Önümüzde günlerde sivil toplum örgütlerinin seçimleri var öyle değil mi?
Dolayısıyla bu alanda seçim sathına girmiş oluyoruz.
Bir büyüğümüz böylesi seçim sathına girildiği zaman şeytan da iş başı yapar. Derdi. Dolayısıyla söz getirip götüren, abartan daha ötesinde de iftira bile atılabilir. İftira edenin iddiasına cevap verdim vereceğim deyip ispatlarken seçim biter.
Onun için her sözün ardına düşmemek gerekir.
Öyle ise hazmetmek, sindirmek, duyumsamak mıdır?
Kelimenin tam sözlük anlamını söyleyecek olursak;
Sindirmek, elde edilen başarıyı, altında ezilmeden taşımak ya da uyum sağlamaktır.
Başka taraftan hoşa gitmeyen bir davranışı, sözü karşılıksız bırakmak, içine atmak katlanmak, dayanmak, sabretmek.
Yanılmıyorsam Hacıveyiszade merhuma zevattan biri gelmiş;
--- Hoca Efendi falan zadelerde yemekte idim. Falan Hoca Efendi sizin aleyhinizde konuştu. Deyince Hacıveyiszade merhum;
--- Peki, evladım yemekte ne vardı, neler yiyip içtiniz?
--- Efendim çok mükellef sofra idi. Çorbası, etlisi, sütlüsü, tatlısı, kahvesi çayı hepsi güzeldi Hocam! Deyince. Hoca Efendi;
--- Evladım o kadar yediğin yemekleri hazmettin de niye orada konuşulanları hazmetmeyip buraya kadar getirdin? Konuşulan her şeyi taşımamak gerektiğini ifade etmiş..
Böylesi laf söz taşıyanlara itibar etmemeliyiz. Edersek o zaman huzur rahat bulamayız.
Ziya Paşa’nın meşhur başka deyişle çok bilinen beyiti vardır;
“Ayinesi iştir kişinin lâfa bakılmaz,
Şahsın görünür rutbei aklı eserinde.”
Yapılanlar bellidir. Yörük sırtından kimse kurban kesmeye kalkmasın.
“ Marifet iltifata tabidir,
Müşterisiz mal zayidir.”
Yapılan güzel işlerin, yeteneklerin ve ve emeğin takdir gördükçe geliştiğini, değer verilmediği veya alıcısı çıkmadığı takdirde ise körelip boşa gideceğini anlatan Muallim Naciye ait meşhur sözdür. Alın cebinize koyun.
Elini taşın altına koyup özveriyle çalışanları muhakkak değerlendirmeli hizmete devam etmesi sağlanmalıdır.
Rahmetli Galip Erdem böylesi durum için;
“Derin bir uyku içindesiniz. Rahatsınız, huzurlusunuz, memnunsunuz! Olup bitenleri görememenin, uyandırılacağınızı düşünememenin keyfini sürüyorsunuz. Hiç uyandırılmamanızı isterdim.
Ama maalesef bir gün gelecek, uyandırılacaksınız. Yazık ki o zaman, "Artık çok geç" olacak! Bir daha uyumak böyle dursun, yatak bile bulamayacaksınız. Ve o vakit, sizin hesabınıza üzülmek yine bize düşecek!”
Ne güzel ifade etmiş değil mi?
Niyet hayır olursa, sonucu da hayırlı olur.