Bir sabah düşledim Gazze’de ki çocuklara
Güneş doğsun istedim korkusuzca gözlerine
Kuşlar konsun yeniden yıkılmış pencerelere
Anneler ninniler söylesin uyuyan bebeklerine
**
Oysa şafak sökmeden karanlığa gömüldü gün
Bir çocuğun avucunda yarım kaldı oyun
Duvarlar sustu birden, sokaklar öksüz kaldı
Gökyüzü unuttu sanki maviliği baharı
**
Hangi düş sığar şimdi küçücük mezarlara
Hangi ninni ses olur susmuş dudaklara
Bir anne evladının kokusunu ararken
Hangi söz teselli olur yüreği parçalanana
**
Ben çocukların gözlerinden şafak devşirmek istedim
Her bakışa bir ömür her gülüşe bir bahar istedim
Daha adını yazmadan hayatın sayfalarına
Kaderin karanlığına düşen fidanları düşündüm
**
Birinin cebinde taş birinin elinde oyuncak
Birinin düşü okul birinin ki uçurtma uçurmak
Ne bilirdi çocuklar savaşın soğuk yüzünü
Neden onlara dar geldi dünyanın gökyüzü
**
Ey insanlık, hangi vicdan taşır bu yükünü
Hangi yürek görmez bir çocuğun boyun büküşünü
Bir lokma ekmek için uzanan o küçücük eller
Neden kana bulanır, neden sahipsiz kalır düşler
**
Gazze’nin gecelerinde yıldızlar ağlar şimdi
Her yıldız bir çocuk, evler karanlık şimdi
Toprak örter bedenleri, örtemez hakikati
Hiçbir zalim silemez masumiyetin izini
**
Ben yine de bir sabah doğsun istiyorum
Çocukların gözlerinde şafaklar arıyorum
Ne bomba sesi duysunlar ne ayrılık ağıdı
Her çocuk kendi evinde yaşasın çağını
**
Bir gün güller açarsa yıkılmış bahçelerde
Bir kuş yuva kurarsa kırılmış dallar üzerinde
Bilinsin ki umut ölmez, zulüm sonsuz değildir
Çocukların hakkı olan yarınlar sahipsiz değildir