Konya Büyükşehir Belediyemizin geleneksel olarak düzenlediği Kitap Günleri bütün güzelliği ve olanca coşkusu ile devam ediyor.
Konya’nın bir yazarı olarak bendeniz de bu güzellikler içinde yer almanın mutluluğunu ve sevincini yaşıyorum. Gerek söyleşimle gerekse Selçukya ve Çimke standlarında düzenlenen imza günlerimle okuyucu ve dostlarım ile bir arada olmak bana büyük bir huzur veriyor.
Kitap günleri; gönüllerin buluştuğu, düşüncelerin sayfalardan taşarak insanlara ulaştığı, kültürün ve edebiyatın hayatımıza renk kattığı özel zamanlardır. Bu güzel buluşmaların en anlamlı anlarından biri de şüphesiz yazarların okurlarıyla bir araya geldiği imza günleridir. Bir yazar için kitabını imzalamak, yalnızca bir eserin üzerine adını yazmak değil; gönlünden süzülen düşünceleri, duyguları ve hayalleri okuruyla paylaşmaktır.
Bir kitabın ortaya çıkması, uzun bir emeğin, sabrın ve fedakârlığın sonucudur. Yazar, bazen aylarca, bazen yıllarca kelimelerle yolculuk yapar. Düşünür, araştırır, yazar, siler ve yeniden yazar. Her cümlesine bir anlam, her satırına bir duygu yükler. Eserini eline alınca ve okuyucu ile buluşunca bütün bu emeğin karşılığını bulmuş olur.
Kitap günlerindeki imza masası, bu emeğin mutluluğa dönüştüğü yerdir. İmza gününde okurun kitaplara yaklaşması, bir kitabı eline alışı, birkaç kelimeyle duygularını ifade edişi ve ardından hatıra olarak saklayacağı imzayı bekleyişi, kelimelerle anlatılması zor bir mutluluk meydana getirir. Bazen bir okurun içtenlikle söylediği, “Kitabınızı severek okudum” sözü, uzun bir emeğin bütün yorgunluğunu unutturmaya yeter.
Çünkü yazarlık, yalnızca yazmak değil, yazdıklarıyla bir gönülde yer edinebilmektir. İmza günlerinin güzelliği, insanların birbirini tanımasına, fikirlerin paylaşılmasına ve dostlukların kurulmasına vesile olur. Yazar, okurunun düşüncelerini öğrenir; okur da yazarı tanıma fırsatı bulur. Kitap sayfalarında başlayan yolculuk, yüz yüze kurulan samimi bir sohbetle daha da anlam kazanır. İmzalanan her kitap, yazarla okur arasında kurulan görünmez bir gönül köprüsüdür.
Bazen hiç tanımadığınız bir insan yanınıza gelir. Sizinle sohbet eder, düşüncelerini paylaşır ve bir hatıra fotoğrafı çektirmek ister. O an anlarsınız ki yazdıklarınız yalnızca kâğıt üzerinde kalmamış, bir başkasının dünyasına da dokunmuştur. İşte bu, kalem sahibinin yaşayabileceği en güzel duygulardan biridir.
Özellikle gençlerin bir yazarla tanışması, yazarlık serüvenini dinlemesi ve bir kitabın nasıl meydana geldiğini öğrenmesi, onların hayal dünyasında yeni kapılar açabilir. Belki de o gün bir yazarla tanışan genç, gelecekte kendi kitabını yazma hayali kurmaya başlayacaktır. Bu yönüyle kitap günleri, yalnızca bugünün okurlarını değil, yarının yazarlarını da yetiştiren önemli buluşmalardır.
Kitap günleri, aynı zamanda kültür ve medeniyet hayatımız açısından da büyük önem taşır. İnsanları kitap okumaya teşvik eder, gençlerin edebiyata ilgisini artırır, yeni yazarların yetişmesine ve okuyucularıyla buluşmasına imkân sağlar. Kitapların konuşulduğu, fikirlerin paylaşıldığı ve bilginin değer kazandığı bu ortamlar, toplumun kültürel gelişimine önemli katkılar sunar.
Elbette imza günlerinin mutluluğu, imzalanan kitapların sayısıyla ölçülmez. Bazen bir kişinin içten ilgisi, onlarca imzadan daha büyük bir anlam taşır. Önemli olan, kitabın kaç kişiye ulaştığından önce, ulaştığı insanların gönlünde nasıl bir iz bıraktığıdır. Çünkü gerçek başarı, yazılanların okunması kadar anlaşılması, hissedilmesi ve hayata taşınmasıdır.
Kitap günlerinde yaşanan güzel anlar, etkinlik sona erdikten sonra da hafızalarda yaşamaya devam eder. Yapılan sohbetler, okurların tebessümleri, dostlarla yapılan görüşmeler ve hatıra fotoğrafları, yıllar sonra bile aynı heyecanla hatırlanır. İnsan, o gün yaşadığı mutluluğu yeniden düşünürken emeğinin boşa gitmediğini hisseder.
Kitap günlerindeki imza günleri bir gönül buluşmasıdır. Kalemin duyguyla, kitabın okurla, emeğin takdirle buluştuğu bu özel anlar, yazarlık yolculuğuna ayrı bir anlam katar. Kitaplar insanları buluşturur, kelimeler gönüllere ulaşır, imzalar ise bu güzel buluşmaları unutulmaz bir hatıraya dönüştürür. Bir yazarın en büyük mutluluğu, kitabının bir rafta yer alması kadar, bir insanın gönlünde de yer bulduğunu görmektir.
Kitap günlerinde düzenlenen söyleşiler de yazarla okuyucular arasında gönül köprüleri kuran, bilgi ve tecrübelerin paylaşıldığı anlamlı buluşmalardır. Yazarların yazarlık yolculuklarını, eserlerinin ortaya çıkış hikâyelerini ve edebiyata, kültüre ve tarihe dair düşüncelerini paylaşmaları, dinleyicilere yeni ufuklar açar.
Bu söyleşiler, kitapların yalnızca okunup geçilecek eserler olmadığını, aynı zamanda üzerinde düşünülecek ve hayatımıza yön verecek değerler taşıdığını da gösterir. Söyleşilerde paylaşılan her düşünce, gönüllerde yeni bir kapı aralar; kurulan her cümle, edebiyata ve kültüre olan sevgiyi biraz daha güçlendirir.
Geçtiğimiz Pazartesi günü düzenlenen söyleşimde; Darbeler ve Filistin kitaplarımın özeti olarak, Müslümanlar üzerinde oynanan oyunlar ve yapılan planlardan, ülkemizde yapılan darbeler ve darbe girişimlerinden, Müslüman ülkelerin işgali ve sömürülmesinden, Filistin ve Gazze’de yıllardır uygulanan zulümden ve Kudüs’ün Müslümanlar açısından öneminden bahsettim.
Kitap günlerinde ağırlıklı olarak Filistin, Kudüs ve Gazze üzerine gerçekleştirdiğim söyleşim, yalnızca bir konu hakkında bilgi paylaşımı değil, aynı zamanda dinleyiciler nezdinde insanlığın vicdanına seslenilen anlamlı bir buluşma olmuştur.
Filistin’in 100 yıldır süren acıları, Gazze’de 3 yılı aşkın süredir yaşanan insanlık dramı, evlerinden ve sevdiklerinden koparılan insanların hikâyeleri, hepimizin yüreğinde derin izler bırakmaktadır. Bu söyleşide amacım, yaşananları unutturmamak, Filistin halkının sesini daha geniş kitlelere duyurmak ve insanlık vicdanını diri tutmaktır. Zira söyleşimde de belirttiğim gibi Filistin ve Gazze’de yaşayan kardeşlerimiz orada büyük bir imtihana tabi tutulurken bizler de burada imtihan içinde olduğumuzu unutmamamız gerekiyor. Bizim duamız en büyük silahımızdır.
Filistin’i, Kudüs’ü, Gazze’yi konuşmak, yalnızca bir coğrafyayı değil; insanlığı, merhameti, adaleti ve umudu konuşmaktır. Kalemler susmadıkça, vicdanlar diri kaldıkça Filistin unutulmayacak, Gazze’nin sesi gönüllerde yankılanmaya devam edecektir.
Bu vesile ile Konya Kitap Günleri’ni düzenlemenin yanında standları ve yazarları da ziyaret ederek gönül paylaşımı yapan, katılımcılarla sohbet eden Büyükşehir Belediye Başkanımız Uğur İbrahim Altay’a, Kültür Dairesi Başkanı Ahmet Çalışır ile çalışma arkadaşlarına ve emeği geçen herkese tekrar tebrik ve teşekkürlerimi sunuyorum. Nice Kitap Günleri’nde buluşalım İnşallah…
*** *** ***
Ülkemiz genelinde bir grup vatansever dostlarla beş yıldır şehit hikâyeleri yazarak kitaplaştırıyoruz. Birkaç ay önce çıkan beşinci cildimizde Azerbaycan Karabağ şehitlerini yazmıştık. İçinde 67 şehit hikâyesinin bulunduğu ‘Azerbaycan’dan 1 Şehit 1 Öykü 1 Şiir’ adlı kitabımızla ilgili şehit derneklerimizle birlikte Konya’da bir program yapmıştık.
Şimdi de Bakü ve Nahçıvan’da programlar yapmak, şehit aileleri ile görüşmek ve kitabı tanıtmak için Azerbaycan’a gidiyoruz. Siz bu satırları okurken biz ya havada veya Bakü’de olmuş olacağız.
22 Ekim Perşembe günü giderek bir dizi gezi ve programlardan sonra 29 Ekim Perşembe günü ülkemize döneceğiz İnşallah… Azerbaycan ile yıllardır kurulan ve devam eden kardeşliğimizin ve ‘İki Devlet Tek Millet’ anlayışı içindeki dostluğumuzun bozulmadan sürdürülmesini Rabbimden niyaz ederim. Sağlıklı ve mutlu yarınlar diliyorum.