Türkiye Futbol Federasyonu’nda acayip bir hareketlilik var… Bir tarafta devam eden soruşturmalar… Bir tarafta hakemlik sistemi… Bir tarafta yönetim içerisindeki tartışmalar… Öbür tarafta A Milli Takım ve Montella…

Anlayacağınız Türk futbolunda hangi taşı kaldırsanız altından başka bir mesele çıkıyor!

Gözler doğal olarak TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu’nda…

Peki, Hacıosmanoğlu “buraya kadarmış” deyip koltuğundan kalkar mı?

Ben pek ihtimal vermiyorum…

Zaten yaptığı son açıklamalar da, bavulunu toplayıp gitmeye hazırlanan bir federasyon başkanı görüntüsü vermiyor…

Tam tersine…

“15-20, belki 30 yıllık futbol kokuşmuşluğunu iki yıllık başkanlığıma mal etmeyin” diyerek kendisine yöneltilen eleştirilere karşı restini çekti!

Eyvallah…

Türk futbolunun bütün günahını iki yıldır görevde olan bir başkana yüklemek elbette doğru değil…

Ama!

O iki yılın hesabını da birilerinin vermesi gerekiyor…

Federasyonun başında kim var?

İbrahim Hacıosmanoğlu…

MHK kime bağlı?

Türkiye Futbol Federasyonu’na…

Hakemlik sistemi hangi kurumun çatısı altında?

Yine TFF’nin…

O halde futbol kamuoyunun, “Bu iki yılda neler oldu?” diye sormasından daha doğal ne olabilir?

Hacıosmanoğlu istifa etmez…

Peki, yönetiminde değişiklikler yaparak yoluna devam eder mi?

Olabilir…

Bazı yönetim kurulu üyeleri ayrılır mı?

Şaşırmam…

Olağanüstü seçimli genel kurul kararı alınır mı?

Onu da önümüzdeki süreç gösterecek…

Yönetim içerisinde böyle bir seçeneğin konuşulduğu, hatta bazı isimlerin bunun üzerinde ısrarcı oldukları futbol kulislerinde yüksek sesle dillendiriliyor…

Ben demiyorum…

Konu komşu öyle diyor!

Ben onların yalancısıyım…

Fakat mesele Hacıosmanoğlu’nun gidip gitmemesinden çok daha büyük…

Çünkü Türk futbolunun önünde artık sadece bir “başkanlık” tartışması yok…

Bir güven problemi var…

Hakemlere güven tartışılıyor…

MHK tartışılıyor…

Atamalar tartışılıyor…

Klasmanlar tartışılıyor…

Federasyon tartışılıyor…

Milli Takım tartışılıyor…

Kısacası futbolun hemen hemen bütün kurumları tartışılır hale gelmiş durumda…

Böyle bir ortamda birkaç koltuğun sahibini değiştirerek, “tamam, mesele çözüldü” demek mümkün mü?

Bence değil.

xxx

Adalet Bakanı Akın Gürlek’in Türk futbolunda yürütülen soruşturmalara ilişkin yaptığı açıklamaları da son derece önemsiyorum…

Çünkü artık konuştuğumuz konu yalnızca futbolun kendi içindeki tartışmalar değil…

Dosyalar adli makamların önünde…

Hakem görevlendirmeleriyle ilgili iddialar var…

Klasmanlarla ilgili iddialar var…

Mobbing iddiaları var…

Bahis, şike ve teşvik primi başlıklarında devam eden incelemeler var…

Burada dikkat edilmesi gereken ince bir çizgi var.

Kim suçlu, kim suçsuz?

Buna biz karar veremeyiz…

Gazeteci hiç veremez…

Kararı verecek olan bağımsız Türk yargısıdır…

Nokta…

Ama adli sorumluluk başka şeydir…

İdari sorumluluk başka şey…

Bir insanın suç işlemiş olduğunun tespiti mahkemenin görevidir…

Ama yönettiğiniz kurumda böylesine büyük tartışmalar çıkmışsa, kamuoyuna “Benim burada hiç sorumluluğum yok” deme şansınız da yoktur…

Onun için Federasyon yönetiminin önündeki mesele sadece kimin istifa edeceği değildir…

Asıl mesele şudur: Türk futboluna kaybolan güven nasıl geri getirilecek?

Benim çok beğendiğim bir atasözü var, “Güven ruh gibidir, bir kere terk ederse bedene geri dönmez” diye…

Yetkili ve etkili abiler; minicik de olsa bir güvenimiz var, onun da içine etmeyin!

MONTELLA MESELESİ

Gelelim Montella’ya…

Vincenzo Montella’nın A Milli Takım’ın başına getirilmesine destek vermiştim…

Hatta Alman Stefan Kuntz’dan boşalan Milli Takım Teknik Direktörlüğü için Montella’nın adı konuşulurken, Adana Demirspor’da birlikte çalıştığı Cengiz Hoşfikirer ile görüşmüş ve düşüncelerini yazmıştım…

Hoşfikirer, Montella’yı kibar, sözünde duran, oyuncularla ilişkileri güçlü, kendi oyununda ısrar eden ve iyi bir taktisyen olarak tarif etmişti.

Özellikle de saha çalışmalarındaki titizliğini ve oyuncularına pozisyonları adeta ezberletmesini anlatmıştı…

O gün şartlar içerisinde Montella tercihini doğru bulmuştum…

Bugün?

Bugün başka şeyler konuşuyoruz…

Çünkü futbol dünle değil, bugünle yaşıyor…

Bir teknik direktör geçmişte doğru işler yaptı diye sonsuza kadar eleştiriden muaf tutulamaz…

Aynı şekilde üç maç kaybetti diye de bütün yaptığı doğrular çöpe atılamaz…

Eyvallah…

Montella’nın artıları var mı?

Var…

Olmasa zaten yıllardır Milli Takım’ın başında tutulmazdı…

Türkiye’yi uzun yıllar sonra Dünya Kupası atmosferine taşıması da görmezden gelinecek bir şey değil…

Ama eksileri?

Onlar da artık ciddi şekilde masada…

Saha sonuçları…

Oyuncu tercihleri…

Bazı isimler üzerindeki ısrarı…

Formda olan oyuncuyla olmayan oyuncu arasındaki tercihleri…

Zaman zaman futbol kamuoyunda “duygusal seçimler yapıyor” düşüncesinin oluşması…

Ve en önemlisi Milli Takım’ın son dönemde ortaya koyduğu görüntü…

Bunların hepsi Montella’nın hanesine eksi olarak yazılıyor…

Teknik direktör dediğiniz insanın kaderini eninde sonunda saha sonuçları belirler…

Futbolun raconu budur.

xxx

Şimdi TFF yönetimi bir karar verecek…

Ama bana sorarsanız önce kendi durumlarını masaya yatırmaları gerekiyor…

Çünkü kendi geleceği tartışmalı olan bir yönetimin, Milli Takım teknik direktörünün geleceği konusunda vereceği karar da ister istemez tartışılır…

Önce Federasyon…

Sonra MHK…

Sonra Montella…

Sıralamanın böyle olması daha doğru…

Yoksa bütün faturayı Montella’ya kesip, “Hocayı gönderdik, Milli Takımı kurtardık” demek işin en kolay tarafı…

Montella gider…

Başka biri gelir.

MHK Başkanı gider…

Başka biri gelir…

Federasyon Başkanı gider…

Başka biri gelir…

İyi de sistem aynı kaldıktan sonra ne değişecek?

İsimler değişir…

Tabelalar değişir…

Koltuğa oturanlar değişir…

Ama anlayış değişmezse Türk futbolu altı ay sonra yine aynı şeyleri konuşur.

xxx

Bugün Türk futbolunun yaşadığı şey basit bir yönetim krizi değil…

Hakem krizi hiç değil…

Montella meselesi de tek başına değil…

Yaşanan şey bir güven krizi…

Taraftar sahada gördüğüne güvenmek istiyor…

Kulüp başkanı yaptığı yatırımın masa başında heba edilmediğine inanmak istiyor…

Futbolcu emeğinin karşılığını almak istiyor…

Hakem arkasında başka hesaplar olmadığına insanları inandırmak istiyor…

Milli Takım taraftarı da sahaya çıkan on birin formaya göre seçildiğini görmek istiyor.

Çok mu şey istiyor insanlar?

Hayır…

Futbol dediğin zaten güven üzerine ayakta kalır.

O güveni ortadan kaldırırsanız geriye sadece 22 kişinin bir topun peşinden koşması kalır…

Onun da kimseye faydası olmaz…

Onun için Hacıosmanoğlu gider mi, kalır mı?

Montella gönderilir mi, gönderilmez mi?

Yönetim değişir mi?

MHK yeniden mi kurulur?

Bunların hepsi önemli…

Ama asıl soru şu: Türk futbolu bu yaşananlardan gerçekten ders çıkaracak mı?

Yoksa birkaç kişi koltuğundan kalkacak, birkaç yeni isim gelecek ve biz altı ay sonra yine aynı yazıları mı yazacağız?

Bilemem…

Ama bildiğim bir şey var; bu saatten sonra Türk futbolunun makyaja değil, ciddi bir temizliğe ihtiyacı var.

Gerisi hikâye…

Son sözüm mü?

Türk futbolunu bilgisi olup yetkisi olmayanlara teslim edip, yetkisi olup da bilgisi olmayanlardan kurtarmak lazım…

Bu kadar.