Yem, un, kepek, küspe çeşitleri alım satımı yapan yeğenlerim Hacı Şaban Karataş ve Hafız Hikmet Karataş sosyal paylaşım sitesinde “Yem ve yem katkı ürünlerine gelen zamlardan hayvancılık yapanları zor durumda olduğunu yazmış.
Dahası yeğenim Hacı Şaban Karataş; köylerde, mahallelerde orta ölçekli süt inekçiliği ve besi yapanların sayısı azaldığını söyledi. Bu işin sonu pek hayra gitmiyor Dayı! Dedi.
Yeğenimle konuşmamız yıllar önce köşemde yazdığım “Kara Mehmet Amca” yazımı çağrıştırdı.
“”Kırk yıl öncesinin sığır besicilerinden namı diğer Armusunlu Kara Mehmet Amcayı Recep Konuk Caddesinde elinde baston nefes nefese yolun kenarında yürürken gördüm.
Bir elinde baston diğer eli titriyor. Kara Mehmet Amca Yeni Doğan Mahallesi Yeşil Camii yanında oturmakta olduğunu biliyorum.
Kaymakamlık lojmanın önünde tren yolunu geçecek bu yaşta büyük merasim deyip hemen geri döndüm.
--- Selamın Aleyküm Mehmet Amca geçmiş bayramın mübarek olsun. Deyip elini öptüm.
--- Aleyküm Selam yeğenim seninde mübarek olsun. Ne hayır ne yapan?
--- Mehmet Amca bende seni arardım.
--- Hayır olsun, hizmet ne idi?
--- Mehmet Amca Adapazarı’na sığır götüreceğiz senden de üç beş mal yükleyelim. Dedim.
--- Ahmet benimle eğlenin mi, bende ne sığır ne besi var. Baksana ben yolda zor yürüyorum. Sen de bana ta 30 yıl öncesinden dem vurun!
--- Mehmet Amca o zaman şurada arabaya binelim ben seni evine kadar götüreyim. Tamam, anladım sen bana tana falan vermeyeceksin.
--- Ahmet adamı kızdırma ben hadımım derim. Sen kaç çocuğun var diye sorarsın!
--- Tamam, Mehmet Amca hakkını helal et, ben eskilere gidelim diye öyle konuştum.
--- Ne din Ahmet? Baban rahmetli ile ne günlerimiz geçti. Baban olaylara hep güzellikle bakar hiç kimse hakkında zanda bulunmaz kötülük düşünmezdi.
Çok kızdığında;
“La ilahe illallah muhammeden rasulullah” derdi.
Daha ötesinde de;
“VE LA HAVLE VELA KUVVETE İLLA BİLLAHİL ALİYYÜL AZİM”
Diyerek cümlesini tamamlardı.
--- Mehmet Amca sizinle Konya Etbalık Kurumuna, özel Adapazarı kombinalarına çok sığır kestirdik. O yıllarda Konya ve civarında özel mezbahalar yoktu ya Adapazarı ya da Afyon’a gidilirdi. Sonrasında Konya’da da özel mezbahalar açıldı
İçeri Çumra’da Mevlüt Elçi Çumra’da Yamanerler belli bir sure kesim yapmıştı.
O yıllarda besicilik yapanlar Yıldız Sokakta kahvehanede, sonrasında da kışın Belediye sinemasının altında Yaşar Kılıç’ın kahvesinde yazında önündeki parkta toplanılırdı.
Sohbetin yanında alış veriş de yapılırdı. Mal satacak olan da alacak olanda burada bulunurdu.
O yıllarda Çumra merkezde deftere tabii 200 aşkın besici vardı. Aynı zamanda Besiciler Kooperatifi vardı.
Ağırlık Bozkır, Hadim köylerinden gelerek Çumra’ya yerleşen hemşerilerimiz besicilik yapmakta idi.
Bunun yanında Onbaşılar, Koyuncular gibi İçeri Çumralı hemşerilerimiz ve Karkınlı Hayran amcada vardı.
Çevre kasaba ve köylerde de besicilik yapanlar hayvancılıkla uğraşanlar bulunurdu.
Tabi sonradan bu tablo değişti. Özellikle 1986 yılından sonra besicilik, hayvancılık kimlik ve gömlek değiştirdi.
Derken Yeşil Camii yanına geldim Kara Mehmet Amcayı evine indirdim. Elini öpüp duasını aldım.
Çumra’da bugün besicilik ve hayvancılığın durumunu göz önüne getirecek olursak;
Çumra daha ötesi Çarşamba havzasında madden güçlü tarlası tapanı olanların kurdukları küçümsenmeyecek ölçüde büyükbaş çiftlikleri kuruldu.
Bunun yanın Bozkır Soğucak Köyünden gelen hemşerilerimizin ağırlıklı olduğu celep dediğimiz hayvan alım satımı yapanlar var.”
Böylesi yazı yazmışım yorumu sizlere bırakıyorum!