Bir önceki yazımın başlığı FON DARBESİ idi.

O yazımda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a daha önce defalarca darbe girişimleri olduğunu kaleme almış, bu defa da kendisine Fon Darbesi yapıldığından bahsetmiştim. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da “Biz yapılan yanlışları, hırsızlıkları savunan başkalarına benzemeyiz” şeklindeki açıklamaları ile kendisine yapılan bu darbeyi savuşturmaya çalıştığını yazmıştım.

Bazı dostlar o yazım için; “Meseleye sadece darbe açısından bakarsak Ak Parti yaklaşan çığlığın altında kalır” şeklinde yorumlar yaparak Turgut Özal’ın, bakanı olan İsmail Özdağlar’ı Anayasa Mahkemesine göndermesini örnek verdiler.

Meseleye sadece darbe açısından bakmadığımı yazımın sonundaki şu cümlelerimden anlamaları lâzımdı:

“Bu olayda kamuoyunun ve halkımızın rahatlaması ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın zarar görmemesi için, öncelikle savcının mal varlıklarını dondurma talebinin kabul edilmesi ve o kadına beş ay gibi bir sürede 2 milyar TL. yi nasıl kazandığının hesabının sorulması gerekir. Ancak böylece Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın söylemleri yerini bulmuş olur.”

Bu yazımda konuya bakış açımın tam anlaşılması için daha açık yazmak istedim ve bu yazımın başlığına FON SOYGUNU koydum.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kurduğu kabinenin eski bakanı ve partinin genel başkan yardımcısı olan kadın eşi ile birlikte bir portföy şirketi aracılığı ile Özata Denizcilik Şirketinden Nisan ayı başlarında 163 milyon TL’lik hisse satın alıyorlar, 5,5 ay sonra 15 Eylül 2026’da 2,17 milyar TL’ye satarak fondan ayrılıyorlar.

Bu nedir? Bu normal şartlarda hiç kimsenin kazanamayacağı haksız bir kazançtır. Bu hırstır, tamahkârlıktır, gözü doymazlıktır, yapılan bir hile veya anlaşma ile elde edilen gayri meşru bir gelirdir, soygundur.

Bunu yapan sadece bu kadın mı? Elbette değil.

Edinilen bilgilere göre; Portföy yönetim şirketlerindeki toplam fon değeri 16 Eylül'de 349 milyar 638 milyon liraydı, tasfiye kararının alındığı 17 Eylül'de ise 122 milyar 511 milyon liraya geriledi.

Bu ne demek? SPK'nın tasfiye kararından hemen önce bazı kişiler 227 milyar lirayı fonlardan çekerek hesaplarını boşaltmış demek…

227 milyar TL. yi hesaplarından çeken kaç kişi? Tespit edilen 650 kişi… Fonlara para yatıran kaç kişi? 455 bin kişi… Yani eski bakan olan kadınla birlikte 650 kişi haksız kazanç elde etmiş. Bunların içinde 15 milyar, 11 milyar, 5 milyar, 3 milyar TL. elde eden kişiler var. Bunların bazıları yurt dışına kaçmışlar. Haksız kazanç elde ettiklerini bunun da suç olduğunu biliyorlar ki kaçıyorlar.

Geride kalan binlerce kişi ise mağdur. Bu mağdurların almaları gereken parayı 650 kişi almış. Burada bir de kul hakkı söz konusu…

Kim olursa olsun bunların hepsine yaptıklarının hesabı bir bir sorulmalıdır. Elde ettikleri haksız kazancın iki katı kadar parayı hazineye devretmelerini sağlamak için tüm mal varlıklarına el konulmalıdır. Zira yasa bunu emrediyor.

Bu kadar da yetmez. Daha ne yapmalı?

Portföy şirketi aracılığı ile Özata Denizcilik Şirketine yatırdıkları paranın kaynağı soruşturulmalıdır. Mesela eski bakan olan kadının kocası ile birlikte yatırdığı toplam 163 milyon TL. yi nereden bulduğunun da hesabı sorulmalı, bu konuda da soruşturma açılmalıdır.

Peki 650 kişinin haksız kazanç sağladığı bir olayda niçin sadece eski bakan olan kadının adı geçiyor?

Fon Darbesi dediğim olay bu işte… Maksat üzüm yemek değil, bağcıyı dövmek. Yani Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı yıpratmak ve bu olay üzerinden siyasi menfaat sağlamak.

İBB olayında bırakın olayın üstüne gitmeyi hırsıza sahip çıktılar. Bazı Belediye Başkanlarının ahlâksızca görüntüleri karşısında ses çıkarmadılar. Para kulesi görüntüleri karşısında sus pus oldular. İBB’de ve İBB şirketlerinde kayıp para miktarının 560 milyar TL. olduğu yazılıp çizildi. Savcının iddianamesine geçti. Rüşveti ve yolsuzluğu şikâyet eden kendi adamları olduğu halde, çok sayıda itirafçıya rağmen, pişmanlık yasasından yararlananlara rağmen, savcılara iletilen görüntüler ve belgeler olmasına rağmen, İmamoğlu’nun kendi danışmanının mahkemede verdiği ifadesine rağmen, hepsine koro halinde “Yalan” deyip çıktılar. Hırsızlar için günlerce süren destek mitingleri düzenlediler.

Kendi partilerindeki hırsızları destekleyenler, şimdi bu kadın olayında mal bulmuş mağribi gibi bas bas bağırmaya başladılar. Hırsına kapılmış, açgözlü, tamahkâr bir kadın koskoca camianın karalanmasına yol açtı. Buna sebebiyet veren bu kadının ve bu kadının arkasında kim varsa hepsinin burnundan fitil fitil getirilmelidir. Bu olay büyük bir temizliğe vesile olmalıdır. Kamuoyu ve halkımız ancak bu şekilde tatmin olur, ancak bu şekilde rahatlar.

Kendilerinin onlarca hırsızına sahip çıktığı halde bugün tamahkâr bir kadın yüzünden tozu dumana katanları mahcup etmek ve bu camianın hırsız sevenlere benzemediğini ispat etmek için, bu olayın ucu nereye uzanırsa uzansın üstüne gidilmeli, olay bütün açıklığı ile ortaya çıkarılmalı ve suçlulara acımasız bir şekilde hesap sorulmalı, en ağır müeyyideler uygulanmalıdır. Sağlıklı ve mutlu yarınlar diliyorum.