Bizden önce yaşamışlarımızın dahası Atalarımızdan bize kalan miras kalan güzellikleri baş tacı ederiz değil mi?
Bu mirasları hovardaca harcayıp tarumar etmemeliyiz ki, bizden sonraki gelen nesiller ktlu miras bırakalım.
Atasını azarlatanlardan olmayalım. Atalarımızın tecrübe yüklü öğütlerini dinleyelim ve mümkün olduğu kadar da uygulayalım başka deyişle hayatiyete geçirelim.
Bazı yetkili makamlarda bulunanlar kaş yapacağım derken göz çıkarmaya devam ediyorlar. Örnek olarak 30 yıl yapılmış sağlıklı spor yapılan sahayı sentetik sahaya çeviriyorlar.
Tarım Meslek Lisesi arazisinden Selçuk Üniversitesi için ayrılmış olan arsanın yok Huzur Evi yapalım, olmadı Toplu Konut yapalım olmadı şıunu yapalım oyalanıp arazi Ziraat Fakültesinin deneme sahası kullanılmaktadır.
Eskilerin ifadesi ile bu araziyi sahi aslına ne zaman rücu ettireceksiniz yani Fakülteler, Yüksek okulları ne zaman yaptıracaksınız ey yetkili, etkili efendiler?!
Bizden önce yaşamışlarımızdan anlatılan fıkramsı ve ibret dolu yaşanmışlıklar var. Bazıları cebimizde durur zaman zaman sayfalarımdan sizlerle paylaşıyorum.
Amcamız parasına kıyarak manifaturacıdan çok değerli kumaş alır ve takım elbise dikmesi için terziye götürür. Terzi amcamızın ölçüsünü deftere kayıt eder. Prova zamanı geldiğinde sana haber veririm. Der
Belli zaman geçmesine rağmen terzi amcayı çağırmaz. Amca kendisi gider;
--- Benim elbisenin provasını ne zaman yapacaksın? Diye sorar.
--- İşler çok kalabalık gelecek hafta yaparım. Der. Bir hafta geçer. Dükkana varır;
--- Usta ne oldu elbisenin provası?
--- Senin kumaş takım elbisye yetmiyor sana sadece çeket çıkar.
--- Tamam çeket olsun yap provayı!
--- Bugün izin ver önümüzdeki hafta gel. O hafta gelir bu sefer terzi efendi senin kumaştan çektette çıkmıyor, gömlek dikelim, şunu dikeyim bunu dikeyim . En sonunda terzi senin kumaştan sana saat kabı diksem olmaz mı?
Tıpkı bu acemi iş bilmez terzi gibi Müzeyi Kültür evi Selçuk Üniversitesine ayrılan yeri huzur evi olmadı toplu konut yapalım eee sizin acemi terziden farkınız ne o zaman?
“Haklı olmak kaba olmayı gerektirmez. Doğruyu söylemek gönül kırmayı gerektirmez.
Bir yanlışı düzeltmek insanı küçük düşürmemeyi gerektirmez.
Çünkü hakikatin bir edebi vardır.”
Öncesi ve sonrası derken bir şeyler anlatabildik mi?