Konyaspor için bazı maçların anlamı üç puandan çok daha büyüktür… Gençlerbirliği karşılaşması da bunlardan birisidir… Çünkü mesele artık sadece kazanmak ya da kaybetmek değil…

Mesele, Konyaspor’un bundan sonraki yolculuğunda hangi istikamete gideceğidir…
Amedspor karşısında son dakikalarda yenilen gol ve mağlubiyet elbette üzücü…
Ancak beni asıl düşündüren, yenilginin kendisinden ziyade, Konyaspor’un sahada ortaya koyduğu futbol ve özellikle hücumdaki çaresizliği…
Savunma güvenliğini ön planda tutabilirsiniz…
Rakibin gücüne göre tedbir de alabilirsiniz…
Bunların hepsi futbolun içinde var…
Ama rakip kaleye gitmekte zorlanıyorsanız, pozisyon üretmekte sıkıntı yaşıyorsanız, futbolun en önemli gerçeğini göz ardı ediyorsunuz demektir…
O gerçek de gol atmaktır.
xxx

İLHAN PALUT’UN ÇÖZMESİ GEREKEN MESELE!

İlhan Palut’un futbol bilgisi ve teknik adamlığı üzerinden tartışma açmanın doğru olduğunu düşünmüyorum…
Ancak futbol bilgisi başka, elinizdeki oyunculardan en yüksek verimi almak başka…
Konyaspor’da bugün yaşanan sıkıntı da tam olarak burada başlıyor…
Amedspor maçına baktığımızda Andzouana sahadaydı, Enis Bardhi ise ancak 80. dakikada oyuna dahil oldu…
Dolayısıyla meseleyi sadece eksik oyuncular üzerinden değerlendirmek de doğru değil…
Önemli olan, sahadaki oyuncuların birbirlerini ne kadar tamamladıkları…
Bir takımın savunması güçlü olabilir…
Orta sahası kapasitesi dahilinde mücadele edebilir…
Ama hücum oyuncuları arasında bağlantı kurulamıyorsa, bütün bu gayretlerin karşılığını almak kolay olmaz…
Peki, Konyaspor’un oyuncu kalitesi bu kadar mı?
Ben buna inanmıyorum…
Özellikle yabancı oyuncuların bireysel kapasitelerinin çok daha fazlasını ortaya koymaları gerektiğini düşünüyorum…
Enis Bardhi gibi oyunun yönünü değiştirebilecek bir oyuncudan, Muleka gibi rakip savunmayı zorlayabilecek bir futbolcudan daha fazla katkı beklemek yanlış mı?
Kesinlikle değil…
Ancak bu oyuncuların yeteneklerini sahaya yansıtabilecek düzeni kurmak da teknik heyetin sorumluluğudur…
İlhan Hoca’nın Gençlerbirliği karşısındaki en önemli sınavı burada olacak…
Çünkü artık yalnızca mücadele eden değil, üreten ve kazanan bir Konyaspor görmek istiyoruz.

GENÇLERBİRLİĞİ MAÇININ TELAFİSİ KOLAY OLMAZ!

Ligin henüz dokuzuncu haftasına geliyoruz…
Önümüzde uzun bir maraton var…
Bu doğru…
Fakat bazı puan kayıplarının etkisi yalnızca puan cetvelinde görülmez…
Takımın özgüveninde görülür…
Tribünlerin heyecanında görülür…
Şehrin takıma olan inancında görülür…
İşte benim Gençlerbirliği karşılaşmasına bakışım bu nedenle farklı…
Konyaspor bu maçı kazanırsa yalnızca üç puan almayacak…
Zedelenen özgüvenini onarmak için de önemli bir adım atacak…
Peki kaybederse?
İşte o zaman saha içindeki sorunlarla birlikte psikolojik sıkıntılar da büyüyebilir…
Onun içindir ki, Gençlerbirliği maçında ortaya konulacak futbolun, oyuncuların vereceği mücadelenin ve teknik heyetin tercih edeceği oyun anlayışının önemi büyük…
Konyaspor’un kendi sahasında rakibinden çekinen değil, rakibine kendi oyununu kabul ettirmeye çalışan bir takım olması gerekiyor…
Hem de ilk düdükten itibaren…

ÖMER ATİKER’İN MÜCADELESİ VE ŞEHRİN SORUMLULUĞU

Gelelim meselenin yönetim tarafına…
Başkan Ömer Atiker’in Konyaspor’u yalnızca bugünün sıkıntılarından kurtarmak için değil, geleceğe daha sağlam taşımak için ortaya koyduğu çalışmaları önemsiyorum…
Ekonomik yapılanma, kalıcı gelir kaynakları, tesisleşme ve kulübün kendi ayakları üzerinde durabilmesi için atılmak istenen adımlar son derece kıymetli…
Çünkü Konyaspor’un sadece bugününe değil, yarınına da sahip çıkılması gerekiyor…
Ama bir başka gerçek daha var…
Sahadaki sonuçlar istenilen seviyede olmadığında, yönetimin kulüp dışında yürüttüğü bütün bu çalışmaların karşılığı camiada yeterince hissedilmiyor…
Futbolun acımasız tarafı bu…

Ömer Atiker’in Gençlerbirliği maçını bir kırılma noktası olarak görmesini bu nedenle anlamlı buluyorum…
Üstelik yönetim, tribünleri doldurmak için bilet fiyatlarında da önemli bir kolaylık sağladı…
Doğu tribünleri ve kale arkalarında biletlerin 42 liradan satılması, taraftara yönelik açık bir davet…
Şimdi sıra Konya’da.

xxx

Özetlersem; Ömer Atiker’in Konyaspor kulübü adına yaptığı yatırımlara yönelik hamlelerinin ve ziyaretlerinin yanında saf tutmak, her Konyalı ve Konyasporlunun boynunun borcudur…
Şehrin sancağının, yani takımının geleceğine dair güzel hayaller kurmanın öncelikli yolu, bu düşünce ve radikal kararların hayat bulmasından geçer…
Bu şehrin ortak paydası olan, yani namusu olan Konyaspor’un geleceğine dair atılan her adımın karşısında değil, yanında olunmalıdır.

OCAK AYINA KADAR AYAKTA KALMAK ZORUNDAYIZ

Konyaspor’un önünde ocak transfer dönemine kadar geçmesi gereken önemli bir süreç var…
Bu sürecin en doğru şekilde yönetilmesi şart…
Eksikler varsa tamamlanmalı…
Oyuncu kalitesinde sorun varsa çözüm aranmalı…
Ancak bütün umutları ocak ayına bağlamak da doğru değil.
Çünkü transfer dönemi gelene kadar kaybedilen puanları geri getirmek mümkün olmayacak…
Bu nedenle mevcut kadrodan alınabilecek en yüksek verim alınmalı…
Oyuncuların hem fiziksel hem de zihinsel anlamda dağılmalarının önüne geçilmeli…
İlhan Palut’un da yönetimin de önceliği bu olmalı…
Sonrasında yapılacak doğru transferlerle takımın eksik kalan tarafları güçlendirilebilir…
Ama önce Gençlerbirliği…
Kazanılması gereken bir mücadele…
Pazar günü saat 16.00’da yalnızca on bir futbolcu değil, Konyaspor’a gönül veren bütün şehir önemli bir sınava çıkacak…
Bu karşılaşmayı kaybetmenin doğurabileceği sıkıntılar ortada…
Kazanmanın sağlayacağı moral ve güven de ortada…
Dolayısıyla artık güzel sözlerden çok, sahada karşılığı olan bir mücadeleye ihtiyaç var…
Top futbolcularda…
Gençlerbirliği karşılaşması Konyaspor için sıradan bir lig maçı değil; kötü gidişata dur deme, yeniden güven kazanma ve geleceğe daha güçlü bakma fırsatıdır…
Bu fırsatın harcanmaması gerekiyor…
Çünkü bazı maçlar yalnızca puan kazandırmaz…
Bir takımın kaderini de değiştirebilir….
Gençlerbirliği maçı da işte böyle bir maç.