada konuşulması gereken bir başarı varken, davul, pankart ve tribün tartışması bu başarının önüne geçti…
Buna gerçekten gerek var mıydı?
Bence yoktu.
ÖMER ATİKER’İN MESAJI AÇIK!
Konyaspor Başkanı Ömer Atiker, maçın ardından yaptığı açıklamada önemli noktalara temas etti…
Özellikle Konyaspor’un herhangi bir kişinin ya da grubun değil, bütün Konya’nın ortak değeri olduğunu hatırlatması son derece önemli…
Başkanın bu yaklaşımını doğru buluyorum…
Çünkü bir futbol kulübünü güçlü kılan yalnızca başkanı, yönetimi, teknik direktörü ya da futbolcuları değildir…
Onun asıl gücü, arkasındaki şehirdir…
Konyaspor da bu şehir için sıradan bir futbol kulübü değildir…
Başkan Atiker’in tribünlere öğrencileri kazandırmak adına yaptığı çalışmaları önemsiyorum…
Hatta bu çalışmaların artırılması gerektiğini düşünüyorum…
Bugün tribüne gelen bir çocuk, yarın Konyaspor’un en sadık taraftarı olacaktır…
Bundan daha güzel bir yatırım olabilir mi?
Ama gençleri tribüne kazandırırken yıllardır bu kulübe gönül vermiş insanlarla da gönül bağını koparmamak gerekiyor.
xxx
Gelelim Nalçacı Grubu ile yaşanan tartışmaya.
Davulların ve pankartların stadyuma alınmaması konusunda dile getirilen şikâyetler var.
Kulübün de güvenlik ve organizasyon kurallarına ilişkin açıklaması var…
Peki, çözüm nedir?
Bana göre çok basit…
Hangi kurallar uygulanıyorsa açıkça anlatılır, bütün gruplara eşit şekilde uygulanır ve mesele konuşularak çözülür.
Bu kadar.
Taraftarın itiraz etmesi kadar doğal bir şey olamaz…
Taraftar eleştirecek, sorgulayacak, gerektiğinde tepki gösterecek…
Ama eleştirinin de bir sınırı olmalı.
Kişileri ima yoluyla hedef almak, geçmiş hesapları bugüne taşımak veya sosyal medyada karşılıklı cepheler oluşturmak Konyaspor’a ne kazandırır?
Hiçbir şey!
Üstelik futbolcular sahada mücadele ederken tribünlerden yükselen “Yönetim uyuma, taraftarın dışarıda” tezahüratlarının zamanlamasını da doğru bulmuyorum…
Konyaspor’un üç puana böylesine ihtiyaç duyduğu bir dönemde, tribünlerin enerjisini saha dışındaki hesaplaşmalara harcaması kime yarar?
Konyaspor’a mı?
Hiç sanmıyorum.
xxx
Ömer Atiker’in kulübün geleceği için verdiği mücadeleyi görmezden gelmek doğru olmaz…
Ekonomik sorunlar, kalıcı gelir arayışları, altyapı, tesisleşme ve şehrin kulüple bütünleşmesi için yürütülen çalışmalar önemli…
Yiğidin hakkı yiğide…
Yönetim de önemli, taraftar da önemli…
Çünkü bu kulübün ne yönetimi taraftarsız güçlü olabilir ne de taraftarı kulübün kurumsal yapısını yok sayarak bir yere varabilir…
Benim düşüncem böyle.
xxx
Şunu unutmamak lazım…
Başkanlar gelir, gider…
Yöneticiler değişir…
Teknik direktörler değişir…
Futbolcular başka takımların formasını giyer…
Taraftar gruplarının yöneticileri de zaman içerisinde değişir…
Ama Konyaspor kalır…
Bugün bir tartışmanın tarafı olan insanlar, yarın aynı tribünde atılan aynı gole sevinecekler…
Yenilen bir gole ya da yenilgiye üzülecekler…
Aynı armaya sarılacaklar…
Yönetimin ve takımın başarısızlığını isteyenler zaten bizden değiller!
Öyleyse birbirimizi yıpratmanın ne anlamı var?
Konyaspor’u sevmenin ölçüsü, kimin daha yüksek sesle bağırdığı ya da kimin kulüpte daha fazla söz sahibi olduğu değildir…
Konyaspor’u sevmek, gerektiğinde kendi kırgınlığını bir kenara bırakıp kulübün çıkarını öne koyabilmektir…
Var mı buna itirazı olan?
xxx
Gençlerbirliği galibiyetini küçümsemiyorum…
Bu takımın üç puana da morale de güvene de ihtiyacı vardı….
Ancak şimdi yapılması gereken, galibiyetin sevincini tartışmalarla tüketmek değil, oluşan olumlu havayı büyütmek ve Cuma günü oynanacak olan Galatasaray maçına odaklanmak…
İlhan Palut ve futbolcular işlerini sahada yaparken, tribünler de bu mücadelenin gerçek destekçisi olmalı…
Çünkü Konyaspor’un yeni kavgalara değil, puan cetvelinde daha üst sıralara tırmanmaya ihtiyacı var…
Ve unutulmamalı…
Konyaspor bu şehrin sancağıdır, yani namusudur, yönetenler de, taraftarlar da, medya mensupları da, açıkçası herkes namusuna sahip çıkmak zorundadır…
Asıl mesele budur.
NOT: Bu konuya neden girdim?
Dünkü, “İlhan Hoca, Mustafa Muhammed ve Başkanın açıklaması” başlıklı yazımın son bölümünde Başkan Ömer Atiker’in açıklamalarına yer verdim…
Başkanın, taraftarlarla ilgili sözleri nedeniyle arayanlar soranlar, sosyal medyadan yazanlar, teşekkür ve sitem edenler oldu…
Konyaspor’un yara almasını istemediğim için de, durumun vahametini anlatmaya çalıştım…
Yazımın nedeni bu.